Skip to content
AnkaraSevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Araştırma Portalına Hoşgeldiniz:
Sancar

SANCAR

İlçenin kuzeydoğusunda, ilçe merkezine 12 km mesafede bulunan yerleşmenin içinden bölge ulaşım yolu geçer. Ova Çayı yakınında, tepe yamacı ve dere içi yerleşmesi olup, mahalle statüsündedir. Çubuk ilçe sınırına yakın olan yerleşme, Ahi, Uçarı, Peçenek ve Çubuk ilçesine bağlı Güzelyurt mahalleleri ile komşudur. Alüvyal ve kahverengi toprak yapısına sahip olan yerleşme, Ova çayı yatağından sonra sulu tarım yapılan I. sınıf, yamaç sekilerinde ise kuru tarım yapılan III.cü ve VI. cü sınıf arazi yapısına sahiptir. Mire Dağı ile Karyağdı Dağı arasında bir geçiş sağlayan Karabayır tepesi yamaçlarında fundalıklar ve meşelikler bulunur. 1200 metre üzerinde bulunan seki düzlüklerinde bitki örtüsü zenginleşir. Günümüzde bölgede orman bakiyesi ağaç türlerine rastlanır.

Klasik Çağ’da Ayaş-Abdüsselam Dağı üzerinden ve Ankara’ya uğramadan kuzeydoğuya giden ulaşım yolu güzergahı üzerinde bulunan yerleşmede, Eski Tunç Çağı ve sonrası ile Demir Devri'ne ait iskan izlerine rastlanan Döğmekale höyük bulunmaktadır. Ayrıca “Ören” ve “Kiliseyeri” mevkilerinde antik çağlara ait su yolları, temel izleri ve yüzeyde bol miktarda seramik parçaları görülür. Yerleşme içerisinde ve çevrede bulunan tarlalarda seramik küpler, andezit ve mermer taş parçaları, su yolu yapı malzemeleri, madeni sikkeler, fosiller, cam süs eşyaları çıkmaktadır. Antik çağlara ait mermer sütun ve andezit taşlar, köy mezarlığında mezartaşı ve yapılarda da temel taşı olarak kullanılmıştır. Bunlarda bölgenin antik çağlarda önemli bir yerleşme yeri olduğunu göstermektedir.

“Sancar” kelimesi Oğuz Türkmenlerinde ad olarak kullanılmış ve Büyük Selçuklu Devleti’nin bir sultanına verilmiştir. Sultan Sancar, Selçuklu sultanlarından olup, 1157 yılında vefat etmiştir. Sultan Sancar'ın vefatıyla da Orta Asya'da bulunan Büyük Selçuklu Devleti'nin çöküşünü hızlanmıştır. Sultan Sancar’ın Türkmenistan’ın Merv şehrinde bulunan türbesi bir vefa örneği olarak Türkiye Cumhuriyeti tarafından onarılarak, 17 Kasım 2004 tarihinde törenle ziyarete açılmıştır. Günümüzde halen Doğu Türkmenistan topraklarında Yazır, Bayat ve Sancar gibi Türkmen boyları yaşamaktadır.

“Sancar”, Türkmen-Yörük cemaatlerinden olup, Osmanlı döneminde “Sancar”, Sancarlar”, “Sancarlı” (Sancarlu, Sencer, Sencerler, Sencerli, Sencerlü) adıyla anılmış, genellikle Musul, Hums, Şam, Kütahya, Adana ve K. Maraş bölgesine iskan edilmiştir.

Sancar köyü 1530 yılında Murtazaabad kazasına bağlı, 21 haneli ve 10 bekar nüfuslu (yaklaşık 115 kişi), 2.489 akçe yıllık geliri olan bir yerleşmedir. Ayrıca günümüzde köy hudutları dahilinde ve Derecik mevkiinde bulunan “Derecik karyesi” de, 1530 yılında Murtazaabad kazasına bağlı, 7 haneli, 2 sipahizade bulunan, 1.357 akçe yıllık hasılatı olan bir köydür. 1845 yılı kayıtlarında Derecik köyü’nün adı zikredilmez. Kanaatimizce bu tarihlerden önce köy hastalık, afet veya başka sebeplerden dolayı terkedilmiştir. Karabayır Tepesi yamaçlarında bulunan Karabayır bağlarının geçmiş yıllarda önemli bir yeri vardır. Civar ilçe ve köylerden çok sayıda kişinin burada bağı olduğu, her yıl yapılan bağ bozumu şenlikleri ve cirit oyunları nesilden nesile aktarılır. Günümüzde bu bağlar tamamen harap olmuştur. Bölgede çok sayıda ceviz ağacı bulunmaktadır.

