Skip to content
AnkaraSevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Araştırma Portalına Hoşgeldiniz:
Geçmişten Günümüze Kızılcahamam ve Çamlıdere
KHAMAM2_copy
GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE
KIZILCAHAMAM VE ÇAMLIDERE

Yazar:
Abdülkerim Erdoğan

ESYAV
Kızılcahamam-Çamlıdere Eğitim ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı Yayınları-6

ISBN: 978-975-7386-44-5
928 sahife, tamamı renkli, 21x30 cm ebadında, 90 gr. Kuşe kağıda baskılı, sıvama kapak ve ciltli.


ESERİN “GİRİŞ” YAZISI

Kızılcahamam ve Çamlıdere ilçeleri, tarihi “Yabanabad” kazasının günümüzde mülki yapılanmasıdır. Coğrafi durumu ile de İç Anadolu’nun Karadeniz Bölgesi’ne geçişi sağlayan “yaylası” ve Köroğlu Dağları’nın güneye açılan son “hilâl” halkasıdır.
Bölgenin antik çağlarda ki yaşanmış tarihi ortak olduğu gibi, Osmanlı döneminde zaman zaman adına rastladığımız “Şorba” ve “Semerözü” kaza/nahiyesi de Yabanabad coğrafyasındadır.
Tarihi Yabanabad kazası coğrafyasını sadece Kızılcahamam ve Çamlıdere ilçeleri ile sınırlandırmamızda eksik olur. Günümüzde Ankara’nın ilçelerinden olan Güdül, Ayaş, Kazan ve Çubuk ile Çankırı-Orta ve Bolu-Gerede kazalarının bazı köylerinde Osmanlı döneminde idari yönden Yabanabad kazasına bağlı olduğu görülür. Bu özelliği ile Yabanabad kazasının yaşanmış tarihi zengin olup, günümüzde bölge yerleşme sayısı bakımından da Ankara ilinin 5/1 ini içine almaktadır.
2005 yılından itibaren “Ankara Ansiklopedisi” niteliğinde olan sekiz ayrı kitaptan meydana gelen “Ankara Tarihi ve Kültürü Dizisi”nin hazırlık çalışmaları dolayısıyla Ankara iline bağlı yaklaşık 1200 yerleşme birimini (ilçe merkezi, belde, köy, mahalle ve mezra) tek tek dolaşarak, Türkiye’de genelinde ve türünde ilk çalışmayı tamamladık. Bu çalışmalarımız 2007 yılında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca “Tarih İçinde Ankara”, “Osmanlı’da Ankara”, “İstiklal Savaşı’nda Ankara”, “Cumhuriyet ve Başkent Ankara”, “Manevi Mimarlarıyla Ankara”, “Edebi ve Tarihi Şahsiyetleriyle Ankara” ve “Adım Adım Ankara” ismi altında yayınlandı. Bu dizinin İkinci baskısı da 2009 yılında yapıldı.
“Adım Adım Ankara” isimli eserin hazırlık çalışmalarında Kızılcahamam ve Çamlıdere ilçelerinin köy/mahallelerini dolaşarak zengin bir fotoğraf arşivi meydana getirdik. 2008-2009 yıllarında da “Tarih İçinde Polatlı”, “Tarih İçinde Gölbaşı” ve “Geçmişten Günümüze Kazan” isimli eserleri yayınlayarak, “Mahalleden Metropol İlçeye Yenimahalle”yi de yayına hazırlayarak, milli kültürümüze kazandırdık.
ESYAV Vakfı Yayın Koordinatörü Kemal Güran Bey (rahmetle yadediyoruz) tarafımızdan “Geçmişten Günümüze Kızılcahamam ve Çamlıdere” isimli bir kitabın hazırlanmasını talep etmesi üzerine, eserin yayına hazırlık çalışmalarına başladık ve çalışmalarımızı üç safahada gerçekleştirdik.
İlk önce Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü Osmanlı Arşivi Katalogları’nda Yabanabad ve Şorba kazasına ait belgelerin taraması ile Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Kayıtlar Arşivi’nde kayıtlı bulunan Osmanlı dönemi vakıflarının tespiti gerçekleştirildi.
Temel kaynak eser yönünden Ankara taşra kazaları içinde en fazla yayına sahip ilçeler Kızıl-cahamam ve Çamlıdere’dir. Bu güzellikte bölge insanının eğitim ve kültüre verdiği önemi göstermektedir.
