| Fethiye |
![]() FETHİYE
Eski adı “Gerendos”, “Girendos”, “Girindost” olan köy, Kazan ilçesinin güneybatısında, ilçe merkezine 13 km uzaklıkta olan yerleşmenin arazisi, Sincan ve Ayaş ilçe sınırlarına kadar uzanır. Bölgede en fazla arazisi olan köydür. Kınık, Bitik, Orhaniye, Kışlaköy, Sarayköy, Sincan-İncirlik ve Ayaş-Pınaryaka köyleri ile komşudur.
“Fethiye”, fethe katılan bayan anlamına gelir ve bayan ismidir. Ayaş Dağları’nın doğu yamaçlarının Akıncı (Mürted) Ovası’na doğru eğimli etek düzlüklerinin meydana getirdiği yüksek ve dik yamaçlarından gelen birikinti konileri üzerine kurulmuş olan köy, kuzeydoğusu sekilerden oluşan ve zengin jeolojik oluşumlara sahip bir yerleşmedir. Bölgede yaptığımız yüzey araştırmalarında fosillere rastlanmıştır. Birikinti konileri kendilerini meydana getiren dereler tarafından beslendiği için yer altı suyu bakımından zengin olup, yoğun olarak yapılan bağ-bahçe tarımı yanında, tarla tarımı içinde oldukça elverişlidirler. Fethiye Köyü’nün kuzey ve kuzeydoğusu fundalıklarla kaplı olup, I.nci, II.nci ve VI.ncı sınıf arazisi, alüvyal ve kahverengi toprak yapısına sahiptir. Köyün batısındaki bulunan meyilli tarım alanları erezyon sonucu mera durumuna gelmiştir. Geniş arazisi kuru tarım, mera ve askeri saha olarak kullanılmaktadır.
![]() 1998 yılında Fethiye Köyü’nün kuzeyindeki yamaçlarda, uluslararası ve İngiliz kökenli madencilik şirketi olan “Rio Tinto” jeologları tarafından “Trona” maden yatakları bulunmuştur. Trona’nın Türkçe’deki karşılığı “doğal soda külü”dür. Prof. Dr. Cahit Helvacı, Trona’nın, Arapça tuz anlamına gelen “natron” sözcüğünden alındığını belirtiyor. Firma yetkilileri, bu yatağın doğrudan Trona’ya yönelik aramalar sonucunda bulunmuş dünyadaki “ilk yatak” olduğunu belirtir. Kazan Trona yataklarının ekonomik rezerv miktarı 607 milyon ton olduğu tespit edilmiştir. Dünyada ikinci büyük Trona yatağı, Beypazarı ilçesindedir. Trona, yani “soda külü” ya da sodyum karbonat, insanoğlunun ürettiği ve yaygın olarak kullandığı en eski inorganik kimyasallardan birisidir. Soda külü 27 ülkede 65 işletme tarafından üretilmekte ve dünyadaki yıllık tüketimi 35 milyon tonu bulmaktadır. Cam, kimyasal maddeler, sabun ve deterjan, kağıt, su arıtma ve diğer bir çok sanayi ve tüketici ürününde kullanılmaktadır. Cam sanayi, dünya soda külü üretiminin % 50’den fazlasını tüketmektedir. Kazan Trona Projesini yürüten firma yetkilileri, üretimi klasik yöntemlerle değil de çözelti teknolojisi ile yapmak istemektedir. Yaklaşık beşyüze yakın kuyu çalışması yapılacağı için Fethiyeliler, arazilerinde kimyasal kirlenme olacağp için bu projeye tam destek vermemektedir. Firma, sosyal ve çevresel temel etütlerini Haziran 2000’de başlamış ve büyük bir kısmını 2002 yılı sonunda tamamlamıştır. Mezkur şirketin proje ekibi, Fethiye, İncirlik, Kınık, Mülk ve İlyakut köylüleri ile sık sık toplantılar yapmış, neticede Fethiyelilerden gerekliği desteği alamamıştır. Proje çalışmaları ise devam etmektedir.
