Skip to content
AnkaraSevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Araştırma Portalına Hoşgeldiniz:
Sarayköy

saray_131

SARAYKÖY

TARİHİ "MURTAZA HİSARI" KÖYÜ

Ankara-İstanbul karayolu üzerinde, ilçe merkezinin güneyinde ve ilçe 19 km uzaklıkta, tabansız bir vadi yatağı sekisi üzerindedir. Kısmen alüvyal ve yoğun olarak kahverengi toprak yapısına sahip olan bölgenin arazisi II.nci, III.ncü, IV.ncü ve VII.nci sınıftır. Fethiye, Kışlaköy ve Dağyaka ile Yenimahalle’ye bağlı Susuz köyleri ile komşudur.

Sarayköy, ilk Osmanlı belgelerinde “Murtaza”, “Murtaza Abad”, “Murtaza Hisarı” adı ile zikredilmektedir. Bazı yayınlarda zikredilen “Saray” köyleri Çubuk, Pursaklar ve Kızılcahamam ilçelerinde bulunan yerleşmelerdir. 867/1463 yılı Ankara Tahrir Defteri’nde “Mürted Hisarı” köyü “Mürted Ova”ya bağlıdır ve Saray köyü adı geçmemektedir. “Saray divanı” idari birliği ise Yabanabad ve Şorba (Kızılcahamam) kazasına bağlıdır.

”Mürted” ve “Murtaza” kelimelerinin Osmanlıca yazılışı birbirine çok yakındır. Kanaatimizce “murtaza” kelimesi, yazım ve okunuş hatası olarak ilk yıllarda “mürted” olarak kayıtlara geçmiştir. Özellikle “siyakat” hat yazı türünde noktalama işaretleri kullanılmamıştır. Daha sonraki kayıtlarda devamlı “Murtaza” olarak yazılmış ve okunmuştur.

1530 yılında Murtazaabad kazası vakıf köyleri (Vakf-ı ber vechi Cebelüyan) arasında “Murtâza-Hisarı” köyü zikredilir. Köy, 35 hane, 2 mücerred (bekar erkek), yaklaşık 177 nüfuslu ve yıllık vergi hasılatı 2.548 akçedir. Murtaza Abad köyünde “Seydi Ali” zaviyesine Seydi Ali oğlu İsa ve İskender tarafından bir mezrea vakfedilmiş ve 1530 yılında bu mezreanın yıllık geliri 500 akçe olup, 8 nefer bulunmaktadır. 1571 yılında ise bu mezreaya (bir çiftlik yer) vakıfın evladlarından Muhammed, Hami, Seydi Ali ve Ahmed mutasarrıftır. Murtâza Hisarı köyünde bulunan mescid için de Sinan Fakih tarafından bir mezrea vakfedilmiş ve yıllık geliri 300 akçedir. Receb 1131/1719 yılında Murtazaabad kazası Murtaza Hisarı köyünde bulunan Pirî Paşa Camii’ne hatib tayin edilir. Ayrıca Murtaza Hisarı Köyünde bulunan “Pirî Paşa Vakfı” ile “Seyyid Ali (Seydi Ali) Vakfı” nın mutasarrıfı olan evladdan Şeyh İbrahim’in beratı yenilenir. Aynı yıl Şeyh İbrahim, Murtaza Hisarı köyünde bulunan “Seyyid Ali” zaviyesinin zaviyedarı ve şeyhi olmadığını, kendisinin vakıf evladından olduğunu bildirir. “Murtazaabad kazasına tabi Murtaza Hisarı karyesinde Pirî Paşa Cami-i Şerifine, yevmi bir akçe ile imam olarak Ahmed Çelebi’nin tayini hakkında. Şaban 1169/1756”.

saray_117saray_202

Sarayköy’de Pirî Paşa tarafından 1700 lü yıllarda yaptırılan bir cami bulunmaktadır. Yapım kitabesi yoktur. Cami, dikdörtgen planlı, ahşap çatılı, minareli, duvarları kaba yonu kesme taşla yapılmış ve son cemaat yeri yoktur. Kuzey cephedeki basık kemerli cümle kapısının kemer ve söveleri gök mermerdendir. Sivri kemerli, derinliği az bir kapı kavsarası vardır. Kavsara kemerinin içi tuğladan geometrik şekiller meydana gelecek şekilde, pencerelerin de kemer alınlıkları klasik tuğla örgü ile süslenmiştir. Üç sahınlı olduğu ileri sürülen caminin üstü, onarımda ahşap makaslı kırma bir çatı ile örtülmüştür. Cami içten alçı sıvalıdır. Güzel bir alçı işçiliğinin eseri olan mihrabın sadece mukarnaslı ve etrafındaki süsleme bordürleri orijinaldir. Minaresi kuzeydoğu köşesine bitişiktir. Kesme taşla yapılan minare kaidesinden tuğla gövdeye üçgenlerle geçilmiştir. Uzun zaman harap halde kalan cami, 1964’de Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce onarılmıştır.

