Skip to content
AnkaraSevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Araştırma Portalına Hoşgeldiniz:
Alpagut

ALPAGUT

Kazan şehir merkezine 4 km. uzaklıkta ve ilçenin kuzeydoğusunda, Ova çayı vadi tabanında bulunan yerleşme, kahverengi, alüvyol ve kalüvyol topraklara sahip olup, I.nci ve IV.ncü sınıf arazide, sulu ve kuru tarım yapmaya uygundur. Günümüzde Ova Çayı yatağında işletmeye açılan ve terk edilen kum ocakları, bölgenin su kaynaklarını tahrip etmiş ve toprağın zenginliğini yok etmiştir. İlçe merkezi(Kayı mahallesi), Günbaşı, İçören, Ahi, Kılıçlar ve Güvenç Köyleri ile komşudur.

“Alpağut”, Oğuz Türkmen boylarının isimlerindendir. Alpagut, tek başına düşmana saldıran, hiçbir yandan yakalanmayan yiğit anlamına gelmektedir. Cevdet Türkay “Alpagud” cemaati hakkında şunları yazar: Çorum Sancağı, Karacaşehir Kazası (Sultanönü Sancağı), Kete Kazası (Hüdavendigar Sancağı)nda iskan edilmiştir. Eski adı “Alpağut Çiftliği” olan yerleşme, daha sonraki yıllarda “Alpavut” adında köy olur. Murtazaabad kazasına bağlı ve vakıf köy olan yerleşme, Cumhuriyet döneminde Ankara-Merkez kazası Zir nahiyesine bağlanır. Daha sonra sırasıyla Karalar, Bitik ve Kazan nahiyelerine bağlanır. Ankara Merkez kazasına bağlı olan Kazan nahiyesi 1957 yılında Yenimahalle ilçesine bağlanır. 1987 yılında da Kazan nahiyesinin ilçe olması ile birlikte Kazan’a bağlanır. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kararı ile de mahalleye dönüştürülür. 1935 yılında 164 olan nüfusu, 1970 yılında 205 nüfusa yükselir. Fazla göç vermeyen köylerden olan yerleşme, 2007 adrese dayalı nüfus sayımına göre 27 hane ve nüfusu 204 kişidir. Anadolu Selçukluları zamanından itibaren Türkler tarafından iskan gören Alpagud köyü, ahi büyüklerinden “Ahi İsmail”in tımar mülküdür. Daha sonraki yıllarda bu köy, Ahi Şemseddin Ahmed ile Ahi Tura’nın müşterek tımar mülkü olur. Ahi Şemseddin Ahmed, kendi hissesini Ankara’da yaptırdığı “Ahi Medresesi”ne vakfeder ve kızı Hunnire Hatun’u bu vakfa mütevelli (yönetici) tayin eder. Ahi Şemseddin Ahmed’in Nisan 1439 tarihli vakfiyesinde, babasının adını taşıyan Ahi Murad Mahallesi’nde dedesi Ahi Hüsam’ın zaviyesinin yanında bir medrese yaptırır. Bu medreseye ve dedesinin zaviyesine pek çok arazi ve emlak vakfeder. Ankara Hamamönü semtinde bulunan külliyeden günümüzde sadece “Yeşil Ahi Camii” kalmıştır. “Yeşilhane” Medresesi olarak da anılan bu medrese, Cumhuriyetin ilanında eğitimine devam ettiği bilinir. Günümüzde Yeşilhane Medresesi’nin yerinde bir fırın bulunmaktadır. Mamak ilçesine adı verilen “Ahi Mamak” ta bu medresede müderrislik yapmıştır. Ahi İsmail ve Alpagut Köylerinin yıllık gelirinin yarısınında Ankara şehir merkezinde bulunan ve günümüze ulaşmayan “Ahî Yakub Medresesi Vakfı”na aittir.” 1530 yılında Alpakûd köyü, 20 hane, 2 mücerred (bekar erkek) ve 1 muhassıl, yaklaşık 102 nüfusludur. Yıllık hasılatı ise 3,269 akçedir. Köyün yıllık geliri de Ankara şehir merkezinde bulunan Ahi Yeşil Medresesi’ne aittir. 1530 yılında Hasan Fakih, Alpagut Mezreası’nda bir çiftlik ve bir bahçeyi “evlatlık vakıf” olarak vakfeder. Burada 1 müderris ve 3 nefer oturmaktadır. “Fakih”, dini bilgilerde âlim olan kişi anlamına gelir.

