Skip to content
AnkaraSevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Araştırma Portalına Hoşgeldiniz:
Emirgazi

EMİRGAZİ

Eski adı “Emir Gazi” ve “Mir Gazi” olan köy, ilçenin güneybatısında, Ova Çayı'nın batı tarafında ve eski alüvyal vadi tabanındadır. Kahverengi ve alüvyal toprakları, I.nci ve II.nci sınıf arazi olup, sulu ve kuru tarım yapmaya uygundur. İlçe merkezine uzaklığı 6 km olup, Yazıbeyli, Aydın, İmrendi, Çimşit, Karalar ve İymir köyleri ile komşudur.

Emir Gazi, “Dânişmendli” hanedanının kurucusu ve ilk “Melik-i Muazzam” Danişmend Ahmed Gâzî (Taylû) b. Ali et-Türkmânî’nin torunu ve Gümüştegin’in oğludur. Babası Gümüştegin’in Sivas'ta vefatı üzerine Emîr Gazi hanedanın başına geçer. Emîr Gazi başlangıçta Selçuklular'a tabi olur, kızını I. Kılıçarslan’ın oğlu ve Ankara meliki Mesud’la evlendirir. I. Kılıçarslan'ın oğulları arasındaki taht mücadeleleri sırasında damadı Mesud'u destekler ve Anadolu Selçuklu tahtına çıkarır. Dânişmendli Emîr Gazi, damadının da Selçuklu tahtında olması dolayısıyla Anadolu'daki olaylara fazla karışmaya başlar ve damadı Mesud ile kardeşi Melik Arab mücadelesinde damadını destekler. Sultan Mesud kayınpederi sayesinde tahtını korumayı başarırken Malatya'dan Sakarya'ya kadar uzanan Selçuklu toprakları da Dânişmendliler'in eline geçer. Anadolu'nun en güçlü devleti haline gelen Dânişmendliler, 1129 yılında Ankara, Çankırı, Kastamonu ve Karadeniz sahillerini kontrol altına alırlar. Abbasî Halifesi Müsterşid-Billâh ve Büyük Selçuklu Sultanı Sencer tarafından Emîr Gazi'ye “menşur”, “altın asa” ve diğer hediyeler gönderilir. Bu hediyeler yolda iken Emir Gazi Sivas’ta vefat eder. Melik Muhammed, Yağıbasan, Yağan ve Aynüddevle adında dört oğlu vardır. Tahta ise Melik Muhammed geçer. Emir Gazi adına yapılmış Kayseri, Erzincan, Çorum, Kastamonu, Kırşehir ve Çorum illerinde türbeler bulunmaktadır. Emir Gazi’nin oğlu Yağıbasan’ın adı, 1463 yılında Mürted Ovası’nda bulunan Yakup Hasan köyüne verilir. “Yağıbasan” kelimesi daha sonra ki yıllarda “Yakub Hasan” olarak değişmiştir.

1463 yılında Emir Gazi köyü, idari yönden “Murtad Ovası”na tabidir. 1530 yılında Murtazaabad kazasına bağlı olan köy, kayıtlara iki defa geçmiştir. Birinci kayıtta 8 hane, 3 mücerred (bekar erkek), yaklaşık 43 nüfuslu ve yıllık hasılatı 1.200 akçedir. İkinci kayıtta ise “Karye-i Emir-Gazi elmezbur”(sözü edilen), 7 hane ve 3 mücerred (bekar erkek) ve hasılatı 1.250 akçedir. Köyün yıllık geliri “Tımârhâ-yi Zu’amâ ve Merdân”a aittir.

1571 yılında Çubuk kazasında “Şahi Hatun yeri” adıyla bilinen yer, Salih tarafından Emir Gazi köyü camiinde, Cuma günleri iki cüz okunması için 1000 akçe vakfedilir. 1118 (1706) tarihli bir belgede “Ankara Sancağı’nda Murtazaabad nahiyesinde Mirgazi (Emir Gazi) karyesinde ikibin akçe timara mutasarrıf olan Maksud'un vefatıyla boşalan timarın Ali'ye, Ali'nin de vefatı ile Mehmed'e ihsan olunmasına dair Ankara Miralayı Ali Beğ imzasıyla arz” talebi bulunmaktadır.” “Mir” kelimesi, emir, bey ve amir anlamına gelmektedir.