1751 yılında Sancar Köyü’nden Hüseyin, 1747 senesinden beri Murtazaabad kazasında “ayan”lık iddiasında bulunup, çevre köylerden vergi toplamaya başlar. Bu olay üzerine Hüseyin’in yakalanarak Ankara Kalesi’ne hapsedilmesi istenilir.

1845 yılında Sancar (Sincar) Köyü’nün 11 vergi hanesi bulunmakta ve köy imamı Hasan oğlu Mustafa Efendi’dir. Bu yıllarda köyde tarım, bağ-bahçe işleri ve “duhan” (tütün) ekimi yapılmakta, büyükbaş hayvan yetiştirilmektedir. 1845 yılında Sancar Köyü’nde vergi hane reislerinin isimleri ve meslekleri şöyledir: Demirci Gökmen Usta (çiftçi), Hasan oğlu Mustafa (imam ve Sancar köyünden), Ahmed oğlu İbrahim (çiftçi) ve Abdullah (çiftçi), Büyükbaş oğlu Mehmed (çiftçi), Malakçı oğlu Ali (çiftçi) ve Mehmed (ırgad), Aşık oğlu Mehmed (çiftçi), Bölükbaş oğlu İpek (çiftçi), Topal Derviş (çiftçi).

Yerleşmede Osmanlı dönemine ait kesme taştan yapılmış, tek kurnalı ve oluklu, mermer kitabeli bir çeşme bulunmaktadır. Osmanlıca kitabede şu ibare yazılıdır: “Maşallah. Sahib’ül-hayrât vel’hasenât. Vire firdevs-i ağlâ’da Cennât Bölükbaşı Ahmed Ağa ibni Hasan vîre dehr-i ağlada mâkamât Sene 1209 (1795).” Kitabeyi şu şekilde özetleyebiliriz: Hayratın ve güzel işlerin sahibi Hasan oğlu Bölükbaşı Ahmed Ağa’ya Mevlâ Cennet’te ve dünyada yüksek makamlar ihsan etsin. Kitabeden çeşmeyi Hasan oğlu Bölükbaşı Ahmed Ağa’nın 1795 yılında yaptırdığını öğreniyoruz.

1845 yılında Bölükbaşılardan İpek ve Mehmed Efendi’nin isimlerine rastlıyoruz. “Bölükbaşı”, Osmanlı idari yönetiminde kaza ve nahiyelerin güvenliğini sağlayan, “mürasele” ile tayin olunan ve memleket salyanesinden ücret alan “sekbanbaşı”dır. Kanaatimizce Ahmet Ağa bu yıllarda Murtazaabad kazasının “sekbanbaşı”dır. Günümüzde Bölükbaşı Ahmed Ağa çeşmesinin suyu akmamaktadır. Dileğimiz bu tarihi çeşmenin suyunun musluktan değil de tarihi kurnasından kısa sürede akması ve gelecek nesillere korunarak ulaştırılmasıdır. Köyde bir bahçe içinde, andezit taşından yapılmış “musluk” tabir edilen, genellikle cami önlerine konulan ve küçük oluğa benzeyen bir taş bulunmaktadır. Taşın üzerinde Osmanlıca olarak yazılmış şu ibareyi okuyoruz: “Sene 1344 (1926). Kefe ibadetike miftahi taharet (Sizin ibadetinizin terazisinin anahtarı taharettir)”. Kısacası bu cümle sizin ibadetinizin başlangıcı ve makbuliyetinin ölçüsü taharet (temizlik)tir anlamına gelmektedir.