Coğrafi yapı bölümünde Tahir Öngör’ün “Kızılcahamam GB’sının Volkanolijisi ve Petroloji İncelemesi” ve Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü’nün yayını olan “Soğuksu Milli Parkı ve Çevresi Jeositleri” ile Harita Genel Komutanlığı Ankara-Bolu paftalarından faydalandık.
Antik çağlar bölümünde ise Levent Egemen ve Nalan Akyürek Vârdar’ın “Galatta Bölgesi Kaleleri/Yerleşmeleri Yüzey Araştırması: Ankara İli” makaleleri, Kültür ve Turizm Bakanlığı tescil fişleri ile mahalli kaynakları esas aldık.
Anadolu Selçuklu ve Osmanlı döneminde  ise Muzaffer Arıkan’ın “H.867 Tarihli Ankara Tahrir Defteri (Açıklamalarla metin tesbiti)”; “438 Numaralı Muhâsebe-i Vilâyet-i Anadolu Defteri, 937/1530, I, Kütahya, Kara-hisâr-ı Sâhib, Sultan-önü, Hamid ve Ankara Livâları” (Dizin ve Tıpkıbasım); Ahmet Nezihi Turan’ın “Yabanabad Tarihini Ararken”; Hüseyin Çınar ve Osman Gümüşçü’nün “Osmanlıdan Cumhuriyete Çubuk Kazası”; Hüseyin Çınar’ın, “Osmanlılar Zamanında Yabanabad Kazasında Kurulmuş Vakıflar”; Ahmet Yılmaz’ın “19. yy. İlk Yarısında Yabanabad kazası sosyal iktisadi durumu”; Cevdet Türkay’ın, “Başbakanlık Arşivi Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğu’nda Oymak, Aşiret ve Cemaatler”; İbrahim Köse’nin “1571 Tarihli Ankara Vakıfları”, (Basılmamış Yüksek Lisans Tezi); Yücel Özkaya’nın “Osmanlı İmparatorluğu’nda Ayanlık”; ESYAV’ın yayınladığı “Tarihte ve Günümüzde Kızılcahamam ve Çamlıdere Yöresi”; Muzaffer Eker’in “Yabanabad 2000” isimli çalışmalarını kaynak eser olarak kullandık.
Cumhuriyet dönemi ve diğer bölümlerde de Kemal Güran’ın “20. Yüzyılda Kızılcahamam-Çamlıdere’de Yetişen Ünlü Hafızlar”; Veysel Üzmez’in ”Şifalı Sular Diyarı Kızılcahamam”; “muzaffereker.com”, “kizilcahamamhaber.com”, resmi ve özel köy veb sitelerinden faydalandık.
Özellikle Seyfettin Erşahin, Hüseyin Çınar, Osman Gümüşcü, Ahmet Nezihi Turan, Ahmet Yılmaz ve Muzaffer Eker’in değerli çalışmaları bizim için temel kaynak eser oldu. Bu çalışmaları milli kültürümüze kazandırdıkları için kendilerine ayrıca teşekkür ederiz.
Belge ve kaynak tespitini yaptıktan sonra, hazırladığımız dosyalar ile çalışmamızın en zahmetli, o derecede de zevkli kısmı olan köy ve mahalleleri tek tek dolaşmaya başladık. Bölgede ki yerleşmelerin çoğunluğu akarsu vadi tabanlarında ve yamaçlarında bulunmaktadır. Yüksek plato düzlüklerinde bulunanlarada bu vadilerden ulaşım sağlanmaktadır. Bu özelliği dikkate alarak mahalli araştırmalarımızı bölgelere ayırarak, yol güzergahlarını şöyle tespit ettik:
- Pazar bölgesi,
- Yıldırım bölgesi yerleşmeleri ve yaylaları,
- Semerözü bölgesi yerleşmeleri ve yaylaları,
- Balaban Dağı (Ayaş Dağları) yamaç yerleşmeleri,
- Çanlı/Çanıllı vadisi ve yamaç yerleşmeleri,
- Koca (Öz) Çayı vadisi (Kızılcahamam-Güdül karayolu güzergâhı) ve yamaç yerleşmeleri,
- Kurumcu Dağı yamaç yerleşmeleri ve yaylaları,
- Avdan Dere vadisi ve yerleşmeleri,
- Çiftlik Deresi vadisi yerleşmeleri ve yaylaları,
- Işık Dağı yamaç yerleşmeleri ve yaylaları,
- Berçin Çayı vadisi yerleşmeleri ve yaylaları,
- Belenözü düz ve yamaç yerleşmeleri,
- Eğilli Vadisi ve yerleşmeleri ile yaylaları,
- Acısu Deresi vadisi,
- Soğuksu Milli Parkı sahası,
- Aluç Dağı yerleşmeleri ve yaylaları,
- Kirmir Çayı vadisi yerleşmeleri,
- Çamlıdere Bayındır Baraj Gölü civarı yerleşmeleri,
- Çamkoru ve Şahinler bölgesi yerleşmeleri ile yaylaları,
- Benli Yaylası ve civarı,
- Bakırlı Yaylası ve civar yaylalar,
- Çamlıdere-Peçenek karayolu güzergâhı yerleşmeleri,