Antik çağlardan itibaren insanoğlu tarafından iskan sahası olan köy, Tarihçi Ramsay’a göre Roma döneminde Ankara’dan kuzeybatıya giden ulaşım yolu olan “Via Taura” (kutsal hac yolu) güzergahı üzerinde bulunmaktadır. Galatlar’ın önemli bir kasabası olan “Grentius” (Girindos) yerleşmesi ise köyün yakınında bulunan ve “Ören” mevki olarak anılan yerdir. Günümüzde arkeolojik alanın yüzeyinde bol miktarda çanak-çömlek parçaları bulunmakta olup, arkeolojik sit alanı olarak korumaya alınmıştır. Köyün kuzeyinde bulunan “Halkavağı” mevkiinde de arkeolojik bir alan bulunmakta ve alanın yüzeyinde bol miktarda çanak-çömlek parçaları bulunmaktadır. Höyük ve çevresi tarım alanı olarak kullanılmaktadır. “Girindos” isminin bölgede hüküm süren bir kralın oğlunun ismi olduğu köylülerce rivayet edilir. Kralın oğullarının isimleri ise “Miranos” (Orhaniye), “Kesenos” ve “Grindos” (Fethiye)dur.
![]() 1530 yılında Murtazaabad kazasına bağlı olan köy, Ankara şehir merkezinde ve Sultan Meydanı (Hergelen)’nda bulunan, tarihte “Kara Medrese” olarak bilinen “Melekî (Mülkiye, Melek, Melike) Hatun Medresesi”nin vakfıdır. Bu tarihlerde Girendûs köyü, 73 hane, 17 mücerred (bekar erkek), 1 imam, 1 muhassıl ve yaklaşık 384 nüfuslu ve yıllık geliri 4.677 akçedir. Hacı Bayram-ı Veli hazretleri, Somuncu Baba hazretleri ile tanışmadan önce Melike Hatun Medresesi’nde (Kara Medrese) yıllarca müderrislik yapmıştır. Kara Medrese günümüzde tamamen yıkılmış, Eynebey Hamamı ile Melike Hatun’un mezarı durmaktadır.
1571 yılında Girendost (Fethiye) Köyü’nde 168 kişi yaşamakta ve köyün yıllık geliri olan 8.677 akçe, Mevlanâ Emre Çelebi tarafından, Ankara’da bulunan Melike Hatun Medresesi’ne vakfedilmiştir. Bu medresenin gelirleri arasında Solfasol (Altındağ), Balgat (Çankaya), Kozpınarı (Çubuk), Beycüğez (Çubuk), Kilisacık (Çubuk) ve Pursaklar (Ankara merke ilçelerinden)da bulunmaktadır.
1722 tarihli bir belgede Murtazaabad kazasının Gerendus köyüne bu köyden olmayan kişiler gelerek, Melike Hatun Medresesi arazilerine musallat olurlar. Bunun üzerine şikayet yapılır ve gelen bu asilerin geldikleri yerlere geri gönderilmesi emredilir. Bu tarihte Muslu Paşazadelerin çevrede hüküm sürdüğü tarihe rastlamaktadır.
Gerendus Köyü’nün yıllık geliri Melike Hatun Vakfı’na ait olduğu için köylülerden ayrıca bir vergi alınmaz iken 1736 yılında vergi tahsilatı yapılması istenmiştir.
