| Suyugüzel |
|
SUYUGÜZEL KÖYÜ Suyugüzel Köyü coğrafyası, antik çağlardan itibaren iskan görmüştür. Kül Höyük bu yerleşmlerden en önemlisidir. Suyugüzel Köyü'nün sınırları içinde bulunan Kül Höyügün kuzey-güney istikametinde çapı yaklaşık 274 metre doğu-batı istikametinde 214 metre yüksekliği 13 metredir. Yer yer kaçak kazı izleri görülmektedir. Çanak-çömlek parçaları, M.Ö. l binin ikinci yarısına aittir. Özellikle I. döneme ait boyalı seramik parçaları çok sayıda ele geçmektedir. Bu bölgedeki höyüklerden toplanan seramik parçaları arasında, M.Ö 3. ve 2. bin seramiğine az da olsa rastlanmıştır. Külhöyük'den toplanan M.Ö. l binin ikinci yarısına tarihlenen seramik türü bu bölgede çok yaygın olarak kullanılmıştır. (Sachihiro Omura, “1992 Yılı İç Anadolu’da Yürütülen Yüzey Araştırmaları”, s. 323.). Suyugüzel Köyü'nün eski adı "SOYU GÜZEL"dir. Ankara Vilayeti, Balâ kazası, "Tabanlı" nahiyesine bağlı olan "Soyu Güzel Balâ" (Yukarı Soyu Güzel) köyü 17 hane ve 69 nüfusludur. "Soyu Güzel Zîr" (Aşağı Soyu Güzel) köyü ise 17 hane ve 66 nüfusludur (Balâ Nüfus Sicil Defteri, Tabanlı Nahiyesi, 2. cilt). Başbakanlık Osmanlı Arşivlerinde bulunan 30 Temmuz 1903 tarihli bir belgede (Tarih: 01/Za/1321 (Hicrî) Dosya No:50 Gömlek No:38 Fon Kodu: DH.TMIK.S..) "Ankara'ya tabi Bala kazası karyelerinden Sufîler (Sofular) ve Soyu Güzel (Suyugüzel) karyeleri (köyleri) ahalisinin, Konya Aşiretlerinden Belikanlıların kendilerini sürekli taciz etmesi hasebiyle hanelerini başka bir mevkiye naklettikleri" kayıtlıdır. Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi 601 nolu defterin 105. sayfa 121. sırasında kayıtlı Ankara′da “Hacı Bekir oğlu Mehmed Mustafa Efendi bin Hacı Bekir Ağa Vakfı”na ait 11 Muharrem 1327 târihli vakfiyenin yeni harflere çevrilen sûretidir.
Hulâsa-i Vakfiye: 2297
İşbu vakfiye Gurre-i Rebî‘u′l-âhir 330 târihinde sudûr iden irâde-i aliyye mûcibince kayıd olunmuştur.
Bâla Nâibi es-Seyyid Mehmed Tevfîk
Ankara Vilâyeti Celîlesi dâhilinde Bâla Kazasının Suyu güzel Zir Karyesinden Hacı Bekir oğlu Mehmed Mustafa Efendi bin Hacı Bekir Ağa nam kimesne kazâ-i mezkûr mahkeme-i şer‘iyesinde ma‘kûd meclis-i şer‘i münîrde zikri âtî vakfıne li-ecli′t-tescîl mütevellî nasb ve ta‘yîn idûb tevliyet-i mezkûreyi kabul iden mukâvelât Muharriri Mustafa Efendi bin Abdullah muvacehesinde ıkrâr-ı sahîh-i şer’ı ve i‘tirâf-ı sarîh-i mer’ı idûb vakf-ı âtî’z-zikrin sudûrune değin yedimde müstekıllen malîm ve mülküm olan mezkûr Suyu güzel Karyesi Câmi-‘i Şerîfi ittisalinde vâki‘ ve tahdîd-i hududdan müstağnî tahtânî iki göz dükkan ve kezâlik karye-i mezkûre derûnunde vâki‘ ve tahdîd-i hududdan müstağnî tahtânî iki odadan ibâret bir bâb îcâr hanemi hasbeten lillâhi′s-Samed vakf-ı sahîh-i müebbed ve habs-i sarıh-i muhalled ile vakf ve habs idûb şöyle şart ve ta‘yîn eyledim ki; Mezkûr dükkan ve îcârhâne alâ mâ ceret bihi′l-âde bâ yed-i mütevellî talibine îcâr olınup ve bi-fazli′llâhi te‘âlâ icâre-i hâsıladan virgüyi senevîleri ba‘de′l-edâ meblağ-ı mütebâkiyeden şehrî otuzdan