| Yayalar |
|
YAYALAR İlçenin kuzeydoğusunda, alçak seki düzlüğünde, yamaç yerleşmesi olan köyün arazisi kireçli ve kireçsiz kahverengi orman toprağına sahiptir. III. ncü ve IV. ncü sınıf arazisinin bir kısmı de mera durumundadır. Meralarda meşe toplulukları görülür. İlçe merkezine 14 km uzaklıktadır. Yakupderviş, Uçarı, İnceğiz ve Kızılcahamam’a bağlı Saraç Köyü Köyü ile komşudur. Köy adını Osmanlı askeri teşkilatından almıştır. "Yayalar" piyade askerler anlamına gelir. Osmanlı Devleti’nin ilk askeri teşkilatı “yaya” ve “müsellem” kuvvetleridir. Alâüddin Paşa ile Çandarlı Halil Paşa’nın tavsiyeleriyle Türk gençlerinden oluşan biner kişilik bir süvari bir de piyade kuvvetleri meydana getirilir. Bu teşkilatın kökü de Anadolu Selçuklularına uzanır. Yaya ve müsellemler sefer zamanında günde iki akçe yevmiye alırlar, sefer olmadığı zamanlarda ise kendilerine tahsis edilen çiftlikleri ekip biçerek ziraatle meşgul olurlardı. Yaya ve müsellemler onbeşinci yüzyıl ortalarına kadar silahlı hizmette bulunmuşlar ve daha sonra kapıkulları yaya ve süvarileri çoğalınca bunlar ordunun geri hizmetlerinde nakliyat, maden işletmeleri, kale inşaatı, tersane hizmeti gibi işlerde kullanılmışlardır. Osmanlı Tahrir defterlerinde adına rastlamadığımız Yaylar Köyü’ne ait ulaşabildiğimiz belge 1844-1845 yılına ait Temettuat Defteri’dir. 1845 yılında Murtazaabad kazasına bağlı olan köyde, 8 vergi hanesi bulunmaktadır. Bu tarihlerde köy muhtarı Baş oğlu Hüseyin olup, köyün en fazla vergi veren kişisidir. Ayrıca Cevher oğlu Dede’ninde bir “duhan”(tütün) tarlası bulunmaktadır. Temettuat Defteri’nde isimleri bulunan hane reisleri şunlardır: Baş oğlu Hüseyin (muhtar ve çiftçi), Topal Ahmed (hizmetkar), Dilber oğlu Sadık (ırgad), Cevher oğlu Dede (çiftçi), Sipahi oğlu Halil (ırgad), Kemal oğlu Ali (çoban), Kemal oğlu Hüseyin (hizmetkar) ve Emin oğlu Emin (çiftçi).
Geleneksel mimarinin hakim olduğu yerleşmede, 1283/1867 yılında yapılan tarihi bir çeşme bulunmaktadır. Çeşme kitabesinde “Sahib’ül-hayrat vel-hasenat El-Hac Emir Ağa’nın hayratı Sene 1283” ibaresi yazılıdır. Cumhuriyet döneminin ilk yıllarında, 1927 yılında Çubuk kazasına bağlı olan köy, 25 hane ve 155 nüfusludur. 1950 yılında da 150 nüfusludur. 1960 yılında 179 nüfuslu olan köy daha sonraki yıllarda göç vermeye başlar. 1987 yılında Kazan ilçesine bağlanan köy, 2000 yılında 72 nüfusludur. 2007 adrese dayalı nüfus sayımına göre ise köyde 51 kişi bulunmaktadır. 1 Eylül 1957 tarihinde Yenimahalle ilçesinin kurulması ile köy Yenimahalle ilçesine, 1987 yılında da Kazan ilçesine bağlanmıştır. Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin kararı ile de mahalleye dönüştürülmüştür. Uyuz ve benzeri kaşıntılı hastalıklara iyi geldi söylenen Kavşık suyu, “Asmani” mevkii denilen yerde irili ufaklı mağaralar ve “Dede çamı” denilen mevkideki iki ulu çam ağacı bulunmaktadır. Bu çam ağaçlarının dalını kesenin belaya uğrayacağı inancı bölgede hakimdir. Köyde toplu Yağmur duası, bu çam ağaçlarının bulunduğu yerde yapılır. Geçim kaynağı tarımdır. Kuru tarım yapılır ve arpa, buğday, nohut, kavun yetiştirilir. Ayrıca 5 tane de sera bulunmaktadır. Günümüzde köyde bulunan sülale isimleri şöyledir: Salihler (Yıldırım), Paşaoğulları (Şimşek), Hocalar (Alparslan), Köleler (Sağdıç), Şakirler (Ünal), Berberler (Çetinkaya), Cöferler (Tetik), Çerkeşler (Ertan), Saadettingil (Yurtseven). İlköğretim taşımalı olarak Kazan’da yapılmaktadır. İçme suyu şebekesi yolu asfalttır. Minareli ve iki şerefeli köy camii vardır. Köyün kendine özgü geleneksel yemeği ve örfü yoktur. Bölgesel yemekler ile örf ve adetler hakimdir.
Kaynak: Abdülkerim Erdoğan, Geçmişten Günümüze Kazan, Kazan Belediyesi Yayınları, 2009, Ankara. |









![]() | Bugün | 27 |
![]() | Dün | 373 |
![]() | Bu Hafta | 400 |
![]() | Bu Ay | 8680 |
![]() | Toplam | 200685 |
| HakkımızdaHizmetlerimizReferanslarReyhan Yayınları |
Copyright © 2005 - 2012 Ankarasevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Portalı.
Designed by JoomlArt.com
Joomla! is Free Software released under the GNU General Public License.