1571 yılında da Alpağut Mezreası’nda iki çiftlik yer, İbrahim Beğ’in evvelden mülkü olup, “Şeyh Bahşâyiş Zaviyesi”ne vakfeder. Bu vakfiyede Murad Hüdavendiğar zamanından beri devam eder. Vakıfın elinde Fatih Sultan Mehmed Han’ın verdiği beratı vardır. Şeyh Bahşâyiş’in oğlu Ahmed bu çiftliklerin mutasarrıfıdır. Deftere de böyle kaydedilmiştir. 1572 yılında da Şeyhin evladından Ali çiftliklerin mutasarrıfıdır. Çiftliklerin yıllık geliri 400 akçedir. Yerleşmede caminin güneyinde halk arasında “Alpagut Dedesi” olarak bilinen bir mezar bulunmaktadır. Kanaatimizce mezarın olduğu yer, belgelerde ismi zikredilen “Şeyh Bahşayiş”e ait olması kuvvetle mutemeldir. Şeyh Bahşayiş, bölgeyi Türk yurdu yapan “gazi-derviş”lerdendir. Rivayetlere göre eskiden mezarının üstünü kapatarak bir türbe yapmışlar. Dede mezarının üstünün kapanmasına rıza göstermediği için, türbe çatısını karşı tepeye atmış. Zamanla vakıf araziler şahısların mülkiyetine geçmiş ve ecdâd yadiğârı bu hayrî müesseseler tarihe karışmıştır. Ova Çayı yatağında kum hafriyatı esnasında Roma denemine ait antik mermer sütunlar ve düz bolk mermer parçaları çıkmıştır. 1845 yılında köyde 10 vergi veren hane bulunmaktadır. Bu tarihte Halil Dede oğlu Hasan, köy camiinin imamıdır. Köyün en varlıklı kişisi Hacı oğlu Hasan’dır. 1845 yılında köyde ikamet eden hane reisleri şunlardır: Halil Dede oğlu Hasan (imam olup, köyde hiç arazisi yok), Hacı oğlu Hasan (çiftçi), Paslığın oğlu Hüseyin (çiftçi), Mühib oğlu Ali (çiftçi olup, tütün tarlası da var), Mühib oğlu Mehmed (çiftçi), Barbar oğlu Ahmed (çiftçi), Barbar oğlu Ali Dede (çiftçi), Barbar oğlu İbrahim (çiftçi), Mezid oğlu Mustafa (çiftçi) ve Tekeli oğlu Hasan (ırgad olup, tek hayvanı var). Bu tarihlerde köyde tarım, bağcılık, bostan ve bakla tarlaları ile büyükbaşhayvancılık yapılmaktadır.

1922 yılında “Kosova'nın Velçezin ilçesinden göç edip, Ankara'nın Alpagut köyüne yerleşen 9 kişinin vatandaşlığa alınması” için Bakanlar Kurulu karar verir. Geleneksel mimarideki yapılarının yanında köyde tarihi çeşmelerde bulunmaktadır. Köyün yakınında, Karacalar ve Bağlar mevkiinde bulunan “Çörtenci suyu”, bir efsaneye göre bir geyik buraya gelir ve boynuzunu vurur. Tepe yarılır ve buradan su çıkmaya başlar. Geçmiş yıllarda bağları ve bostanları ile meşhur olan yerleşmede, Ova Çayı’nın sularının çekilmesi ve ova yatağının tahribatı sonucu ancak kuru tarım yapılabilmektedir. Eski Bağlar mevkii ise bugün tamamen haraptır. Arpa, buğday, kavun yetiştirilir. Günümüzde köyde bulunan sülale isimleri şunlardır: Küçükosmanlar (Sezgin), Muhipler (Sezer), Musalar (Hazer), Alibekler (Kızılca), Karaosmanlar (Başkaya), Camazaklar (Biçer), Zaraoğulları (Güntutmaz), Aşırlar (Tokdemir), Bulduklar (Kocabaş), Salavurlar (Kızıldemir) ve Emekler (Uzer). İlköğretim taşımalı olarak Kazan’da sürdürülmektedir. İçme suyu şebekesi var, kanalizasyon şebekesi yoktur. Yolu asfalt olup, bölge köy ulaşım yolu yerleşme içinde geçer. Minareli ve çatılı cami 1958 li yıllarda, eski cami yıkılarak yenisi yapılmıştır. Yemek kültürü ile örf ve adetler diğer komşu köylerle aynıdır.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Abdulkerim Erdoğan

a_01
a_picasa
a_fottom
a_tv

Abdülkerim Erdoğan Eserleri

asemerk
180x256-images-stories-Untitled-1

Ziyaretçi Durumu

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün487
mod_vvisit_counterDün450
mod_vvisit_counterBu Hafta937
mod_vvisit_counterBu Ay13394
mod_vvisit_counterToplam488156

Son YORUMLAR