Skip to content
AnkaraSevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Araştırma Portalına Hoşgeldiniz:
Cumhuriyet ve Başkent Ankara

44

CUMHURİYET VE BAŞKENT ANKARA

Abdülkerim Erdoğan
Gökçe Günel
Mehmet Narince

 

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Yayınları

Birinci Baskı: 2007
İkinci Baskı: 2009

 

“Cumhuriyet ve Başkent Ankara” isimli bu çalışmamızda; Milli Mücadele’nin kazanılması sonucu ve “Milli irade”nin tecellisi olarak kurulan “Türkiye Cumhuriyeti”nin kuruluş hikayesini; Osmanlı Devleti’nin bir “vilayet” merkezi olan Ankara’nın, Türk istiklaline yaptığı merkezliğin nişanesi olarak verilen “başkent”lik unvanını hak etme hikayesini anlatmaya çalışacağız.

1907 yılı “Ankara Vilayeti Salnamesi”ne göre, vilayetin merkez sancağı olan “Ankara Sancağı”nda 9 kaza ve 9 nahiye bulunmaktadır. 344.019 Müslüman, 19.531 gayr-i müslim olmak üzere toplam 363.550 nüfusu vardır. Kayseri, Yozgat, Kırşehir ve  Çorum sancakları da Ankara vilayetine bağlıdır.

Ünlü seyyahımız Evliya Çelebi bu şehir için “Kıyamete kadar Müslüman Türkün elinde kalması” için dua etmiş; Osmanlı şairi Abdüllâtif Râzî, bu şehir için 1700’lü yıllarda “Ankara medhiyesi“ yazmış ve “Ey kerîm olan, ulu ve cömert olan Allah'ım, bu Râzî kulunun gönlünü hoş eyle, onu sevindir. Duasını kabul et de, Ankara benzerlerinden üstün olsun” diye niyazda bulunmuş; 19. yüzyılın başlarında yaşamış ünlü mutasavvıf şair Bitlisli Müştak Baba da, Ankara’ya geldiği zaman, sırlar dolu bir gazel yazar ve Ankara'nın 1923 senesinde “başşehir” olacağına dair bu şiirinde açık işaret verir. 1907 yılında Ankara Valisi olarak görev yapan Reşit Bey ise anılarında o günlerin Ankara’sını “meşrutiyetçi” gözüyle “1907 yılı şubat ayı içinde Ankara'ya vali olarak geldim. Ankara şehri etrafı siyah taşlı yıkık mezarlıklarla çevrilmiş büyükçe bir köydü. Ufak bir mahalleden başka her tarafı haraptı. Her şehirde güvercin, kumru, serçe gibi kuşlar bulunurdu. Ankara'nın kuşu, üst katı yıkılmış, yahut ihmal edilerek camsız, çerçevesiz, sıvasız bırakılıp harabeye yüz tutmuş evlerin damlarında, bir de siyah mezar taşları üzerinde tüneyen baykuşlardan ibaretti” diyerek, baykuş’un viranesindeki “milli cidal define”sinin farkına varamaz. Refik Halit Karay ise 1917 yılında “Meşrutiyet Ankarası”nı anlatırken şahit olduğu meşhur “Hisarönü yangını”nı “Neron'un tutuşmuş Roması”na benzetir ve “Kızılbey Mezarlığı”nın “delisi”ni bir türlü anlayamaz.

Mustafa Kemal Paşa, Milli Mücadele yıllarının başlangıcında Türkiye Hükümeti’nin idare merkezini, yani başkenti İstanbul’dan Anadolu’ya taşıma fikrini savunuyor, bu görüşünü başkalarıyla paylaşmayı erken buluyor, dolayısıyla da gündeme getirmiyordu. Gönlünde ise başşehir için Ankara vardı. Yunan orduları ile cephelerde savaş devam ederken, “Makkarr-ı İdaresi” şehri, yani başkent konusu ilk defa Türkiye Hükümeti tarafından, 28 Kasım 1920 günü yaptığı toplantıda gündeme gelir ve bir “Payitaht komisyonu” (Başkent komisyonu) kurulmasına karar verilir. Büyük Millet Meclisi, 31 Ocak 1921 günü, “Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal” ünvanı ile imzası bulunan Bakanlar Kurulu Kararnamesi görüşülür. Kararnamede İstanbul şehri bir “merkez-i merasim” olarak devamlı muhafaza edileceği belirtilir.