1725 yılından itibaren Muslu Paşazâdeler’e Emir Gazi Köyü tımar olarak verilir. Muslu Paşa hakkında fazla bir bilgiye rastlamadık. Sancakbeyi olduğu kaynaklarda zikredilir. Aslan Ağa bin Musli (Muslu) Paşa, Mart 1665 tarihli vakfiyesinde Ankara-Koyunpazarı’nda bir han yaptırıp, gelirini hanın içindeki mescide ve hanın kapısındaki musluğa su taşınmasına vakfetmiştir. Bu han daha sonra, 1749 yılında Abdülkerimzâde Sunullah Efendi tarafından satın alınarak Suniye Medresesi’ne vakfedilmiştir. Muslu Paşazade Salih Efendi, Murtazaabad kazasında ayanlık iddiasında bulunur ve kaza halkına zulmetmeye başlar. Muslu Paşazade Salih Bey, 1745 yılında idam edilir ve bütün servetine devlet tarafından el konulur. Salih Bey’in oğulları Mehmed Emin ve Osman, annesi ve kız kardeşi dilekçe vererek, Salih Bey’in servetinin tamamının hazineye bırakılmamasını ister. Bu dilekçe üzerine bunların haline acınarak, 820 kuruşluk mal ve eşya, çiftlik (Bulak köyünde) ve eşyası mirasçılarına verilir. Muslu Paşazade Salih Bey, Emir Gazi Köyü’nün eski yerleşme yerinde (günümüzde Dedepınarı mevkii) harap olan camii yeniden onarır ve 1740 yılında da bu cami için bir vakfiye yazdırır. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde kayıtlı bulunan vakfiyeye göre Salih Bey, babasının bu vakfiye gereği vakfettiği 18.000 dirheme, 2.100 dirhem gümüş para daha ilave ederek, toplam 20.100 dirhemi vakfa mütevelli tayin ettiği “Vanizade” diye tanınan İbrahim Ağa’ya teslim eder. Bu vakfedilen paranın mütevelli (yönetici) tarafından caminin bakımına, imam, hatib, vaiz ve kayyumun maaşlarına, caminin yanına yaptırdığı çocuk mektebinin bakımı ve mualliminin maaşı ile caminin önüne yaptırdığı çeşmenin bakımına harcanmasını şart kılar.

1933 yılında bölgeye gelen Arkeoloğ Remzi Oğuz Arık, Muslupaşa Camii’ni görmüş ve şunları kaydetmiştir: “Mihrabı ve yazı ile süslü firizi bize son asırda, ikinci veya üçüncü derecede bir merkezdeki Türk sanatını göstermesi yönünden çok kıymetlidir.” Köyde yaşayanlardan edindiğimiz bilgilere göre cami, kare planlı, duvarları kesme taştan, ahşap tavanlı ve çatılıdır. Minaresi 1934 yılında yıldırım düşmesi sonucu yıkılır. Tavan süslemesi ve kalem işleri birer sanat şaheseri olup, civar köylüler Cuma günleri, “Cuma camii” olan bu camiye gelerek, Cuma namazlarını topluca kılar, namazdan sonra da yakınında bulunan “harman yeri”nde cirit oyunları oynandığı nakledilir. 1935 yılında ise civar köylere ilkokul yapmak maksadıyla cami yıkılır ve malzemesi bu köylere nakledilir. Teberrükat eşyasının akıbeti hakkında bize nakledilen ise müzeye götürüldüğüdür.

Muslu Paşazadeler, Salih Bey’in idamından sonra Ova Çayı yakınında bulunan “Bulak” köyüne yerleşir ve Bulak Çiftliği’ni yönetirler. Salih Bey’in oğulları Mehmed Emin ve Osman, Bulak Çiftliği’ne yerleşince yine rahat durmazlar ve Murtazaabad ayanlığına soyunurlar. Çevre köyleri rahatsız eder ve haksız kazanç yoluna giderler. Bu hareketleri karşısında çevre köyler, toplu şikayette bulunurlar ve Muslu Paşazade Osman’ın haksız yere topladığı paralar tespiy edilir ve deblet tarafından tahsil edilerek, kendi işleri ile uğraşması tenbihlenir. Günümüzde Kazan ilçesinde Muslu Paşazadeler’e mensup kimse yoktur.