1845 yılı Temettuat Defteri’nde köyde 80 hane vergi mükellefi bulunmaktadır. Bu tarihlerde “Hacı Hatib oğlu İmam Salih köy camiinin imamıdır. “Hatib Hasan”da cami hatibidir. Köyde en fazla vergi veren kişiler ise Murad oğlu Halil ile Hacı Ömer oğlu Hacı Ahmed’dir. 1845 yılında Emir Gazi köyünde vergi mükellefi olan hane reislerinin isimleri ve meslekleri şöyledir: Hacı Hatîb İmâm Sâlih (çiftçi-imam), Hatîb Hasan (Hatîb). Göçen oğlu Ak Hasan (çiftçi), Hüseyin (hizmetkâr), Osman (ırgâd), İsmail (serbest) ve Abdullah. Hacı Ramazan oğlu Ali (çiftçi), İbrâhîm (çiftçi), Kara Osman (çiftçi) ve Yetîm Ahmed (Yetîm). Ebil Kasım oğlu Veli Ahmed (çiftçi), Hüseyin (çiftçi) ve Ömer (ırgâd). Kavakçı oğlu Ali (çiftçi), İbrâhîm, Seyit Mehmet (çiftçi), Mehmed (çiftçi) ve Mustafa (çiftçi). Akçakeseli Topal Ahmed (çoban), Ali Kethüdâ oğlu Yetîm Süleyman (yetîm), Anet oğlu Ali (çiftçi), Arab oğlu Berber Ali (berber), Ateş oğlu Mustafa’nın Zevcesi (çoban), Bahar oğlu Bekir (çiftçi), Becar oğlu Hüseyin (ziraatçı), Cebel İbrâhîm oğlu Ali Çavuş (çiftçi), Mehmed (çiftçi) ve Dede (ırgâd). Berber Ömer (çiftçi), Berber oğlu Hasan (çiftçi), Berberin Ahmed (çiftçi), Cansız oğlu Hasan (çiftçi), Cendir oğlu İsmail (çiftçi) ve Mustafa (çiftçi), Çakır Dede oğlu İbrâhîm (hizmetkâr), Çakırcı oğlu Bekir (katırcı çırağı), Çetin oğlu İbrahîm (çiftçi) ve Abdülkadir (hizmetkâr), Çırak oğlu Mustafa (çiftçi) ve Yusuf (çiftçi). Çoban oğlu Kır Hasan (çoban), Çoparlı oğlu Hüseyin (hizmetkâr), Durmuş oğlu Veli (çoban), Hacı Hatîb oğlu İbrahîm (ırgad), Hacı İsmail oğlu İsmail (çiftçi) ve Hasan (çiftçi), Hacı Mustafa’nın Zevcesi.Hacı Ömer oğlu Hacı Ahmed (çiftçi), Hasan Paşa oğlu Mustafa (çiftçi), Hizmetkâr Ali (hizmetkâr), Hüseyin Efendi oğlu Ali (çiftçi), Kacar oğlu Ömer (asker), Mehmed (çiftçi) ve İbrahim (çiftçi). İbrâhîm Usta oğlu İbrâhîm (çiftçi) ve Mehmed (ırgâd), İncekara oğlu Mehmed (çiftçi), Kara Çoban (çoban), Nirak Koca (fukaradan), Kara Hâlil oğlu Hüseyin (serbest), Karagöz oğlu Mustafa (çiftçi), Kavak Hasan’ın Zevcesi (çiftçi), Kayıkçı oğlu Mehmed (çiftçi), Kekeç oğlu Mustafa (çiftçi), Kel oğlu Hüseyin (hizmetkâr), Köçekçi oğlu Îbrâhîm (çiftçi), Kudullu Babasız oğlu Hüseyin (çoban), Mavi oğlu Ali (ziraatçı), Murad oğlu Halîl (çiftçi) ve Dede (Irgâd), Mustafa oğlu Hasan (çiftçi), Mustafa oğlu Hüseyin oğlu Osman (çiftçi), Satılmış oğlu Ahmed (çiftçi), Şeker oğlu Mustafa (çiftçi), Şeyh Musa oğlu Musa (ırgâd), Taş Bekir (ziraatçı), Tiryaki oğlu Hacı Mehmed (çiftçi) ve Yetîm Halîl (yetîm).