- Çamlıdere-Dörtkonak karayolu güzergâhı yerleşmeleri ve yaylaları,
- Gürlük vadisi yamaç yerleşmeleri.
Köy, mahalle ve yaylalara ulaşım konusunda herhangi bir bir zorlukla karşılaşmadık. Bütün köy yolları ulaşıma açık ve güvenli.
Tamamı Oğuz Türkmen boylarına mensup nüfusun arılığını, bölgede bulunan köy ve mevki isimlerinden tespit edebiliyoruz.
“Ağ-sak/Aksak”, “Ağcabayır/Akçabayır”, “Çatak”, “Semer”, “İnceğiz”, “Ada”, “Çukurca”, “Bayır”, “Semeler”, “İğbeler”, “İğceler”, “Yakakaya”, “Tatlak”, “Acıca/Atça”, “Çanlı/Çağlu”, “Çeştepe/Çeçtepe”, “Ağcain/Akçain”, “Ağcakise”/Akçakese, ”Taşlıca”, “Akkaya”, “Bulak”, “Dereköy”, “Akyar”,  “Gögüm/Güvem”, “Kızılca”, “Özmüş”, “Yoncatepe”, “Elvanlar” ve “Dereneci/Dereiçi” gibi Türkçe  coğrafi tanımlar.
“Meşeler”, “Çamköy”, “Başağaç”, “Ayvalı”, “Otacı”, “Elmalı”, “Bağören”, “Kırkırca/Gırgırca”, “Pelitçik”, “Karaağaç”, “Kırköy”, “Yeşilöz”, “Fındıklı”, “Çeltikçi”, “Bağlıca”, “Bademli” ve “Sarıkavak” gibi bölge bulunan agaç türleri.
“Kızılcaören”, “Karacaören”, “Ören”, “Çukurören”, “Dağkuzören”, “Aşağı ve Yukarıhöyük”, “Kilise” ve  “Alören” gibi eski yerleşme yerlerinin isimleri.
“Bayındır”, “Kınık”, “Üreğil”, “Kızık”, “Peçenek”, “İğmir”, “İğdir” ve “Alpagud” gibi Oğuz Türkmen boylarının isimleri.
“Şahinler”, “Hıdırlar”, “Kocalar”, “Çavuşlar/Husunlar”, “Korkmazlar”, “Gebeler”, “Kürd”, “Sipahiler”, “Hacılar”, “Çırpan”, “Kocalar”, “Kasımlar”, “Yağcıhüseyin”, “Hatipler”, “Alibey”, “Buğralar”, “Bezcikuzören”, “Ahiler”, “Çorman”, “Beşbeyler”, “Sorpan”, “Müsellim”, “Bükeler”, “Şeyhler”, “Demirciören”, “Doğancı”, “Bardakçılar”, “Süleler”, “Saraç”, “Yağcıhüseyin”, “Kuşcuören” ve “Kerimler” gibi cemaat, kişi ve meslek isimleri.
“Saray”, “Saraycık”, “Güneysaray”, “Kışlak”, “Pazar”, “Değirmenönü”, “Kızılcahamam”, “Seyhamamı”, “Beşkonak”, “Dörtkonak”, ”Avdan”, “Başköy” ve “Mahkemeağcin” gibi işlevi olan yerleşmelerden anlıyoruz.
“Çıtak” kelimesi Anadolu’da genelde “dağda yaşayan ve geçimini odun satarak sağlayan” kişi anlamında kullanılmış bir sıfattır. Boy, soy, kabile ve cemaat adı değildir. Balkanlarda yaşayan “çıtak”larla bir ilişkisi olsaydı Osmanlı dönemi Tahrir Defterlerinde zikredilirdi. 1530 yılı tahrir kayıtlarında Yabanabad kazasının Kürt Köyü’nde iskan edilenlerin “kürt” olduğu ve her türlü vergiden muaf tutulduğu kaydedilmiştir. Günümüzde ise Kürt Köyü Bayındır Baraj Gölü sahası içinde kalmasına rağmen bölgede dil ve kültür farklılığı görülmez. Osmanlı’nın son dönemlerinde bölgeye İran ve Balkanlar’dan gelen ailelerin az sayıda da olsa iskanı yapılmıştır.
Türkçe kökenli olan “çıtak” kelimesi Anadolu’da bazı yörelerde de dağlı, dağlarda yaşayan; köylü; yabancı, göçmen; kavgacı, inatçı, huysuz; açıkgöz ve kurnaz; iyi giyinmiş, yakışıklı delikanlı, evlenecek delikanlı ve yer adı anlamlarında kullanılmıştır. Bu anlamlarda tamamen sıfattır (TDK Sözlükleri). Kısacası Kızılcahamam ve Çamlıdere ilçe nüfusunun tamamına yakını Oğuz Türkmen boylarına mensup cemaatlerden meydana gelir. Bazı köy isimlerinin önüne “Yıldırım” kelimesinin eklenmesi ise Osmanlı’nın son dönemlerinde olmuş ve Ankara Savaşı ile bir ilgisi yoktur. “Eğerli” (Eğilli/Eğrili), “Semer” ve “Aksak” (Ağ-sak/Ağ-sağ) kelimeleri de coğrafi bir terim olup, Yıldırım Bayezid Han ile tarihi bir bağlantısı bulunmamaktadır. Buna rağmen bölge insanının tarih tutkusu ve yakıştırmacılığı bu kelimeler üzerinden “rivayet tarihi” zenginliği meydana getirmiş, kabul de görmüştür.
