Skip to content
AnkaraSevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Araştırma Portalına Hoşgeldiniz:
Semer

01_temmuz_2009_221

SEMER

Eski adı “Başsemer” olan Semer köyü, ilçenin kuzeydoğusunda, Yıldırım Dağı’nın tepe düzlüğünde, Devrez Çayı’na karışan Uluçay deresi yatağında, Çankırı il sınırı yakınında ve 1550 metre rakımda bir orman köyüdür. İlçe merkezine 45 km. uzaklıktadır.

Ortaköy, Eğerlibaşköy köyleri ve Çakırı il sınırı ile komşudur. Semer köyü civarında yoğun karaçam ormanı görülür ve kışları ayları oldukça soğuk geçer. Bölgede 2000 metreyi bulan tepeler vardır. Antik çağlarda iskan gören bölgede antik yapı malzemeleri ve ören yerleri bulunmaktadır.

semer._30

Osmanlı döneminde ilk olarak “Binari İli”ne bağlı olan bölge “Semerözü” olarak anılmıştır. “Semer” kelimesi at, eşek, katır vb. hayvanların sırtına yerleştirilen, üzerine yük bağlanan veya binilen, iskeleti ağaçtan araç; hamalların yük taşırken kullandığı deriden sırt yastığı, arkalık anlamına gelmektedir. Jeoloji de ise semer kelimesi yer katmanları kıvrımlarının tümsek bölümü, semer, ineç karşıtı (yukaç) anlamında kullanılır. Semerözü adını bölgenin coğrafi yapısından almıştır. Sözlü rivayetlerde nakledilen Yıldırım Bayezid Han’ın “eğerli ve semerli askerleri” ile hiçbir ilişkisi yoktur. Çünkü Ankara Savaşı bölgede olmamıştır.

semer._56

Semerözü bölgesi köyleri, Ankara Ahi reislerinden ve Hz. Ali (r.a) soyundan gelen Ahi Şerafeddin’in tımar mülkü olup, “Ak Şerefeddin” köyleri olarak ta anılmıştır. Ahi Şerafeddin Camii (Aslanhane) ve türbesi Ankara Atpazarı semtinde olup, minber ve mihrabı birer sanat şaheseridir. Soy şecereleri Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’ndedir.

1463 yılında Başsemer köyü 46 hane, 230 nüfuslu olan Başsemer köyü, 1523 yılında 50 hane, 250 nüfusludur. 1530 yılında ise 50 hane, 30 mücerred (bekar erkek), 1 imam, yaklaşık 285 nüfuslu ve yıllık vakıf geliri 3.877 akçedir.

1572 yılında 145 hane ve 725 nüfusludur. Daha sonraki yıllarda kısa süreli Semerözü idari birimi kurulur ve Şorba kazası ile birlikte zikredilir. 1840 yılında Şorba’ya bağlı ve 170 nüfusludur.

1793 yılına ait bir belgede “Ankara sancağının Şorba kasabasına tabi Semer köyünden Emir Beyoğlu Hasan'ın evini basıp annesini döven bir beygiriyle beşyüz kuruşunu gasb eden Kara Kadı oğlu Ömer'den şikayeti ve mahallinde şer‘ marifetiyle murafaa icrasını havi arzuhali” kayıtlıdır.

1799 yılında ise “Ankara'nın Şorba kazası dahilinde bulunan Todurga, Başsemer, Kayıviran, Bayındır, Turpözü (Ortaköy) ve Kargı köyleri ahalilerinin sancak masarıfının köyler hissesine hadden fazla olarak tevzi ve taksim olunduğuna dair şikayetleri” vardır.

1800 yılında “Ankara'da medfun Ahi Şerefüddin Evkafı'ndan Şorba kazasına tabi Dodurga, Başsemer, Kayıviran ve Bayındır ve sair köyler”in vakıf köy olduğu zikredilir.

Semer köyünde 1879 tarihli bir çeşme ve kesme taştan yapılmış Seyid Mustafa Camii, bol miktarda da antik yapı malzemesi vardır. Ayrıca sonradan onarım görmüş bir çeşme üzerinde de Osmanlıca bir kitabe parçası bulunmakta olup, geleneksel mimaride yapılar görülür. Yeni yapılaşma devam etmektedir.

Semer Köyünde tarım ve hayvancılık yapılır. Kısıtlı imkanlarla yapılan tarımda arpa, buğday, fiy, patates, fasulye, nohut, tere, soğan, marul, ıspanak ve yabani armut (ahlat) kuşburnu, erik ve böğürtlen yetiştirilmektedir. Büyükbaş ve küçükbaş hayvan besiciliğinin yanında özellikle organik bal üretimi yapılır. Arazi yapısı doğa sporlarına uygun olup, bölgede Semer ve Eğerli köy yaylaları bulunmaktadır. Ayrıca Güldürcek Baraj Gölü’de çok yakındır.

Kırsal alanda domuz, kurt, çakal, tavşan, tilki, sincap, ördek, angut vs. hayvanları görmek mümkündür. İçme suyu şebekesi ve kanalizasyon şebekesi vardır.