Milli mücadelenin devam ettiği bu günlerde bağımsızlık hareketini engelleyebilecek ve merkezi hükümetin karar vermesini olumsuz etkileyebilecek şartların da gözönünde bulundurularak, bir an önce hükümetin rahat çalışabileceği, fabrika ve diğer kurumlarını kurabileceği bir başkente ihtiyaç olduğu, Anadolu'nun en emin ve güvenli bir şehrinin seçilerek, bu şehirde bağımsızlık mücadelesinin sürdürülmesi vurgulanır.

Kurulan “Payitaht komisyonu” çalışmalarında dikkat edilmesi gereken hususlar belirlenir. Hükümet merkezinin kurulması için baharda gerekli her türlü çalışmaların başlatılıp, 1921 senesi kışında hazır hale getirilmesi kararlaştırılır. Hükümetin kararnamesi Mecliste görüşülür ve oylama yapılır. Oylama sonucu başkentin İstanbul'dan Anadolu'ya taşınması teklifi, 26'ya karşı 71 oyla reddedilir. Mustafa Kemal Paşa’nın Anadolu’da bir başkent fikri kabul görmez. Mustafa Kemal, bu konunun hallini ikinci dönemde seçilecek milletvekilleri ile çözme ümidiyle tehir eder.

Mustafa Kemal Paşa “Ankara sevdası”nı ilk defa 30 Nisan 1921’de Ankara’ya gelen Fransız kadın Gazeteci Berthe George Gaulis’a “Siyasi başkentimiz Anadolu'nun ortasında kalacaktır. Batının ve doğunun temsilcileri bizimle bu başkentte temas edeceklerdir. Bu başkentte her türlü diplomatik meseleler görüşülecektir. Bu başkentte memleketin iç ve dış politikası idare edilecektir. Bu başkentte milletin sinesinden doğan hükümet çalışacaktır.” sözleriyle ima eder.

Milli Mücadelenin “kara günleri”nde 1921 yılının Ağustos ayında Ankara’ya “kara haberler” gelmeye başlar. Yunan devleti “karanlık” emellerinin peşine düşmüş, Yunan ordusu büyük “Ankara Harekatı”nı başlatır ve Sakarya’ya dayanır. Yunan Başkomutanı, “Hedefimiz Ankara” der, Yunan Savunma Bakanı ise Ankara’nın işgali için “5 Eylül 1921 günü Ankara'da randevu” verir. “Kara tren” Ankara garına vagonlar dolusu yaralı gazi taşımaya başlar ve 15 Ağustos 1921 Kurban Bayramı’nın birinci günü, kurbanlık “kara koyun”lar kesilir. Bu “karanlık günler”de Ankara’nın Kayseri'ye taşınması gündeme gelir. 22 Ağustos 1921 günü Meclis’te yapılan gizli görüşmelerden sonra “Dahiliye Vekâleti (İçişleri Bakanlığı) Bütçesinin harcırah faslına tahsisatı munzama (ödenek ayrılması) verilmesi ve Meclisin Kayseri'ye naklinin efkârı umumiye ve yabancı devletler hakkında bırakacağı menfi (olumsuz) tesirler nazarı dikkate alınarak, naklin bir müddet tehiri muvafık (uygun) görüldü” kararı çıkar. Böylelikle Ankara, kara günlerde de “başşehir”lik adaylığı hakkını korur.

Gazi Mustafa Kemal, 16 Ocak 1923 günü İzmit'te İstanbul gazeteleri başyazarlarına bir demeç verir ve başkent konusunda Ankara’nın kesin adaylığını “Esasen gelişen olaylar da orasını (Ankara) merkez yapmıştır. İstanbul birçok nokta-i nazarlardan mevkiini, şerefini yine mahfuz tutacaktır. Ankara'da oturmakla beraber yine İstanbul'dan daima istifade edeceğiz.” ifadesiyle açıkça beyan eder.

Gazi Mustafa Kemal Paşa önderliğinde Anadolu insanı, tarihde emsali az görülen bir kahramanlık ve bağımsızlık mücadelesi vererek “Büyük zaferi” kazanmış, düşman devletler emellerini gerçekleştirememenin ağır yenilgisi ile “geldikleri gibi gitmişler”dir. Milli Mücadele yıllarında Ankaralı, devamlı Mustafa Kemal’in yanında olmuş, İzmir’den Ankara’ya döndüğü gün onu  “hemşehri”  ilan etmiş, bunun üzerine Mustafa Kemal Paşa’da Ankaralılara: “Beni Ankara'nın onurlu hemşehrileri arasına katılmaya davet etmek suretiyle beliren iltifatınıza en içten duygularımla teşekkür ederim. Sevgili milletimizin bütün dün-yanın düşmanlığına karşı zaferle sonuçlandırdığı Kurtuluş Savaşı tarihinde, Ankara adı, en üstün yerini koruyacaktır. Bu mücadeleye başladığımız zaman karşılaştığımız güçlüklerin büyüklüğü hepinizce bilinmektedir. Kimilerinin aşılmaz saydığı bu güçlükler karşısında sizler bir dakika tereddüt etmediniz ve üç yıl önce Sivas'tan Ankara'ya geldiğim zaman, bir örneğini geçen gün göstermiş olduğunuz içten ve yürekten sevgi gösterileriyle beni kollarınız arasına aldınız...” ifadeleriyle cevap verir.