Kızılcahamam ve Çamlıdere arazisinin dağlık ve engebeli olması, hava durumunun fotoğraf çekimine ve saha araştırmasına uygun olmaması dolayısıyla, bazı köy, mahalle ve yaylalara defalarca gittik.
Bölge yerleşmelerinde şehire göç yoğun olduğu için köylerde genç nüfus bulunmamakta ve genelde 60 yaş üzeri yaşlı kişiler oturmaktadır. Nadiren rastladığımız bu yaşlı büyüklerimizle sohbet ederek, bilgilerini paylaştık.
Yüzey araştırmalarımızda öncelikle antik çağlara ait höyük, tümülüs, kale, mağara, yapı malzemesi, mil taşı, ören yeri ve benzeri arkeolojik buluntuların yerinde tespitini yaparak, fotoğraflarını çektik. Bazı kale, mağara ve diğer arkeolojik sahalar ile doğal mekanlara ulaşmamız mümkün olmadı. Bu tür mekanlara özel araç ve donanım, uygun zaman ve uzman ekip gerekmektedir.
Selçuklu ve Osmanlı dönemine ait cami, mescid, çeşme, türbe, mezar, köy odası ve konak gibi eski eserleri tespit ederek, fotoğraf çekimlerini yaptık. Vakıf belgelerinde zikredilen çok sayıda cami, mescid, zaviye (tekke), medrese ve köprünün zaman içinde tamamen yok olduğunu, bazılarınında yenisini yapmak için yıkıldığını tespit ettik. Köylerde ve yaylalarda bulunan geleneksel mimaride ki yapıların göç dolayısıyla harap olduğunu, yeni yapılarında doğal çevre ile uyumsuzluğunu gördüğümüzde de Türkiye genelinde olduğu gibi kültür varlıklarımıza olan ilginin ne derece azaldığına şahit olduk. Bazı köylerde ziyaret yeri olarak bilinen “dede”, “ziyaret” ve “yatır” olarak adlandırılan bazı mekanlara zaman yetersizliği ve arazi yapısından dolayı gidemedik.
Fotoğraf çekimlerinde de hava durumu, iklim şartları ve arazi yapısından dolayı zorlandığımız kareler oldu. Orman ve dere içi yerleşmelerin genel fotoğraflarını uzak mesafelerden çekmek mecburiyetinde kaldık.
Bölge coğrafyasında bulunan doğal güzellikleri fotoğraf kareleriyle tespit etmenin ne kadar zor olduğunu bu çalışmamızda yaşadık. Akarsu vadilerinde ve yaylalarda bulunan doğal güzellikler, her mevsimde ayrı renk ve ayrı bitki türleri ile zenginleşerek, görsel bir zenginlik sunmaktadır. Bu doğal güzellikler bizi hayrete düşürecek derece de zengin olup, güzellikler genelde detay içindeki detayda gizleniyor. Bu gizli detayları karelerle tespit etmekte zorlandık. Yaban çiçeklerinin çeşitliliği ve renk zenginliğini, doğal tabloları yıllarca sürecek belgesel çekimleriyle ancak tanıtımının mümkün olacağı kanaati bizde hakim oldu. Kısacası Kızılcahamam ve Çamlıdere coğrafyası “gizli güzelliklerin keşif sahası” desek abartılı olmaz. Bölge sadece kaplıca turizminin merkezi olarak tanınmış, doğa ve kültür turizm kaynakları ise saklı kalmıştır.
Osmanlı dönemi Tahrir Defterlerinde isimleri zikredilen ve günümüzde adı dahi bilinmeyen bazı yerleşmeler, salgın hastalık, doğal afet, güvenlik, ulaşım dolayısyla terk edilmiş ve viran olmuş, zaman içinde yeni köyler kurulmuştur. Ayrıca akarsu vadilerinde yapılan çok sayıda barajlar, bazı köylerin tamamen terk edilmesi ne ve yeni köylerin kurulmasına sebep olmuştur. İçme suyu amaçlı yapılan bu barajlarda suyun tutulması, akarsu vadilerinde mevsimsel yağışlara bağlı olarak doğal hayatın ve çevrenin bozulmasına, bölge nüfusunun şehire göç etmesine, tarımsal faaliyetlerin azalmasına da öncülük etmiştir. Bu tahribatı Koca (Öz) ve Kirmir Çayı vadi tabanında görürüz. Baskın önleme ve sulama amaçlı yapılan göletler ile piknik alanlarının çevresinde piknik için şehirden gelen kişilerin bıraktıkları atıkların meydana getirdiği çevre kirliliği ise gelecek tehlikenin belirtileri.
