| Orhaniye |
|
ORHANİYE Eski adı “Miranos”, “Miranus” olan yerleşme, ilçe merkezine 19 km uzaklıktadır. Dağyaka, Sarayköy, İmrendi, Güvenç Köyü ile Keçiören’e bağlı Sarıbeyler ve Yenimahalle’ye bağlı Memlik köyleri ile komşudur. Kazan ilçe merkezinin güneyinde, 1484 metre rakımlı Karyağdı Dağı’nın yamaçlarından beslenen Uzundere Çayı ve Gök derenin tabansız vadi yatağında ve Çal Tepe Sırtı’nın yamaç eteğinde eteğindedir. Yerleşme çevresi jeolojik değişiklikler gösterir. “Orhaniye formasyonu” adı ile tanımlanan formasyon. Orhaniye köyünün 1.5 km kuzeydoğusunda bulunan Çaltepe'de tip kesiti yer alır. Çaltepe, Dokuzdolanma yöreleriyle Dağyaka (Teşrek) köyü dolayında ve Memlik köyünün kuzeyinde yer alan Karyağdı, Akpınar ve Tabyebayır tepeleri civarında yüzeylenir. Orhaniye köyünün doğusundaki Uzunçarşı dereden adını alan “Uzunçarşıdere formasyonu” olarak tanımlanır. Tip kesit yeri Orhaniye köyünün 1.5 km doğusundaki Kuşkonan tepe ile Uzunçarşı deresinin kuzey yamaçları arasında yer alır. Uzunçarşı deresinin yamaçlarında, kuzeyde Lülük tepe, Kızılkırmalar mevkiinde ve doğuda Kızılören ağılı yöresinde ve Memlik köyünün 3 km kuzeyindeki Dedeçamı tepede yüzeyler. “Dikmendedetepe formasyonu”, Yapılıyol tepenin 400 m batısından başlayıp, Sırıklıdede tepeye uzanır. Memlik ve Orhaniye köyleri arasındaki alanda Dikmendede tepe, Ortaset tepe, Sırıklıdede tepe, Keklikdoruğu tepe ve çevreleriyle, kuzeyde Sarıbeyler (Lezgi) köyünün güneyinde ve batısındaki Kızılkırmalar civarında yüzeylenir.
Uzunçarşıdere Çayı ile Gök Dere, Çaltepe Boğazı’nda sonra vadi başlanğıcında yan dereciklerle birleşerek Bağlariçi deresi adını alır ve Ova Çayı’na karışır. Bağlariçi deresine Ulusöğüt ve İmrendi tarafından gelen Dağyolu deresi ile vadi yamaçlarından gelen küçük derecikler karışır. Ayrıca güneyde Sarıgüney ve Kavakçal dereleride birleşerek Ova Çayı’na karışır. Bölgede Büyükçaltepe, Çaltepe, İnönü tepe, Keçeci tepe, Maltepe, Dokuzdolanma tepe, Parmalklık tepe, Kadıpınar tepe, Alakaya tepesi, Kurban Çamı tepe ile Kıran sırtı, Çoban sırtı, Asmaca sırtı gibi yükseltiler bulunmaktadır. IV.ncü ve VII.nci sınıftır. Kalüvyal toprak yapısı, bahçe tarımına uygun olup, taban suyu yönünden zengindir. Oğuz Türkmen boyları Ankara ve civarına geldiğinde, şehir merkezinde, kasabalarda ve köylerde yaşayan Ermeni ailelere hoş görülü davranır. Akıncı (Murtaza) Ovası’nda İstanos (Zir), Erkeksu ve Miranos (Orhaniye) köylerindeki Ermeni aileler ile birlikte yaşamaya başlar. Ermeni aileler “sof” üretimi ve zanaatla uğraşır. Müslüman Türkler ise ilk yıllarda tarım ve hayvancılıkla uğraşır. Müslüman Türk zanaatkarlar 1100 yıllarından sonra gelmeye başlar. Uzunçarşıdere Çayı’nın “İniçi” mevkiinde sığınma amaçlı ve antik dönemlerde yapılmış mağaralar bulunmaktadır. Bu mağaraların iç ve dış cepheleri zamanın tahribatı ile özgün halini kaybetmiştir.