Eski köy camii onarım görmüş ve özgün mimarisi bozulmuştur. Mevcut yapının dış duvarları korunarak kubbe ve minare ilave edilmiştir. Camiinin giriş kapısı üzerindeki Osmanlıca kitabe, onarımlarda tahrip edilmiş ve sadece “Sene 1318” kelimesini okuyabildik. 1318 Hicri yılı da 1901 Miladi yılına tekabül etmektedir.

Sancar Köyü, Cumhuriyet döneminde Ankara-Merkez kazasının Zir nahiyesine bağlanır. Daha sonraki yıllarda Bitik, Karalar, Kazan nahiyelerine bağlanan Sancar Köyü, Yenimahalle ilçesine bağlı iken, Kazan’ın ilçe olması ile birlikte Kazan’a bağlanır ve Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kararıyla da mahalle statüsü verilir. 1935 nüfus sayımında 294 olan nüfusu, 1945 yılında 314 kişi olup bu yıldan sonra nüfus azalmaya başlamıştır. 1955 yılında 295, 1965 yılında 264, 1975 yılında 202, 1985 yılında 167 ve 2000 yılında 143 nüfusa düşmüştür. 2007 yılı adrese dayalı nüfus sayımına göre 146 nüfusludur. Bölgede Çaypınarı, Höyük, Çayiçi, Dereboğazı, Kekliktepesi, Ören, Saraven deresi, Karaca yatağı, Geyik tüneği, Ardıçlı yamaç, Cevizli dere, İminiğdesi, Uzunsayı, Sarıkayalar, Döğmesırtı, Aktaş, Tuzla, Sandıkçukuru, Kaleböğrü, Derecik ve Karabayır önemli mevkilerdir. Geçmiş yıllarda Ova Çayı’na yakın yerlerde sulu tarım yapılırken, günümüzde kum ocakları ve Ova çayı suyunun azalması dolayısıyla yapılamamaktadır. Yüksek seki teraslarında modern usullerle kuru tarım yapılmakta ve buğday ile arpa ekimi yapılmaktadır. Artezyen kuyuları ile sulanan arazilerde ise nohut, soğan, domates, patates, kavun, karpuz, kabak ve ayçiçeği yetiştirilir. Ayrıca son yıllarda Seracılık yapılmaya başlanmıştır. Üzüm bağları ilede meşhur olan Karabayır bağları eteklerinde bağcılık halen devam etmektedir. Büyükbaş hayvan et ve süt besiciliği de yapılan yerleşmede ona yakın çiftlik bulunmaktadır. Ayrıca iki adet triko ve konfeksiyon imalathanesi bulunuyor.

Günümüzde köyde bulunan sülaleler şunlardır: Demirciler (Demirci), Köseler (Öztürk), Ahmatlar (Buyurgan), Bayraktaroğulları (Gündoğar), Emiroğulları (Zile), Hatıplar (Ertürk), Aşıklar (Yeşilbağ) ve Malakçılar (Özdemir, Özay). Eğitim seviyesi ve gelir düzeyi yüksektir. İçme suyu ve kanalizasyon şebekesi mevcuttur. İlçe merkezine yakınlığı dolayısıyla ilköğretim taşımalı olarak Kazan’da yapılmaktadır. Köyün kendine özgü “öküz helvası”, “katı haside” ve “corkalak” gibi ana maddesi pekmez olan tatlılar ile hamur işi olan “subure” köye özgü yemeklerdir. Yemek kültürü ile örf ve adetler diğer komşu köylerle aynıdır.

Kaynak: Abdülkerim Erdoğan, Geçmişten Günümüze Kazan, Kazan Belediyesi Yayınları, Ankara, 2009.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Abdulkerim Erdoğan

a_01
a_picasa
a_fottom
a_tv

Abdülkerim Erdoğan Eserleri

asemerk
180x256-images-stories-Untitled-1

Ziyaretçi Durumu

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün22
mod_vvisit_counterDün373
mod_vvisit_counterBu Hafta395
mod_vvisit_counterBu Ay8675
mod_vvisit_counterToplam200679