Köy meydanında andezit taşından yapılmış, kitabeli bir güzel bir çeşme bulunmaktaydı. 2007 yılında köy muhtarının delaletiyle yıkılmıştır. 6 Ekim 2005 tarihinde, yerleşmede yaptığım araştırmada, suyu akmayan “Seyyid Ahmed” çeşmesi vardı. Andezit taşından ve DSİ tarafından 1959 yılında onarımının yağıldığı anlaşılan çeşmenin üzerinde, mermer üzerine yazılmış, dört satırlık Osmanlıca bir kitabede: “Ve sıgahüm Rabbehüm şaraben tahurâ Sahib’ül-hayrat vel-hasenat el-merhum el-mağfur Pir-i Paşa-zâde Es-seyyid Ahmed Ruhuna el-fatiha Sene 1265(1849)” ibaresi yazılıydı. Kitabeden çeşmenin Varna şehidi Celâleddin Karaca Beğ bin Abdullah’ın soyundan gelen Pir-i Paşazade Seyyid Ahmed tarafından, 1849 yılında yapıldığını öğreniyoruz. 28 Temmuz 2008 tarihinde yerleşmede yaptığım araştırmada ise bu çeşmeyi yerinde bulamadık. Sorduğumuzda çeşmenin Sarayköy Mahallesi muhtarı tarafında yıkıldığını öğrendik.

1845 yılında Murtazaabad kazasına bağlı olan Saray köyünün 9 vergi hanesi bulunmaktdır. Bu yıllarda köyde en varlıklı kişi Emir Abdullah oğlu Ahmed olup, ahali tarım ve hayvancılıkla uğraşmaktadır. Vergi veren hane reislerinin isimleri ve meslekleri şöyledir: Emir Abdullah oğlu Ahmed (çiftçi), Hacı Bekir oğlu Seyid Ali (çiftçi), Koca Oğlan oğlu Halil (çiftçi), Osman oğlu Ali (çiftçi), Ozanlı Ahmed (çiftçi), Koca Oğlan oğlu Mehmed (çiftçi), Demircioğlu Ali (hizmetkar), Dede oğlu Çoban Mustafa (çoban) ve Şorbalı İmam oğlu Hüseyin (hizmetkar).

Sarayköy, Cumhuriyet döneminde Ankara-Merkez kazasının Zir nahiyesine bağlanır. Daha sonraki yıllarda Karalar, Bitik ve Kazan nahiyelerine bağlanır. Yenimahalle ilçesine bağlı olan köy, Kazan’ın ilçe olması ile birlikte Kazan’a bağlanır ve Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kararıyla da mahalle statüsü verilir. 1935 yılında nüfusu 204 kişi iken, 1975 yılından itibaren göç almaya başlar ve 433 nüfusa ulaşır. 1985 yılında 708 kişi, 1990 yılında 1.039 kişi, 2000 yılında da 1.138 kişiye ulaşır. 2007 yılı adrese dayalı nüfus sayımına göre ise nüfusu 942 kişidir. Sarayköy’ün Ankara şehir merkezine yakınlığı, şehirdeki diğer sanayi sitelerine irtibatı ve ana ulaşım yolu üzerinde bulunması dolayısıyla, bölgede bir çok resmi ve özel sanayi kuruluşu, resmi ve özel araştırma-eğitim merkezleri, özel şirketlere ait büyük depolar, Modern Keresteciler Sanayi Sitesi ve turizm amaçlı tesisler bulunmaktadır. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’na bağlı Sarayköy Nükleer Araştırma ve Eğitim Merkezi (SANAEM) ile Toprak ve Gübre Araştırma Enstitüsü’ne bağlı "Sarayköy Araştırma ve Uygulama İstasyonu” bunlardan bazılarıdır. Diyebiliriz ki Sarayköy geleceğin bir sanayi beldesi olma yolundadır. Geçim kaynağı tarım ve nakliyeciliktir. Sulama imkanı bulunmadığından yalnızca kuru tarım yapılmakta, arpa, buğday, kavun, karpuz, kimyon ekilir. Az sayıda aile sera ve bağcılıkla uğraşmaktadır. Sülale isimleri: Hacıbekiroğulları (İskender), Ayanoğulları (Yılmaz), Hasançavuşlar (Çetin), Aliçavuşgil (Özdemir), Mustafaçavuşlar (Dumlupınar), Yetimler (İskender). İlköğretim, yerleşmede bulunan Hamdi Eriş İlköğretim Okulu’nda yapılmaktadır. İçme suyu ve kanalizasyon şebekesi mevcuttur. Çok amaçlı köy konağı vardır. Yemek kültürü ile örf ve adetler diğer komşu köylerle aynıdır.

(Kaynak: Abdülkerim Erdoğan, Geçmişten Günümüze Kazan, Kazan Belediyesi Yay., Ankara.)

saray_129

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Abdulkerim Erdoğan

a_01
a_picasa
a_fottom
a_tv

Abdülkerim Erdoğan Eserleri

asemerk
180x256-images-stories-Untitled-1

Ziyaretçi Durumu

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün20
mod_vvisit_counterDün366
mod_vvisit_counterBu Hafta724
mod_vvisit_counterBu Ay7958
mod_vvisit_counterToplam520406

Son YORUMLAR