| İSTİKLÂLE SIRDAŞ GÖNÜL ERİ |
|
REYHAN YAYINLARINDAN
BİR KÜLTÜR HİZMETİ DAHA...
İSTİKLÂLE SIRDAŞ GÖNÜL ERİ
ŞEYH TÂCEDDÎN VELÎ HAZRETLERİ
Reyhan Yayınları tarafından Ankara Şehir Tarihçisi Abdülkerim Erdoğan'ın yayına hazırladığı "Şeyh Tâceddîn Veli" isimli eser yayınlandı. Tamamen belgelere dayalı hazırlanan bu eser 152 sayfa, birinci hamur kağıda tamamına yakını renkli baskılıdir. Özellikle Ankaralı Şeyh Taceddin Velî hazretlerinin Milli Kütüphane Yazmalar Bölümünde bulunan "Evrâd-ı Şerif"i (günlük dua ve zikirleri) tıpkı basıma yakın yayınlanmış ve yeni harflere çevirisi yapılmıştır. Eserin "Başlarken" yazısını sizlere sunuyoruz:
Ankara, Hacı Bayrâm-ı Velî hazretlerinin doğduğu, yetiştiği ve mürşidi Somuncu Baba’dan aldığı tasavvufî öğretileri insanlara naklettiği, gönül bağlılarını irşâd ettiği kutlu bir şehirdir. Aynı zamanda Allah dostlarının nurlu kabirlerinin bu şehirde bulunması dolayısıyla da “hâk-i ıtr-nak” yani toprağı kutsal olan bir belde ve “sırlar şehri”dir.
Şair Abdüllâtif Râzî, 1699 yılında yazdığı “Ankara Medhiyesi”nde, Ankara’yı Osmanlı mülkü içinde bir “şehbâza”, bir cins iri ve beyaz doğana benzetir. Allah’ın Ankara’yı her yönüyle mümtaz eylediğini, seçip yükselttiğini belirtir ve devlet yıldızı Ankara’ya sırdaş olsa buna şaşılmayacağını söyler. Râzi’ye göre Ankara’nın her köşesinin âlim, ilim ve hakikat mahzeni olduğunu, şehrin içinde sayısız evliya bulunduğunu, bunların içinde Ankara’nın hatta bütün Anadolu’nun manevî mimarlarından Hacı Bayrâm-ı Velî’nin ayrı bir yeri olduğunu, bu özellikleri ile Ankara yükselse ve feleğin üstünde uçsa yeridir der ve Ankara şehri için şu duayı yapar: “Ey Kerîm olan, ulu ve cömert olan Allah’ım. Bu Râzî kulunun gönlünü hoş eyle, onu sevindir. Duasını kabul et de Ankara benzerlerinden üstün olsun.”
Nakşibendî ve Halveti öğretilerinin harmanlandığı, muhabbet ve cezbe yolu olan “Bayramilik”; Kur’ân ve sünnete kavi şekilde bağlı, gizli zikri benimsemiş, Hazreti Ebu Bekir ve Hz. Ali (r.a.)’ye ulaşan iki ayrı silsileye sahiptir. Hacı Bayrâm-ı Velî sağlığında hilafeti Hazreti Ebu Bekir (r.a.) soyundan gelen halifesi Ak Şemseddin hazretlerine bırakır.
“Bilmek, bulmak, olmak” esasına dayanan, “tevhid” akidesiyle tefekkürü esas alan Bayramilik, daha sonraki yıllarda “Şemsiyye-i Bayramiyye (Tennuriye, Himmetiyye ve İseviyye)”, “Melamiyye-i Bayramiyye” ve “Celvetiyye” adıyla üç kola ayrılmış, bazı kollar günümüzde de halen devam etmektedir. “Celvetiyye” şubesinin kurucu şeyhi, Ankaralı bir aileye mensup olan Aziz Mahmud Hüdâyî hazretleridir. Celvetiyye’nin Ankara şubesi olan “Tâcî” kolununda kurucu şeyhi ise Şeyh Tâceddîn Velî hazretleridir. Tâceddîn Velî hazretlerinin hayatı, eserleri ve tasavvufi öğretilerine girmeden önce, yaşadığı onaltıncı yüzyıl Ankarası’nın genel durumunu özetleyerek giriş yapmayı uygun gördük. “Şehir dili” olan mahalle isimleri, bizleri o mahallede yaşamış bazı edebi ve tarihi şahsiyetlerin hatırasını yaşatmak için konulduğunu gösterir. “Ahi Hacı Murad”, “Ahi Yakub”, “Rüstem Naal”, “Hacı Seyyid”, “Teke Ahmed”, “Kul Derviş”, “Baklacı Baba”, “Ahi Mamak”, “Hacı Musa”, “Ahi Arap”, “Doğan Bey”, “Kızıl Bey” ve “Öksüzce” gibi. “Hamam Önü”, “Namazgâh Tepe”, “Namazgâh Tahtı”, “Timurlenk Tahtı” ve “Karaca Bey İmareti” gibi isimlerde o mahallede bulunan önemli yapıların varlığını gösterir. “Saman Pazarı”, “Koyun Pazarı”, “At Pazarı” ve “Kağnı Pazarı” gibi ticari hayatın yaşandığı mekanlar ile “Hacı Tepesi”, “Arap Dağı”, “Bend Deresi”, “Hüseyin Gazi Dağı”, “Cin Deresi”, “Kiçi