| Ahi |
![]() AHİ (AHİ İSMAİL)
Eski adı “Ahi İsmail” olan köy, ilçe merkezine 12 km uzaklıkta olup, ilçenin doğusunda ve Ova Çayı vadisinde yer alır. Vadi tabanı dışında bulunan yerleşme, Kılıçlar, Alpagut, İçören, Uçarı, Sancar ve Çubuk ilçesine bağlı Güzelyurt mahalleleri ile komşudur.
Alüvyal ve kahverengi toprakları, I. nci, III. ncü ve IV. ncü sınıf arazi yapısındadır. 1200 metre üzerinde bulunan seki düzlüklerinde bitki örtüsü zenginleşir. Mire Dağı ile Karyağdı Dağı arasında geçiş sağlayan Karabayır Sırtı yamaçlarında fundalıklar görülür. Ova Çayı kıyılarında bahçeler bulunmaktadır.
Antik çağlardan itibaren ulaşım yolu üzerinde bulunan yerleşme, Anadolu Selçukluları zamanından itibaren Türkler tarafından ilk iskan gören köylerdendir. Başlangıçta “Fütüvvet ehli” ahi büyüklerinden Ahi İsmail’in tımar mülküdür.
![]() Ahiler, Ankara bölgesine Anadolu Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat zamanında yoğun olarak gelmeye başlamışlar ve Ankara’yı “ahiler şehri” yapmışlardır. Daha sonraki yıllarda Ahi İsmail Köyü, Ahi Şemseddin Ahmed ile Ahi Tura’nın müşterek tımar mülkü olur.
Ahi Şemseddin Ahmed, kendi hissesini Ankara’da yaptırdığı “Yeşil Ahi Medresesi”ne vakfeder ve kızı Hunnire Hatun’u da bu vakfa mütevelli (yönetici) tayin eder. Ahi Şemseddin Ahmed’in Nisan 1439 tarihli vakfiyesinde, babasının adını taşıyan Ahi Murad Mahallesi’nde, dedesi Ahi Hüsam’ın zaviyesinin yanına bir medrese yaptırır. Bu medreseye ve dedesinin zaviyesine pek çok arazi ve emlak vakfeder. Ankara-Hamamönü semtinde bulunan zaviyeden günümüzde sadece “Yeşil Ahi Camii” kalmıştır. “Yeşilhane” Medresesi olarak da anılan bu medrese, Cumhuriyetin ilanında eğitimine devam ettiği bilinir. Günümüzde Yeşilhane Medresesi’nin yerinde bir fırın bulunmaktadır.
![]() Mamak ilçesine adı verilen “Ahi Mamak” ta bu medresede müderrislik yapmıştır. Ahi Tura ise kendi hissesini rızası ile damadı Edhem oğlu Emirhan’a verir. Ahi Tura’nında Hacı Bayram Camii’nin güneyinde ve yakınında kendi adı ile anılan “Ahi Tura Mescidi” bulunmaktadır. Ahi İsmail ve Alpagut köylerinin yıllık gelirinin yarısı da, Ankara şehir merkezinde bulunan ve günümüze ulaşmayan “Ahî Yakub Medresesi Vakfı”na aittir.
1530 yılında Murtazaabad kazasına bağlı olan Ahi köyünün 386 akçelik yıllık gelirinin yarısı Yeşil Ahi Medresesi Vakfı’na aittir.
1530 yılından sonra Şorba, Murtazaabad ve Zir kazalarına bağlanan köy, Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında Ankara-Merkez kazası Zir nahiyesine bağlanır. Daha sonraki yıllarda da sırasıyla Karalar, Bitik ve Kazan nahiyelerine, 1957 yılında Yenimahalle ilçesine, 1987 yılında da Kazan’ın ilçe merkezi olması üzerine Kazan’a bağlanır. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kararı ile de mahalle statüsüne geçer.
1530 yılında Murtazaabad kazasına bağlı olan ve günümüzde tamamen harap olmuş “Kemer” köyü’nün yerleşme yeri de “Yıkıklar” mevkiindedir.
1530 yılında Kemer köyü ve mezreası, 8 hane, 4 mücerred (bekar erkek), 3 sipahizade, yaklaşık 47 nüfuslu ve yıllık vergi hasılatı 1.737 akçe olup, yıllık geliri “Tımârhâ-yi Zu’amâ ve Merdân” (savaşlara katılmış ve devamlı emrinde asker bulunduran yiğit kişiler, zeamet sahipleri)a aittir. Ayrıca “Kırk-Kavak” mezreasınında yıllık hasılatı 200 akçedir.
1845 yılında Murtazaabad kazasına bağlı olan köy, 30 hanedir. Bu yıllarda köyde tarım yapıldığı gibi her ailenin “duhan” yani tütün yetiştirdiği görülür. Köyün en varlıklı kişisi Bal oğlu Ömer’dir. 1845 yılında köyde bulunan vergi habe reislerinin isimleri ve meslekleri: Satılmış oğlu Mehmed (çiftçi), Hacı Salih oğlu Ali (çiftçi), Bal oğlu Ömer (çiftçi), Pepe’nin oğlu Mehmed (çiftçi), İsmail (çiftçi) ve Ahmed (çiftçi). Köse Ömer oğlu Mehmed (çiftçi) ve Irgad Ali (çiftçi). Davulcu oğlu Ahmed (çiftçi), Kara Hasan oğlu Ali (çiftçi), Muhanet Hasan (çiftçi) ve Hüseyin (çoban), Ebe oğlu Mustafa (çiftçi), Bekir oğlu Hasan (hizmetkar), Göğüs oğlu Satılmış (çiftçi), İbrahim oğlu Seyyid (çiftçi), Cevzal oğlu Ahmed (çiftçi), Çakır oğlu İsmail (çiftçi), Şaban oğlu Çırak Ali (düşkün), Yetim Hasan (bostancı), Hasan Koca oğlu Mehmed (ırgat), Çakır oğlu Hasan (çiftçi), Şaban oğlu Ahmed (çiftçi), Köken oğlu Hacı (çiftçi), Hacı oğlu Mustafa (ırgad), Sarı Halil oğlu Musa (çiftçi) ve Cinni Dede (ırgad).