Kızılcahamam ve Çamlıdere ilçe köylerinden şehire göçün çok yoğun olmasına rağmen, hemşehrilik bilincinin kuvvetli olduğunu köylerde bulunan çok amaçlı köy konaklarında bulunan müştemilattan anlıyoruz. Özellikle dini bayramlarda ve cenazelerde ki yardımlaşma ile “sıla-i rahim” geleneği örnek teşkil edecek bir güzelliktedir.
Araştırmalarımızda ki zaman yetersizliği ile sayfa sınırlaması dolayısıyla sizlere aktaramadığımız çok sayıda bilgi ve belgenin olduğu kanaatindeyiz. Buna rağmen bir nebzede olsa bu çalışmamızda sizlere Kızılcahamam ve Çamlıdere’nin doğal, kültürel zenginliklerini sunduğumuzu bizimle paylaşacağınızı ümit ediyoruz.
Kızılcahamam ve Çamlıdere coğrafyasında Oğuz Türkmen boylarına öncülük eden, vakıflar kurarak insanlığa hizmet eden;
Kırmızı Ebe, Oruç Gazi, Baba Kıbel, Şeyh Ali Semerkandî, Şeyh Hasan, Ulu Bey, Yahya Bey, Binari Bey, Turasan Bey, Şahin Bey, Paşacık, İskender Bey, Şeyh Abdurrahman, Şeyh Seydi Ahmed, Halil Dede, Şeyh Aziz, Miralay Mehmed Bey, Hacı Ali Efendi, Sultan Alaaddin Hoca, Şeyh Mahmud, Dündar Bey, Firuz Bey, Şeyh Şemseddin, İncik Dede, Hacı Ahmed Hilmi Efendi, Şeyh Mustafa Efendi, Osman Nuri Efendi, Hafız Halil Okur ve isimlerini sayamadığımız diğer abide şahsiyetlerimizi de rahmetle yâd ediyoruz.
Bu eserin yayınlanmasını arzu eden ve her türlü desteği veren, değerli ilim adamı ve “Yabanabad ve hizmet sevdalısı” sayın Kemal Güran hocamızı  rahmetle yadederken, onun vasiyeti durumunda olan bu eseri hazırlamanında buruk sevincini sizlerle paylaşmak isterim.
Çalışmalarımızda bize yardımlarını esirgemeyen Kızılcahamam Kaymakamı Bilal Çelik Bey’e, yakın ilgi ve desteğinden dolayı Kızılcahamam Belediye Başkanı Coşkun Ünal Bey’e, Çamlıdere Kaymakamı Hüseyin Parlak Bey’e, Çamlıdere Belediye Başkanı Hazım Can Caner Bey’e, Çeltikçi Belediye Başkanı Hidayet Demirhan’a; Nurullah İşler Bey’e; Kızılcahamam Orman İşletme Müdürlüğü ve Ankara Büyükşehir Belediyesi Anfa personeline; bilgi ve fotoğraf konusunda Yabanabad sevdalısı Muzaffer Eker’e, Ahmet Yılmaz’a, kizilcahamamhaber.com ve Mustafa Özdemir’e, Ekrem Gökçe ve Selim Şenol’a; eserin hazırlanmasında ve tashih çalışmalarında emeği geçen yayın uzmanı Mehmet Narince’ye, mütercim Mevlüt Çam’a ve yazar Sırrı Er’e; çalışmalarımızda yayın desteğini esirgemeyen Akçağ yayınları sahibi Ahmet Hikmet Ünalmış’a; belge ve bilgi temininde Gökçe Günel ve Ali Kılcı’ya; eserin mizanpaj ve sayfa düzeninde M. Edip Erdoğan ve M. Sadık Erdoğan’a; yayına hazırlık ve baskı safhasında her türlü desteğini esirgemeyen Hüdaverdi Çakır ve Mustafa Çakır beylere; grafiker Serkan Akbıyık ve Semih Matbaacılık çalışanlarına; ESYAV Yönetim Kurulu’na, Saim Çöllüoğlu ve Ahmet Özmen beylere, yerel araştırmalarda bizlere rehberlik eden ve yardımcı olan köy muhtarları ile yöre halkına da teşekkür ederim.
Geleceğin doğa, kültür ve inanç turizminin cazibe merkezi olacak olan Kızılcahamam-Çamlıdere ile ilgili bu çalışmamızı sizlerin tetkiklerine sunarken, hatalarımızın ve noksanlarımızın kabulüyle saygılar sunarım.
Abdülkerim Erdoğan
IMG_0090
Eserin tanıtım toplantısında Ankara İl Genel Meclisi Başkanı Ahmet Arslanoğlu, yazar Abdülkerim Erdoğan ESYAV şiltini verirken
IMG_0063
Abdülkerim Erdoğan davetlilere hitap ederken
IMG_0072

