
ANKARA'NIN ER MEYDANI,
DUA TEPESİ VE BAYRAM YERİ: NAMAZGÂHTEPE
Milli Mücadele yıllarında özellikle İnönü Muharebeleri, Büyük Bozgun ve Sakarya Meydan Muharebesi'nde yaralanan gazilerimiz trenlerle Ankara’ya nakledilir.
Günümüzde Numune Hastanesi'nin bulunduğu yerdeki "Gureba Hastanesi"nde tedavi edilir. Tedavisi sonuç vermeyen gazilerimiz ise hastane yakınında bulunan Namazgahtepe'ye defnedilir.
Günümüzde burası Ankara Etnografya Müzesi, Türk Ocağı binası, Ankara Lisesi, Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi, Ankara Radyosu, Türk Hava Kurumu’nun olduğu yerdir.
1924 yılında Milli Müdafaa Vekaleti (Milli Savunma Başkanlığı)’nce yayınlanan Ankara şehir haritasında bu binaların bulunduğu bölge “Müslüman mezarlığı” olarak gösterilmektedir.

Vakıflara ait olan bu bölge daha sonra ki yıllarda Maarif Vekaleti (Milli Eğitim Bakanlığı)’ne devredilir. Bu devirden sonra Namazgahtepe’ye Türk Ocağı, Ankara Etnografya müzesi binası ile diğer yapılar yapılmaya başlanır… Binalar yapıldı da bu mezarlıkta bulunan şehitlerimizin mübarek bedenleri nereye nakledildi…?(!) Yerini bilen var mı acaba… İlk defa 2004 yılında yayınlanan "Unutulan Şehir Ankara" isimli kitabımda dile getirdiğim "Namazgahtepe Şehitleri" ile ilgili bir gelişme olmadı…
Evet, “şehitler ölmez, diridirler.” Yorum sizlere ait… Evet burası Türkiye… Şaşmayın, geçmişe saygısızlığımıza… Derdimiz sen ve ben… birbirimize yeteriz her konuda…(!) Evet kitabımızın adını “Unutulan Şehir Ankara” koymuştuk. “Unutulan Namazgahtepe”, “Unutulan Kızıl Bey”, “Unutulan Yeğen Bey”, “Unutulan Karaca Bey” ve daha niceleri… Demişler ya “Türkler çabuk unutur”…
“Yunanlıların Çal Dağ'ı aldıkları haberi Ankara’ya ulaşınca, bir ihtiyar köylü gazeteci Ruşen Eşref bey'e şöyle diyordu: “her dağı böyle zorlanarak alacaklarsa, Ankara 'ya kadar dağ tepe çok. Her birinde öle öle buraya kırk kişiyle varırlar. Onları da Allah’ın izniyle biz sopayla gebertiriz.”
Artık, Ankara’nın ünlü "namazgahında günde birkaç kez cenaze namazı kılınıyor, ardından musalla taşlarına sıralı cenazeler toprağa veriliyordu. Bunlar Sakarya boylarında yaralanarak Ankara Hastahanesi’ne (Numune Hastanesi) getirilen ve orada ölen savaşçılardı. Namazgah'ın toprakları, altında bir cisim kımıldıyormuş gibi, boyuna dalga dalga kabarıyordu son günlerde. O cismin ilk geçtiği yerlerdeki tümsekler yassılaşmaya başlarken, yeni ulaştığı yerler lokma öğüten bir avurd gibi şişkin duruyordu. Bunlar arasında yeni kazılmış çukurlar vardı. Bunlar kanlı kefenleriyle birazdan gelecek nasiplerini bekliyordu.
Bu mezarlar, yüzyıllardır Viyana kapılarından geriye doğru Türklerin kabarttığı şehitler denizinin son dalgalarıydı. Toprağın altından yukarı doğru yükselen bu dalgalar yüzyıllardır gerileye gerileye gelip Ankara Namazgah'ına dayanmıştı. 4 Eylül günü çarpışmalar kanlı bir biçimde sürmüş, fakat Yunan birliklerinde bir durgunluk görülmeye başlanmıştı. Ele geçen esirlerden, yunan birliklerinin oldukça yıpranmış olduğu ve yiyecek sıkıntısı çektikleri anlaşılıyordu.”
(Kaynak: Kurtuluş Savaşı’nda Ankara, Alptekin Müderrisoğlu, Ankara Büyükşehir Belediyesi Yayınları, 1993, Ankara, s. 155.) Daha fazla bilgi için “ANKARA TARİHİ VE KÜLTÜRÜ DİZİSİ”ne bakınız.

|
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.