1463 yılında “Miranos” köyü Murtad Ovası idari birliğine bağlıdır. 1530 yılında Miranos (Orhaniye) Köyü 38 hane ve yaklaşık 207 nüfusludur. Müslüman Türkler, 24 hane, 11 mücerred (bekar erkek) ve 1 imam, Ermeniler ise 12 hane ve 5 mücerred (bekar erkek). Köyün yıllık vergi geliri 2.200 akçe olup, “Tımârhâ-yi Zu’amâ ve Merdân”a aittir. 1530 yılında Mevlana Hacı Nasuh Efendi, Miranus Köyü’ne bir cami yaptırır ve caminin giderleri içinde 11.000 akçe para vakfeder. 1571 yılında ise Miranos (Orhaniye) Köyü’nde 24 müslüman ve 106 gayri Müslim yaşamakta ve köyün yıllık geliri olan 6.158 akçedir. Bu yıllarda köyde Türklerin nüfusu azalır. Tımar sahibi olan Mevlana Muhyiddin tarafından köyün yıllık gelirleri Ankara’da bulunan Kızıl Beğ Camii ve Medresesi’ne vakfedilir.
Kızıl Beğ, Anadolu Selçuklu Devleti emirlerinden olup, bazı kaynaklarda adı Seyfeddin Kızıl Bey olarak geçer. Aydın, söz ve kudret sahibi, asker ve mal yönüyle oldukça varlıklı, bilginlere, fakirlere, gariplere sahip çıkan, hayırsever ve erdemli bir devlet adamıdır. Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus’un beylerbeyidir. Ankara’da Kızılbey Camii ve medresesini yaptırmış, kendisi de bu şehirde vefat etmiştir. Yaptırdığı cami ve medreseye Güğercinlik (Güvercinlik) ve Miranos (Orhaniye) Köylerinin tamamını, şehir yakınlarında bulunan Tahir (Tahir Çiftliği) mezreasınının gelirlerini bağışlamıştır. Günümüzde Ulus’taki Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü’nün bulunduğu yerde ki türbesi, camisi ve medresesi 1931 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce satılmıştır. Kızıl Bey Camii’nde bulunan ahşap minber ile Selçuklu tahtı, Ankara Etnoğrafya Müzesi’nde teşhir edilmektedir. Miranus Köyünün daha önce Kırşehir’de bulunan Lâlâ Mescidi’nin vakfı olduğu zikredilir. Daha sonra Kızıl Beğ Medresesi’ne ve Camiine vakfedilmiş ve bu hususta Fatih Sultan Mehmed Han’ın hükm-i şerifi vardır. Miranus köyü, 54 hane, 19 mücerred (bekar erkek), 4 pir-i fani (ihtiyar), yıllık vergi hasılatı 6.158 akçedir.
1845 yılında Murtazaabad kazasına bağlı Miranus köyü 24 hane olup, tamamı Türk’tür. Köyde bu yıllarda tarım, bağ-bahçe, arıcılık ve hayvancılık yaygındır. En varlıklı kişisi ise Abbasoğullarından Ali’dir. 1845 yılında Orhaniye köyünde vergi hane reislerinin isimleri ve meslekleri şöyledir: Abbâs oğlu Ali (çiftçi), Mehmed Ağa (çiftçi), Halîl (çiftçi), Hasan (çiftçi) ve Musa (çiftçi). Bekçi oğlu Eyüb (çiftçi), Bekçinin Ali (hizmetkar), Çoban Bekir (çoban), Çoban İsmail (çoban), Emir İsmail oğlu Hüseyin (çiftçi), Hizmetkâr İsmail (hizmetkar), Irgâd Dede oğlu Mustafa (ırgad), Irgâd Kara Süleyman (ırgad), Irgâd Ömer (ırgad), İmâm oğlu Ahmed (talebe), Kadir (çiftçi), Kokan (çiftçi), Ömer oğlu Halîl (çoban), Palabıyık oğlu Mehmed (çiftçi), Sâdık oğlu İsmail (çiftçi) ve Mehmed (çiftçi), Topçu Mehmed (çiftçi), Totun oğlu Ahmed (çiftçi) ve Türkmen oğlu Yusuf (çoban). 