1859 yılının sonbahar aylarında Ankara’ya gelen Alman seyyah Mordtmann, Mürted Ovası’nı gezer. İlk gezdiği köy Miranos (Orhaniye) ve Viranos'dur. Buradan Emir Gazi köyüne gider. Daha sonra da Girindos köyünü gezer ve Ankara'ya döner.
1289 hicri/1872 miladi doğumlu Ali oğlu Mustafa’nın, “1330 (1912) Seniyyesi Umumi Sefer Birliği’nin Hitamı (sonu) Münasebetiyle Taht-ı Silah da (silah altında) Bulunan Efrada İğza kılınan Hak Tezhiyesü Tezkiresi”nde “Girendus” (Fethiye) köyü, “Ahz-ı Asker Şubesi” (Asker Alma Şubesi) bakımından Ayaş Askerlik Şubesi’ne bağlıdır. Cumhuriyet döneminde Fethiye Köyü, Ankara-Merkez kazası Zir nahiyesine bağlanır. Daha sonraki yıllarda sırasıyla Karalar, Bitik, Halkavun ve Kazan nahiyelerine bağlanır. Kazan nahiyesi 1957 yılında Yenimahalle ilçesine bağlanmış, 1987 yılında da Kazan nahiyesinin ilçe olması ile birlikte köy, Kazan ilçesine bağlanır. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kararı ile de Büyükşehir mücavir alanı içerisine alınır ve mahalle statüsüne geçer.
![]() Fethiye Köyü antik çağlara ait kültür mirası zenginliğinin yanında Osmanlı dönemi eserleri ile zengindir. Köy camii Osmanlı’nın son dönemlerinde yapılmış ve günümüze sağlam olarak ulaşmış mimari değeri yüksek bir mabeddir. Fethiye Camii, dikdörtgen planlı olup, temel duvarlarında antik devşirme malzeme kullanılmıştır. Cami 1900 lü yıllarda onarım görmüştür. Caminin kuzey cephede bulunan giriş kapısı üzerinde bulunan kitabede: “Hitamı camiin budur tarihi mühim Hoş oldı bu kıblegah-ı müslim” beyti yazılıdır. Bu beyitte ebced hesabına göre …. tarihine tekabül etmektedir. Özgün alçı mihrâbının üzerinde ise:
“Küllema dahale aleyha Zekeriyyel mihrab Garîki bahri isyânım (İsyanımla denize düştüm) Dahîlek Yâ Resûlullah (Kurtar beni Ey Allah’ın resülü) Fedâ olsun sana cânım Şefâat eyle Sultânım” Ahşap ve bir sanat eseri olan minberin tac kapısında:
“Çerağı mescid mihrâb minber Ebu Bekir Ömer Osman Hayder” (Camii, mihrabı ve minberi aydılnlatan Ebubekir, Ömer, Osman, Hayder) ibaresi yazılıdır. Ayrıca güzel bir hatla “Ey kamer talaat ve mekki medlağı. Medeni mehdi ve yemani berkaa” ibaresi yazılıdır. İç duvarların tavana yakın kısmından itibaren zincirek şeklinde “Esmaül-hüsna” (Allah’ın doksandokuz güzel isimleri) ile ikinci alt tezhibli kuşakta da seçme Hadis-i şerifler yazılmıştır. Kısacası camiin içi bir hat müzesi durumundadır. Caminin giriş kapısının içinde ve üstünde bulunan Osmanlıca yazılmış kitabede “Mucurlu Nakkâşi Hacı Ahmed zâde Mehemmed Esâd. Sene 1323” ibaresi yazılıdır. Caminin kalem işleri ve hatları 1905 yılında Mucurlu Hacı Ahmedzade Mehmed Efendi tarafından yazılmış ve çizilmiştir. Mucurlu Nakkaş Mehmed Efendi’nin Ankara ilçelerine bağlı köy camilerinin çoğunda imzası bulunmakta olup, dönemin meşhur hattatıdır. Minare sonradan yapılmış ve minare kaidesi üzerinde Osmanlıca olarak “Bismi Allâhümme Rabbenâ tekabbel minnâ hazel müezzinehû.10.10.1962” “Bismillahirrahmanirrâhîm Fetegabbelehâ Rabbehâ bikabuli hasn maşallah Lailaheillallah Muhammedün resulullah. 