Gazi Mustafa Kemal’in isteği üzerine, Dışişleri Bakanı İsmet Paşa ve on üç arkadaşı tarafından, 9 Ekim 1923 günü bir maddelik kanun teklifi Meclis’e sunulur. Meclis’e sunulan bir maddelik kanun teklifi layihasında “Ulusumuzun en değerli yörelerinden İstanbul'umuz İslâm Halifeliğinin merkezi olarak durumunu, İslâm dünyası içinde ayrı ve özgü kılarak Türk Ulusu'nun savunmasına emanet edilmiş olarak sonsuza kadar koruyacaktır. Öbür yandan Türkiye Devleti'nin yönetim merkezi için Büyük Millet Meclisi'nin de karar verme zamanı gelmiştir. Bu devletin merkezini belli etmek için temel olacak düşünce, yeni Türkiye'nin yönetim merkezinin Anadolu'da ve Ankara ilinde seçilmek gereğinin…” ifadeleri yer alır. Kanun teklifi Meclis komisyonlarında hiç bekletilmez. 10 Ekim günü Layiha Komisyonu’ndan geçer ve aynı gün Anayasa Komisyonu da teklifi uygun bulur. Komisyonlardan bir günde geçen tasarı, 13 Ekim 1923 günü Meclis Genel Kurulu’na gelir. Genel Kurul’da görüşmeler yapılır. Büyük çoğunlukla kabul edilir ve kanun metninde “Türkiye Hükümeti’nin makkarır  idaresi Ankara şehridir” yazılıdır.  15 Ekim, “Ankara Günü” adıyla resmi bayram günü ilan edilir.

Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün dünyaya başkent Ankara’dan ilan edilişi ile ilgili yayınlar oldukça fazladır. Biz bu olaylardan ziyade, yeni Cumhuriyet idaresinin şekillendiği Ankara şehrinde bulunan Osmanlı dönemi yapılarını ve şehrinin genel durumu hakkında bilgiler sunmaya çalışacağız. Günümüzde de “milli cidal”e tanıklık eden bu yapılardan izler arayarak, o günlerin  “tarihi mekan”larında gezerek, olaylarla ve mekanlarla hemdem olacağız. fiehrin kültür mirasının yok oluşunu ve tarih bilincimizin ölçümünü yapacağız. “Başkent Ankara”nın ilk günlerinden başlayarak, olay-mekan ilişkileri içinde “şehir kimliği”ni tamamlamış olacağız. Bir vefa borcu gereği Milli Mücadelenin önderi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu, Ankara “hemşehrisi” Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü de yad etmeden bu eserin tamam olmayacağı kanaatini taşıyarak, ayrı bir başlık altında anlatmaya çalıştık.

Günümüz Ankara’sında yaşayanların Ankara’nın kültür mirasına, İstiklalin ve Cumhuriyet’in ilk tanıkları olan mekanlara ilgi duymaları dileğiyle…

Adobe PDF Dosyası .pdf Kitap Olarak İndir
Sıkıştırılmış .rar Dosyası Sıkıştırılmış (.rar) İnteraktifık Medya Olarak İndir
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Abdulkerim Erdoğan

a_01
a_picasa
a_fottom
a_tv
gitti

Abdülkerim Erdoğan Eserleri

asemerk

Ziyaretçi Durumu

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün96
mod_vvisit_counterDün121
mod_vvisit_counterBu Hafta1140
mod_vvisit_counterBu Ay615
mod_vvisit_counterToplam32987

Son YORUMLAR

  • Hıdırşeyh
    Hocam eliniz kolunuz dert görmesin.Bizleri aydınla...
  • Hıdırşeyh
    Elinize emeğinize sağlık kerim hocam.Siz bizim geç...
  • İlyakut
    Ankara Sincan İlyakut köyüne kayıtlı bir vatandaşı...
  • TANITIM TOPLANTISI
    Sayın Abdülkerim Bey, Bu harika eseri tamamlayıp, ...
  • Abdülkerim Erdoğan
    Abdülkerim bey gayretlerinizde n dolayı teşekkür e...