1786 tarihli bir belgede, Ankara Alaybeyisi Mehmed Ağa’dan ahali hoşnut olmadığından azline ve yerine Ankara Sancağı’nda Emir Gazi'ye tabi Kasaba nam köy ve gayriden 21.287 akçe zeamete mutasarrıf Seyyid Ahmed’in tayini istenmektedir. 1844-1845 yıllarında köyde 31 vergi veren hane mevcuttur. Köy camiinin imamı aynı köyden olmayan Tahmas oğlu Hacı Seyid’dir. Bu tarihlerde köyde en fazla vergi veren kişi ise Bekir Bey oğlu Mahmud Bey olup, iki su değirmeni, 240 dönüm buğday tarlası ile 200 dönüm sulu tarlası vardır. Bu yıllarda köyde buğday, arpa, bostan ve soğan ekimi ile büyükbaş hayvancılık yapılmaktadır. Üzüm bağı ise çok azdır.

1845 yılında Mirgazi köyünde vergi veren hane reislerinin isimleri ve meslekleri şöyledir: Tahmas oğlu Hacı Seyid (imam), Süleyman oğlu Mehmed (çiftçi), İhtiyar oğlu Hüseyin (çiftçi) ve İbrahim (çiftçi), Bekir Bey oğlu Mahmud Bey (çiftçi), Hoşaf oğlu Hüseyin (çiftçi) ve Irgad Ali (hizmetkar), Osmanlı oğlu Osman (çiftçi) ve Ali (çiftçi), Dilber oğlu Hasan (çiftçi) ve Mehmed (çiftçi), Musa oğlu İbrahim (çiftçi) ve Hüseyin (çiftçi), Ömer oğlu Deli Osman (bir buğday tarlası var), Hüsem oğlu Osman (berber), Derviş oğlu Yetim Ali (yetim), Çanak Hasan oğlu Memiş (çiftçi), Hasan Kethüda (çiftçi), İmam oğlu Emrullah (çiftçi) ve Mehmed (hizmetkar), Uzun Mustafa (çiftçi), Kuru oğlu Hüseyin (çiftçi), Katırcı oğlu Kara Ahmed (çiftçi), Kahveci oğlu Mustafa (ırgad), Mehdi oğlu Hüseyin (çiftçi), Osman Kethüda (fakir, hiçbir malı yok), Hoşab oğlu Halil İbrahim (çiftçi), Ahmed oğlu Mustafa (asker), Cedid oğlu Ali (hizmetkar), Mahmud oğlu Osman (hizmetkar) ve Yabanabadlı Osman (çoban. Tarihi çeşmeler yönüyle de yerleşme zengindir. Köyün yakınında bulunan Muslu Paşa Camii yerinin yakınında kemerli, “su sarnıcı” mimarisine ve “Dede pınarı” olarak anılan bir yapı bulunmaktadır. Andezit taşından yapılan bu sarnıcın kemerinde hicri 1272/1856 miladi tarihi bulunmaktadır. Kazan’dan köye girişte sağda bulunan çeşmede 1281 hicri/1865 miladi tarihli bir kitabe bulunmaktadır. Kitabede “1281. Sahib’ül-hayrat vel-hasenat …….” ibaresi yazılıdır. Çeşme 1973 yılında “Yakuboğulları” tarafından tamir edilmiştir. Köy meydanında ve camiye yakın bulunan ikinci bir çeşme kitabesinde ise “Sahib’ül-hayrat vel-hasenat vel’tağmir merhum İsmail ibni Gök Hüseyin ruhuna Fatiha” ibaresi yazılıdır. Bu ibareden mevcut olan bu çeşmenin İsmail oğlu Gök Hüseyin tarafından tamir edildiği anlaşılmaktadır. Tamir tarihi kitabede yazılı değildir. Çeşme daha sonraki yıllarda da tamir gördüğü için özgün mimarisi kalmamıştır. 1859 yılının sonbahar aylarında Ankara’ya gelen Alman seyyah Mordtmann, Mürted Ovası’nı gezer ve Emir Gazi Köyü’ne gelir. Seyyah köylülere “Emir Gazi” hakkında sorular sorar ve bir cevap alamaz. Buradan Girindos (Fethiye) köyüne geçer. Emirgazi köyünün ilk yerleşme alanı Zincirli mevkiidir. Buranın bataklık olmasından dolayı köyde şiddetli bir sıtma hastalığı baş göstermiş, ölümlerin artması üzerine de 1920’li yıllardan sonra bugün ki yerine taşınmıştır. Ankara-İstanbul karayolu yapılmadan önce, “Uluyol” adıyla anılan Kızılcahamam-Ankara şosesi köyün içinden geçmektedir. Emirgazi