1962” ibareleri yazılmıştır. Fethiye Camiinin kuzeyindeki sundurma sonradan kapatılarak son cemaat yeri haline getirilmiştir. Ahşap tavanında işlemeli ahşap rozetler yapılmış ve değişik renklerle boyanmıştır. Kısacası Fethiye camii ahşap, kalem işleri, minberi ve mihrabı ile bir sanat şaheseridir. Ahşap giriş kapısın arkasında kesme tekniği ile yazılmış hat yazılar mevcuttur. Bu mabedin Genel Müdürlüğü ile Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından tescili yapılarak, koruma altına alınması elzemdir. Fethiye Köyünde Osmanlı döneminde yapılmış konaklar, evler, şadırvanlar ve çeşmeler mevcuttur. Camiin güney duvarına bitişik ve kitabesiz, küfeki taşından ve devşirme antik malzeme ile yapılan bir çeşme bulunmaktadır. Ayrıca yine camiin güney cephesinde kare planda lüfeki taşından yapılmış, oluklu bir şadırvan bulunmaktadır. Şadırvanın üstü daha sonra çatı ile kapatılmıştır.
Köyün içinde, kesme taştan yapılmış, iki kurnalı ve yanında bağımsız çamaşırhanesi bulunan kitabeli bir çeşme bulunmaktadır. Mermer üzerine Osmanlıca yazılı kitabede: “1297. Sahib’ül-hayrât vel-hasenât es-Seyyid Halil b. el-Hac Ahmed” ibaresi yazılıdır. Bu kitabeye göre çeşme 1880 yılında Hacı Ahmed oğlu Seyyid Halil tarafından yapılmıştır.
Fethiye Köyü’nden Osmanlı’nın savaş yıllarında çok sayıda kişi cepheler gitmiş, bir kısmı cephelerde şehit düşmüş, bir kısmı da gazi (24 kişi) olarak dönmüştür.
Geleneksel mimaride, taş temel, kerpiç duvar ve toprak damlı, tek ve iki katlı, avlulu ve bağımsız, koruma altına alınması gereken evler ve konaklar bulunmaktadır.
Fethiye Köyünün girişinde “Garib Dede” ziyaretgâhı vardır. Garib Dede ile ilgili olarak şu efsane anlatılır: 1700 lü yıllarda köylüler konuklarıyla birlikte köy odasında sohbet ederlerken içeriye ak sakallı, nur yüzlü, yaşlı bir kişi gelir. Selâm verirdekten sonra “iki yol arasında bir garip ölmüş” diyerek odadan geri çıkar ve kaybolur. Bunun üzerine köylüler ihtiyarın dediği yere giderler. Buraya gelince biraz önce kendilerine “iki yol arasında bir garip ölmüş” diyen kişinin cesedi ile karşılaşırlar. Bu olay üzerine köylüler bu garibin cenaze namazını kılarak olduğu yere defnederler ve adını “Garib Dede” koyarlar. Daha sonra burası “ziyaretgâh” olur. Garib Dede’nin mezarını sıtmalı hastalar ile karın ağrısı çeken hastaların ziyaret edip, şifa buldukları kutsal bir mekan olur.
Ayaş Dağlarının doğu yamaç vadisinde “Hamamboğazı” mevkiinde “Balıklaya” adı ile anılan kayalıklar bulunmaktadır. Civar köylerden kaçan arıların bu kayalara gelerek burada bal yaptıkları bize nakledilenler arasındadır. Fethiye köyü göç vermeyen nadir yerleşmelerdendir.