Çanakkale Muharebeleri’nde Ahi Köyü’nden Piyade Er Emin oğlu Mehmet Gelibolu-Kireçtepe’de, Piyade Er Mustafa oğlu Mehmet Gelibolu-Zığındere’de ve Piyade Er Ali oğlu Rıza Gelibolu-Kirte muharebelerinde, Jandarma Er Ömer Yener ise Hakkari’de şehit olmuştur. Bölgede göç vermeyen nadir köylerden olan Ahi, 1935 yılında 434 olan nüfusu, 1950 yılında 527 kişiye yükselir. 1975 yılında 444, 1990 yılında 434 kişi olan nüfus 2000 yılında 268 kişiye düşer. 2007 yılı adrese dayalı nüfus sayımına göre nüfusu 184 kişidir.
Yerleşmede üzerinde hicri 1236 (1831 miladi) tarihli, devşirme blok andezit taşı ile yapılmış bir çeşme bulunmaktadır. Çeşme üzerinde Latince yazılı ve haç işareti bulunan bir vardır. Ayrıca köy içinde antik devşirme malzeme görülür.
İlköğretim taşımalı olarak Kazan’da yapılmaktadır. İçme suyu ve kanalizasyon şebekesi vardır. Yolu asfalttır. Köyün eski camiinin yanına, kubbeli ve minareli yeni bir cami yapılmıştır.
Yerleşmede bulunan “Ahi Köyü Osman Başayar Kültür Merkezi”, gerek modern mimarisi, gerekse çevre düzenlemesi ile ilçede nadir yapılardan biridir. Geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Ova Çayı yatağı tahrip edilmeden önce yerleşme de kuru ve sulu tarım yapılırken, günümüzde sadece kuru tarım yapılmaktadır. Yetiştirilen ürünler arpa, buğday, nohut, yulaf, kavun, karpuz, patates, ayçiçeği, mısır (sılay) ve kabak. Köyün bir diğer geçim kaynağı da sebzeciliktir. Sulama, Ova Çayı’ndan ve açılan sondaj kuyularından sağlanmaktadır.
Bağcılık ve meyvecilik önemli yer tutar. Bağlarda yetişen bazı üzüm çeşitleri şunlardır: Hocasan, Yapıncak, Çavuş, Karagevrek, Yumrukara ve Beyaztokat.
Bağ ve bahçelerde yetişen meyveler ise ceviz, badem, vişne, kayısı, elma, armut, dut ve iğde. Ayrıca seracılık yapılır. Süt hayvancılığı yaygın olup, kültür ırkı ve kültür melezi hayvanlar mandıralarda beslenmektedir. Elde edilen sütler satıcılar tarafından fabrikalara götürülmekte, bir kısımda Ankara şehrinde pazarlanmaktadır. Bunun dışındaki köylerde halk; süt, yağ, yoğurt, peynir gibi ihtiyaçlarını karşılamak için birkaç tane büyükbaş hayvan beslenmektedir.
Köyün yerli aileleri Çakırlar (Yener), Kethüdaoğulları (Köylüoğulları) ve Hacıhasanlar (Üçay)dır. Köye sonradan gelip yerleşen aileler ise Camazaklar (Boran, Başayar), Kızılcahmam-Kavaközü köyünden gelme Baloğulları (Anar, Balcı), Ankara şehir merkezinden Molla Hüseyinler (Yüksek, Yüksekcan, Gökdere ve Satılmış), Göğüsoğulları (Yakın, Sunar, Ünal) ve Musalar (Sarıaydın).
İnönü, Kemer, Yahşibey, Boruklu, Bostanpınarı, Başpınar, Kavşak, Bazlamaç, Yucak ve Kırkkavak mevkileri yerleşmede ki önemli yerlerdir.
Eğitim ve gelir seviyesi yüksek olan köyden yüksek öğrenim görenlerin sayısı yüksek olup, asker, öğretmen, yönetici, doktor, avukat ve mühendis olanlar vardır. Yemek kültürü ile örf ve adetler diğer komşu köylerle aynıdır.
*Abdülkerim Edoğan, Geçmişten Günümüze Kazan, Kazan Belediyesi Yayınları, Ankara, 2009.
![]() ![]() |









![]() | Bugün | 32 |
![]() | Dün | 332 |
![]() | Bu Hafta | 32 |
![]() | Bu Ay | 725 |
![]() | Toplam | 163187 |
| HakkımızdaHizmetlerimizReferanslarReyhan Yayınları |
Copyright © 2005 - 2012 Ankarasevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Portalı.
Designed by JoomlArt.com
Joomla! is Free Software released under the GNU General Public License.
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.