senevî üçyüzaltmış guruş karye-i mezkûre ahâlisinin müceddeden inşâ eylediği Câmi‘-i şerîfde hatîb olan zâta ve şehrî onardan senevî yüzyirmi guruş dahî Câmi‘-i şerîf-i mezkûre İmâmına ve mütebâki her ne kalur ise sülüsânı bâ yed-i mütevellî istirbâh olınup vakf-ı mezkûrun ve inde′l-îcâb Câmi‘-i şerîf-i mezkûrun ta‘mîr ve termîmine sarf ve sülüsü bâkî dahî cihet-i tevliyet ola. Ve ben lâbis-i libâs-ı hayat oldukça vakf-ı mezkûrun tevliyeti bâna, vefâtımdan sonra bâtnen ba‘de bâtnin evlâd-ı evlâd-ı evlâd-ı zükûrumun ekber ve erşed ve aslahına ve ba‘de′l-ınkıraz mezkûr Suyu güzel Karyesi ahâlisinin intihâb ve hâkim-i Kazanın tensîb idecegi ehil ve erbâbına meşrûta ola. Ve mâ dâme′l-hayat vakf-ı mezkûrun tebdîl ve tagyîri ve teksîr ve tevfiri her kerrede yedimde ola. Ve bi-emrillâhi teâla mürûr-ı zaman ve kürûr-ı a′vâm ile icrâyı şerâit-i müte‘azzir olur ise mâ hasal vakfım mutlakâ fukara-yı müslimîne sarf oluna” deyû mezkûr dükkan ve îcârhaneyi fâriğan ani′ş-şevâgil mütevellî-i mûmâ-ileyhe teslîm ol dahî vakfiyet üzere kabz ve tesellüm ve “mütevellî-i sâirenin evkafda tasarrufları gibi tasarruf eyledi” didikde ğıbbe′t-tasdîk vâkıf-ı mûmâ-ileyh tekrar kelâma ağazla “vakf-ı akar İmâmü′l-A′zâm ve Hümâmü′l-efhâm sirâcü′l-eimme hazretleri indinde menzile-i âriyetde olmağla rücû‘ meşru‘ ve İmâm Muhammed ibn Haseni′ş-şeybâni hazretleri katında dahî vakıf menafî′i vakfı nefsine şart ile vakıf bâtıl olduğuna binâen vakf-ı mezkûrden rücû‘ ve mezkûr dükkan ve îcârhaneyi ke′l-evvel mülküme istirdâd iderim” diyicek mütevellî-i mûmâ-ileyh dahî “ârif-i Samadânî Ebû Yûsuf eş-şehîr bi′l-İmâmi′s-sâni hazretleri katında vâkıf mücerred ‘vekaftü’ dimekle ve İmâm Muhammed ibn Haseni′ş-şeybâni hazretleri indinde dahî teslîm ile′l-mütevellî olmağla vakıf sahîh ve lâzım oldu” deyû red ve teslîmden imtinâ‘ ile terafu‘a râfi‘an ve fasl u hasme rağıbân olduklarında tarafeynin edille ve berâhine ba‘de′n-nazar kavâidi hayri evlâ ve teşyidi mebâni vakf-ı ahra görülüb âlimen bi′l-hılâfi′l-cârî beyne′l-eimmeti′l-eşrâfi vakf-ı mezkûrun sıhhat ve luzûmune kazâ-i mer‘î olunmağın vakf-ı mezkûr sahîh ve lâzım olup min bâd nakz ve ibtâli mümteni‘u′l-ihtimal oldu. Cerâ zâlike indî ve hurrire fi′l-yevmi′l-hâdi aşer min şehri Muharremi′l-harâm li-sene seb‘a ve ışrîne ve selâse mietin ve elf. (11 Muharrem 1327)
Kızılırmağa karışan “Sofular Çayı”nı besleyen bir dere yatağında bulunan köy, ilçeye uzaklığı 24 km. uzaklıktadır. Sağlık Ocağı ve İlköğretim Okulu vardır. Tarım ve hayvancılık yapılmaktadır. Kaynak: Abdülkerim Erdoğan, Adım Adım Ankara, Ankara Büyükşehir Belediyesi Yayınları, 2. Baskı, Ankara-2008. Copyright © |









![]() | Bugün | 268 |
![]() | Dün | 380 |
![]() | Bu Hafta | 2821 |
![]() | Bu Ay | 8113 |
![]() | Toplam | 200118 |
| HakkımızdaHizmetlerimizReferanslarReyhan Yayınları |
Copyright © 2005 - 2012 Ankarasevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Portalı.
Designed by JoomlArt.com
Joomla! is Free Software released under the GNU General Public License.