1935 nüfus sayımında 481 olan nüfusu, 1965 yılında 676 kişiye yükselir. Mürted Ovası’nda 1984 yılında Tusaş Havacılık Sanayi (TAI) tesislerinin kurulmaya başlaması ve Akıncı Hava Üssü sosyal tesislerinde ikamet edenlerin de “Akıncı Mahallesi” adı altında Fethiye Köyü nüfusuna kaydedilmesi üzerine, yerleşmenin nüfusu 1990 yılında 6.672 kişiye ulaşır. 2007 adrese dayalı nüfus sayımına göre nüfusu 5.503 kişidir. Geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Küçükbaş hayvanlardan koyun (yaklaşık ikibin adet) ile süt üreticiliğine yönelik de sığır yetiştirilir. Et tavukçuluğu yapan altı çiftlik bulunmaktadır. Ayrıca Tarım Kredi Kooperatifi bulunmaktadır. Fethiye ve civar köylerden üye olan 400 çiftçiye yem, gübre, tarım makine ve araçları gibi çiftçilerin ihtiyaç duyduğu konularda yardımcı olmaktadır. Bağ ve bahçeleri ile de zengin olan yerleşmede üzüm, elma, armut, kiraz, vişne, ceviz, şeftali, incir, fındık, kayısı, iğde, beyaz ve karadut yetişmektedir. Bahçelerde ihtiyaca göre mevsim sebzeleri ile kavun ve karpuz ekimide yapılır.
Günümüzde köyde bulunan sülale isimleri: Hacıgökhanoğulları (Göcen), Hacıismailoğul-ları/Yaşasınoğulları (Gürağaç), Candırlar/Cındırlar (Cındır), Bayramoğulları (Güngör), Tiryaki-oğulları (Atak), Mollaahmetler (Koçak), Ateşoğulları (Ateş), Kavakçıoğulları (Kavak), Musluoğulları (Uslu), Alemdaroğulları (Bayrak), Hatipoğulları (Ercan), Cansızoğulları (Ardıhan), Kırdırmazoğulları (Şanlı), İmamoğulları (Sarıkaya), Bostancılar (Unsal), Karaosmanoğulları (Eker). İlköğretim taşımalı olarak yapılmaktadır. İçme suyu ve kanalizasyon şebekesi mevcut olup, çok amaçlı köy konağı bulunmaktadır. Çevre köy ulaşım yolu asfalt olup, yerleşmenin içinden geçer. Köyün geleneksel yemekleri ile örf ve adetleri çevre köylerle aynıdır. Bize her türlü desteği veren,misafirperver ve kültür sevdalısı, Fethiye Mahallesi Muhtarı Sayın H. İbrahim GÜRAĞAÇ Bey'e, hizmet ehli eşine ve çocuklarına teşekkürlerimizi bir borç biliriz.
Kaynak: Abdülkerim Erdoğan, Geçmişten Günümüze Kazan, Kazan Belediyesi Yayınları.
|









![]() | Bugün | 65 |
![]() | Dün | 332 |
![]() | Bu Hafta | 65 |
![]() | Bu Ay | 758 |
![]() | Toplam | 163220 |
| HakkımızdaHizmetlerimizReferanslarReyhan Yayınları |
Copyright © 2005 - 2012 Ankarasevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Portalı.
Designed by JoomlArt.com
Joomla! is Free Software released under the GNU General Public License.
Yorumlar
Öncelikle Fethiye Köy'üm,İlçemiz Kazan ve Ankara için ANKARASEVDAMIZI ARTIRICI yaptığınız hayırlı çalışmalarınızd an dolayı şahsım ve köyüm adına teşekkür eder, benzeri çalışmalarınızı n devamı ile sağlık, sıhhat ve başarılar dilerim.
En derin saygılarımla.
Selahattin KICIR
ANKARA/KAZAN-FETHİYE Alıntı
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.