İsteme adresi:
ESYAV
Kızılcahamam-Çamlıdere Eğitim ve Sosyal Yardımlaşma Vakfı
Etlik, Bağcı Caddesi, Işılay sokak, No:10  Keçiören-ANKARA
Tel: 0312-3221201-69   mail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir
 

Yorumlar  

 
#1 mahmut ihsan sevil 2011-02-02 14:26 Sitenizde ki yazıda ismi geçen Osman Nuri Efendi isminden size ulaştım. Acaba Kızılcahamam Pazar bucağında yaşayan Osman Nuri Bilgin olabilirmi? Onun hakkında bilgi toplamak istiyorum elinizde bilgi alabileceğim kaynak varsa bana mesaj atarsanız sevinirim.Kendisi babamın dedesi değerli bir kişi olduğunu bildiğimden bilgi edinmek istiyorum İlginize şimdiden teşekkür ederim.Çalışmalarınızd a başarılar dilerim. Alıntı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Abdulkerim Erdoğan

a_01
a_picasa
a_fottom
a_tv

Abdülkerim Erdoğan Eserleri

asemerk
180x256-images-stories-Untitled-1

Ziyaretçi Durumu

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün297
mod_vvisit_counterDün304
mod_vvisit_counterBu Hafta1589
mod_vvisit_counterBu Ay11694
mod_vvisit_counterToplam524142

Son YORUMLAR