1859 yılının sonbahar aylarında Ankara’ya gelen Alman seyyah Mordtmann, Murtaza Ovası’nı gezer ve ilk olarak Miranos (Orhaniye) köyüne uğrar. Bu tarihlerde köyde 40-50 kadar ev olup, bu evler kırmızıya çalar renkte kesme taşlardan oldukça iyi ve sağlamca yapılmış, iki katlıdır. Köylülerin çok eski ve Ceneviz yapısı olduğunu söyledikleri çeşmenin bir Ermeni yapısı olduğunu kitabesinden anlar. Bu köyün evvelce Ermeni köyü iken, hepsinin şehire göç ettiğini nakleder. Mevlana Hacı Nasuh Efendi Camii’nin giriş kapısı üzerinde bulunan ve yanlış boyamalar neticesinde okunması zorlaşan Osmanlıca kitabede: “İşbu caminin Hoca evi ehalinin hayrı ile tamiri Mektebi Mevlana Mehmed Efendi ibni Mustafa cümlemizi şefaatine mazhar ide ilahiye Okuyan Fatiha ide sebeblerine ve benahiye 1277 (1861).” ibaresi yazılıdır. Orhaniyeli iş adamı Hamdi Eriş tarafından, annesi adına kurduğu “Sırma Ana Kültür ve Eğitim Vakfı”nca köyde kubbeli, minareli, şadırvanlı ve müştemilatlı ikinci bir mabed yaptırılmıştır. Cumhuriyet döneminde Ankara-Merkez kazasının Zir nahiyesine bağlanır. Daha sonra sırasıyla Karalar, Bitik ve Kazan nahiyelerine bağlanır. Ankara Merkez kazasına bağlı olan Kazan nahiyesi 1957 yılında Yenimahalle ilçesine bağlanır. 1987 yılında da Kazan nahiyesinin ilçe olması ile birlikte Kazan’a bağlanır. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kararı ile de mahalleye dönüştürülür. 1935 nüfus sayımında 618 olan nüfusu, 1960 yılında en yüksek seviyesi olan 801 kişiye ulaşmıştır. 2007 yılı adrese dayalı nüfus sayımına göre nüfusu 487 kişidir. Doğal güzelliklere ve kültür mirasına sahip olan bölgede “İniçi mağaraları” bulunmaktadır. Geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Buğday, arpa ve kavun gibi kuru tarım ürünlerinin ekimi yapılıyor. Kümes tavukçuluğu yapılıyor. 1991-1995 yılları arasında TBMM’de Ankara Milletvekili olarak görev yapan, iş adamı Hamdi Eriş, Orhaniye köyü doğumludur. Sülale isimleri: İmamoğulları (Yılmaz), Kayışlar (Özçelik), Abbaslar (Gülyüz), Gökenler (Köken), Hacıyusuflar (Eriş), Dedebaşoğulları (Aydoğan), Salmanlar (Dolu), Topçular (Okkuran), Emlrlsmailler (Yavuz), Morhasanlar (Palabıyık), Kapıcıoğlları (Lezgi), Alikozmanlar (Kutlutürk) ve Mollaahmetler (Kozan). İlköğretim taşımalı olarak Kazan’da yapılmaktadır. İçme suyu ve kanalizasyon şebekesi vardır. Ulaşım yolu asfalttır. Biri yaşlılar diğeri gençler için olmak üzere iki “köy odası” ve bir de “köy konağı” bulunmaktadır. Yerleşmede oda kültürü halen devam etmektedir. Bayramlarda civar köyler şu ifadeyi kullanırmış: “Miranise (Orhaniye) gitsek zerdali hosafı mı içsek, yoksa Girendus (Fethiye)a gitsek de baklava mı yesek.” Kaynak: Abdülkerim Erdoğan, Geçmişten Günümüze Kazan, Kazan Belediyesi Yayınları, 2009, Ankara. |









![]() | Bugün | 20 |
![]() | Dün | 373 |
![]() | Bu Hafta | 393 |
![]() | Bu Ay | 8673 |
![]() | Toplam | 200678 |
| HakkımızdaHizmetlerimizReferanslarReyhan Yayınları |
Copyright © 2005 - 2012 Ankarasevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Portalı.
Designed by JoomlArt.com
Joomla! is Free Software released under the GNU General Public License.
Yorumlar
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.