Viran”, “Etlik”, “Seyran Bağları” ve “Eset Bağları” gibi isimlerle de mevkilerin coğrafi tanımlamaları yapılır. Şehirlerin kimliği, konuşan dili olan semt isimleri, tarihi mekanlar ve yapılardır. Bu dil anlaşılmaz hale getirildiği zaman o şehrin kimliğide kaybolur. Yaşanmış tarihinin tanıkları olan bu değerler kaybolunca da, geçmiş zamanla olan irtibatımız kesilir ve bizlere miras kalan emanetleri korunmadığımız için gelecek nesillerin vicdanlarında yargılanırız. Melez bir şehirciliğin kurbanı oluruz. “Tâceddîn Dergâhı”, “Karaca Bey İmareti”, “Kul Derviş”, “Hacı Murad” ve “Hacı Musa” gibi semt isimleri yüzyıllar boyu mahalle ismi olarak anılmış, günümüzde ise bu isimler değiştirilmiş ve unutulmuş, yerine boş bir alan ismi olan “Hamam Önü” ve yarısı oto park olarak kullanılan “Hacet Tepesi” adı ön plana çıkmıştır. Bunun sebebi de şehrin tarihine ve kimliğine ters düşen şehircilik uygulamalarıdır. Seyyid Hüseyin Gazi, Hacı Bayrâm-ı Velî, Tâceddîn Sultan, Ahi Şerafeddin, Şeyh Hüseyin Nakşibendi, Baklacı Baba, Yürüyen Dede, Tezveren Sultan, Karyağdı Sultan, Seccade Sultan, Yediler, Kırklar (Kadılar), Er Sultan, Kesikbaş, Saraç Sinan ve Öksüzce Baba gibi ziyaret yerleri Ankaralı’nın seviç ve hüzünlerini paylaştığı manevi mekanlardır. Belgelerde “Üsküdarî Hüdâyî halifelerinden Tâceddîn oğlu Tâceddîn Ankaravî”, halk arasında da “Tâceddîn Sultan” olarak anılan Şeyh Tâceddîn Velî hazretlerinin mutasavvıf bir şair olduğunu da yayınlanan şiirlerinden öğreniyoruz. Kutlu sırların sahibi ve insanlar ile cinleri irşada yetkili olan Şeyh Tâceddîn Velî’nin hayatı hakkında ki bilgiler sınırlıdır. Ankara Tahrir Defterleri, Şer’iyye Sicilleri, Osmanlı Arşivleri ve Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Kayıtlar Arşivi’nden sınırlıda olsa bazı bilgilere ulaşıyoruz. Bu bilgilerde genellikle Tâceddîn Velî Zaviyesi ve Camii Vakfı’na aittir. Cumhuriyet döneminde yayınlanan bazı yayınlarda Tâceddîn Velî’nin kimliği yanlış tespit edilmiş ve ayrı zamanlarda Anadolu’da yaşayan Tâceddîn Velîler ile karıştırılmış, bazılarında ki bilgiler ise tamamen rivayetelere dayanır. Enver Behnan Şapolyo, Sadi Bayram, Fehmi Kuyumcu, Prof. Dr. Mustafa Aşkar ve Dr. Nazif Öztürk tarafından yayınlanan makalelerden de faydalanarak hazretin kısa da olsa biyoğrafisini hazırlayarak, belgelerle desteklemeye çalıştık. Bu konuda Dr. Nazif Öztürk’ün yıllardır devam eden ilmi çalışmaları ve yayınladığı makaleleri ise takdire şayandır. Milli Kütüphane Yazmalar Bölümü’nde bulunan ve Hicri 1269 (1853) yılında yazılan “Tâceddîn Velî Evrâd-ı Şerifi”nin orjinalini yayınlayarak, yeni harflere de çevirisini yaparak, Tâceddîn Velî hazretlerinin zikir ve dualarını sizlere sunmaya çalıştık. Vahdet ve ilahi cezbeyi dillendiren yayınlanmış şiirlerini de derleyerek, anlaşılması için de sonuna kısa bir sözlük koyduk. Çalışmamızda yardımlarını esirgemeyen Dr. Nazif Öztürk, Tahsin Türker, Sadi Bayram, Ahmet Yaşar Ocaklı, Mevlüt Çam ve Mehmet Narince’ye teşekkürlerimizi sunar, bu çalışmamızın hayırlara vesile olmasını diler, hata ve noksanlarımızın ise acziyetimizin bir sonucu olduğunu arz eder, saygılar sunarız. Abdülkerim Erdoğan Kayaş, 8 Temmuz 2010 |









![]() | Bugün | 183 |
![]() | Dün | 310 |
![]() | Bu Hafta | 792 |
![]() | Bu Ay | 1485 |
![]() | Toplam | 163947 |
| HakkımızdaHizmetlerimizReferanslarReyhan Yayınları |
Copyright © 2005 - 2012 Ankarasevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Portalı.
Designed by JoomlArt.com
Joomla! is Free Software released under the GNU General Public License.