köyü, “Beyköy” adıyla da anılmıştır. Ulaşım yolu üzerinde bulunması dolayısıyla köyde, oniki köy odası bulunduğu nakledilir. Ayrıca yerleşmede üç ayrı mezarlık vardır. “Beyler” mezarlığının Muslu Paşa ailesine ait olduğu rivayet edilir. Köy camii bahçesinde ve ve yakınında Karalar Köyü’nden getirilen antik sütunlar ve yazıtlar bulunmktadır. Dedepınarı, Meryempınarı, Hacıpınarı yerleşmenin önemli çeşmeleridir. Halk arasında Dedepınarı suyunun sıtma hastalığı tedavisi için içildiği, burada bulunan balıkların savaş zamanlarında kayboldukları, yaralı ve kanlı bir halde geri döndükleri şeklinde rivayetler nakledilir. Geleneksel mimarisi kerpiç damlı, tek ve iki katlı evler ile konaklardır. Hoşafoğlu Ahmed konağı 20 küsur odası ile halen ayakta durmaktadır. Son yıllarda çok katlı binalar yapılmaktadır. Cumhuriyet döneminde “Mir Gazi” adıyla Ankara-Merkez kazası Zir nahiyesine bağlanan köy, daha sonraki yıllarda sırasıyla Karalar, Bitik, Halkavun ve Kazan nahiyelerine bağlanır. Kazan nahiyesi 1957 yılında Yenimahalle ilçesine bağlanmış, 1987 yılında da Kazan nahiyesinin ilçe olması ile birlikte köy, Kazan ilçesine bağlanır. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kararı ile de Büyükşehir mücavir alanı içerisine alınır ve mahalle statüsüne geçer. 1935 yılı nüfus sayımında 55 olan nüfusu, 1985 yılında 135 kişiye ulaşır. 1997 nüfus sayımında 121 kişiye düşer. Daha sonraki yıllarda yerleşik nüfusu artar ve 2007 yılı adrese dayalı nüfus sayımına göre nüfusu 172 kişidir. Kurtboğazı Barajı’ndan gelen sulama kanalları ile yerleşmede kuru ve sulu tarım yapılır. Yetiştirilen önemli ürünler şeker pancarı, fasulye, buğday, kavun ve karpuzdur. Ayrıca süt üreticiliğine yönelik büyükbaş hayvan besiciliği yapılır. Ova Çayı yakınında olmasına rağmen bu nimetten faydalanamayan köylerdendir. Faaliyette ve terkedilmiş kum ocakları dolayısıyla akarsu tabanı tahrip olmuştur. Yer altı su kaynakları yönünden zengin olan yerleşmede, karakavak, selvi, söğüt, iğde, ceviz, kayısı, elma, armut, vişne, kiraz ve ayva ağaçları yetişir. Günümüzde köyde bulunan sülaleler şunlardır: Hoşafoğulları (Aslantaş), Gağaşakoğulları (Peker), Gökhüseyinler (Öztürk) ve Mazakoğulları (Özzeybek). İlköğretim taşımalı olarak Kazan şehir merkezinde sürdürülmektedir. İçme suyu ve kanalizasyon şebekesi mevcuttur.

* Kaynak: Abdülkerim Erdoğan, Geçmişten Günümüze Kazan, Kazan Belediyesi Yayınları, Ankara.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Abdulkerim Erdoğan

a_01
a_picasa
a_fottom
a_tv

Abdülkerim Erdoğan Eserleri

asemerk
180x256-images-stories-Untitled-1

Ziyaretçi Durumu

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün74
mod_vvisit_counterDün332
mod_vvisit_counterBu Hafta74
mod_vvisit_counterBu Ay767
mod_vvisit_counterToplam163229

Son YORUMLAR

  • İvedik
    Köyümüzle ilgili daha detaylı bilgiye hangi kitabı...
  • Yağcıhüseyin
    Öcelikle bir Ankaralı olarak böyle bir web sitesi ...
  • Karailyas
    BEN KARAİLYAS KÖYÜNDENİM BENİM KÖYÜM ANCAK BU KADA...
  • İnceöz
    ÇALIŞMALARNIZDA N DOLAYI ÇOK TEŞEKKURLER ELLERİZE ...
  • CİBİLLİ DEDE
    ELİNİZE SAĞLIK SAĞOLUN. BU GÜZEL VATAN KIYMET BİLE...