| TARİHİ CAMİLER TALAN EDİLİYOR... |
|
HAYMANA KUTLUHAN KÖYÜ YAKININDA BULUNAN
HÜSÂMEDDÎN ANKARAVÎ CAMİİ’Nİ DEFİNECİLER TALAN EDİYOR…
Hüsâmeddîn-i Ankaravî, Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin kurduğu “Bayrami”liğin bir kolu olan “Melâmî” şeyhlerindendir. Ahmet Sarban’dan sonra da Hüsâmeddîn-i Ankaravî melâmî kutbu olmuştur.
Sarı Abdullah Efendi “Semeratü'l-Fuâd” isimli eserinde, Şeyh Hüsâmeddîn-i Ankaravî hakkında şu bilgileri verir:
Şeyh Hüsâmeddîn-i Ankaravî, doğduğu ve yaşamakta olduğu Ankara'ya bağlı Haymana'daki Kutluhan Köyünde, cuma ve bayram namazları için bir cami yaptırmaya teşebbüs etmiş ve bütün müridlerini çağırarak inşaatta çalışmasını istemiştir. Bu davete askerler (sipahiler) de katılarak inşaatta gönüllü olarak çalışmaya başlamışlardır. O sırada Ankara haslar voyvodası, şeyhin oğluna ait uzun zamandan beri göz koyduğu güzel Arap atını istemiş, oğlu da atı vermeyi reddeder. Bu olay üzerine voyvada, şeyhi İstanbul’a şikayet eder. Şikayetinde şeyhin bütün müridlerini ve bazı askerleri başına topladığını, muhtemelen bir isyana hazırlandığını bildirir. Bunun üzerine merkez şeyhin derhal tutuklanıp hapsedilmesini ve hadisenin araştırılmasını istemiştir. Hüsâmeddî-i Ankaravî hemen tutuklanır ve Ankara kalesine habsedilir. Ne var ki, ömrü vefa etmemiş ve rivayete göre bir sabah cesedi bulunmuştur.
Evliya Çelebi ise “Seyahatname”de: Şeyh Hüsâmeddîn, Ahmed Sarbani halifesidir. Ankara Kalesi'nde hapis iken “Sabah bizi defn edin.” buyururlar. Sabahleyin hapishanede kesinlikle insan ve cinden kimse yok iken bir sarı hurma lifi kefenine sarılmış, yıkanmış ve kokulanmış olarak ölü bulunur. Bütün Ankara halkı hayretler içinde kalırlar. Hala Zaviyesi haziresinde gömülüdür, ifadesini kullanır.
“Zeyl-i Şakayık” da ise, Şeyh Hüsâmeddîn-i Ankaravî’nin çok cezbe sahibi biri olması sebebiyle, bir harekete girişeceği şüphesiyle teftiş emri verilerek şer'i kurallara uygun bir biçimde yargılanmak üzere Ankara kalesine hapsedildiğini, ancak sabaha cesedinin çıktığını yazar ve ölüm tarihi olarak 1566-67 yılını verir. Nûrullah-ı Bosnavî’de, Şeyh Hüsâmeddîn-i Ankaravî’nin idam edildiğini “Silsiletü'l-Mukarrebîn” isimli eserinde zikrederken, müridlerinin dini emirlere uygun hareket ettiklerinden bahseder. Prof. Ahmet Yaşar Ocak “Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler” isimli eserinde konu ile ilgili geniş bilgi verir.
1557 yılında vefat eden Şeyh Hüsâmeddîn-i Ankaravî, Haymana ilçesinin Kutluhan Köyü’ne giden yolun solunda bulunan zaviyesinin yanına defnedilmiştir.
10 Aralık 2005 Cumartesi günü yaptığımız ziyarette Şeyh Hüsâmeddîn-i Ankaravî Camii’ni harap bir vaziyette gördük. Csminin çatısı yok ve iç kısmı ise köstebek yuvası gibi. Defineciler cami içerisinde kazılar yapmış, saygısız kişiler tarafından da duvarlara yazılar yazılmış, yapı malzemeleri de sağa sola atılmış. Cami yakınında bulunan türbesi ise bakımsız bir durumda.
(Kaynak: Evliya Çelebi, Tam Metin Seyahatname, Birleşik Yay., c. II, İstanbul, 1996, s. 721; Ahmet Yaşar Ocak, Osmanlı Toplumunda Zındıklar ve Mülhidler, Tarih Vakfı Yurt Yay., İstanbul, 1998, s. 272-304;).
|









![]() | Bugün | 189 |
![]() | Dün | 310 |
![]() | Bu Hafta | 798 |
![]() | Bu Ay | 1491 |
![]() | Toplam | 163952 |
| HakkımızdaHizmetlerimizReferanslarReyhan Yayınları |
Copyright © 2005 - 2012 Ankarasevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Portalı.
Designed by JoomlArt.com
Joomla! is Free Software released under the GNU General Public License.