Cumhuriyet döneminde önce Yabanabad kazası Kızılcahamam nahiyesine bağlanan Semer, daha sonra Kızılcahamam Güvem bucağına bağlanır. 1960 yılında 985 nüfuslu, 1975 yılında 799 nüfuslu, 1990 yılında 1.206 nüfuslu iken 2007 yılı adrese dayalı nüfus sayımında 192  kişiye düşer.

Semer Camii (Seyid Ahmed Camii) ve Gül Dede Çeşmesi:

Kızılcahamam-Semer köyünde bulunan cami, dikdörtgen planlı, ahşap tavanlı ve kesme renkli küfeki taşından yapılmıştır. Minare sonradan yapılmıştır. Kitabesi bulunmayan cami çeşme üzerinde bulunan Osmanlıca kitabe zaman tahribatı dolayısıyla tam okunamamıştır. Kitabe de 1296 (hicri) 1879 miladi yılında yapılmıştır. Köyde “Gül Dede” çeşmesi olarak anılmaktadır. Ayrıca köy içinde adı bilinmeyen antik malzeme bulunan bir ziyaretgâh (mezar) vardır.

Çoban Çeşmesi:

Semer Köyü Çoban Mahallesi’nde bulunan çeşme, kesme andezit taşından yapılmış ve iki kurnalıdır. Osmanlıca kitabesinde şu ibare yazılıdır:
Şarab-i layezaliden akıtdım ab-ı kevserdir
İçüb bu mesti şemranı didim safi kevserdir
Müyesser kıl cümle avf ecri mükafat
... 18 Ramazan Sene 1266

Miladi 1850 yılında yapılan çeşmenin banisinin ismi yazılı değildir.

Ak (Ahi) Şerafeddîn Zâviyesi Vakfı:

Ankara’da yaşayan tımar sahibi “ahi” büyüklerindendir. Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi’nde 692 hicri-1293 miladi tarihli şecere (soy kütüğü) bulunmaktadır. Şeceredeki bilgilere göre Ahî Şerafeddin, Hazreti Ali (r.a)’nin oğlu Hazreti Hüseyin (r.a) soyundandır. Atalarından Muhammed Caferi oğlu Hasan, Huy şehrinde kalmış ve orada “fütüvvet” libasını giymiştir. Arapların “Ahî Ali Bessâk” dedikleri şahsiyettir. Ahî Şerafeddin sülâlesinde ahilik buradan başlar. Ahî Şerafeddin'in ecdadı II. Kılıç­arslan zamanında Ankara'ya yerleşir. Ahî Şerafeddin'in Ankara Etnoğrafya Müzesi’nde teşhirde bulunan ahşap sandukasında vefat tarihi hicri 751 - miladi 1350 yılıdır.

Bir sanat şaheseri olan ahşap sanduka da şu ibare yazılıdır:

“Cömertlerin babası, müslümanların, İslâmın ışığı, Hakk’ın ve dinin övdüğü, ahilerin büyüğü, mürüvvet ve fütüvvet sahibi, sultanın delili, iftihar-ı âli Resulullah, seçilmiş, es-seyyid, eş-şehid, yarlıganmış, rahmete kavuşmuş Hüsameddin oğlu Muhammed. Allah onların kabirlerini nurlandırsın, yerlerini cennet kılsın ve onlardan razı olsun. Cuma günü namaz vaktinde, Receb ayının yirmiyedisinde yediyüzellibir yılında vefat etti.”

Türbesi, Ankara Atpazarı semtindedir. Türbenin güney cephesindeki pencere üzerinde mermer bir kitâbe vardır. Kitâbenin Türkçe metninde:

“Bu imaretin; lütüfkar Rabbinin rahmetine muhtaç olan zayıf kul Ahî Hüsameddin el-Hüseyni oğlu Muhammed -Allah Hz. Hüseyin, onun kardeşi, ceddi, babası, annesi ve evladı hürmetine- onun dünyada ve ahirette kalbini nurlandırsın. 731 (1331) yılında yapılmasına çalıştı.”

1720 tarihli Sultan Üçüncü Ahmed’in bir fermanında: “Emirlerin emiri, soyu temiz, itibar sahibi, ululanmış,  hürmet ve kadîr sahibi, sabırlı ve haşmetli, ....” ifadeleri Ahî Şerafeddin için kullanılmaktadır. Ankara’nın gerek yönetiminde gerekse imarında birçok hizmetleri olmuştur.

Ahi Şerafeddin, Ankara şehir merkezinde yaptırdığı imaret için Kızılcahamam-Semer ve Orta köylerinin yıllık gelirlerini vakfeder. Diğer vakıf köyler ise Çankırı ili hudutları dahilindedir. Bölgeye bazı kayıtlarda “Ak Şerefeddin” denilmiştir.

Kaynak: Abdülkerim Erdoğan, Geçmişten Günümüze Kızılcahamam-Çamlıdere, Esyav Yayınları, Ankara, 2010.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Abdulkerim Erdoğan

a_01
a_picasa
a_fottom
a_tv

Abdülkerim Erdoğan Eserleri

asemerk
180x256-images-stories-Untitled-1

Ziyaretçi Durumu

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün47
mod_vvisit_counterDün373
mod_vvisit_counterBu Hafta420
mod_vvisit_counterBu Ay8700
mod_vvisit_counterToplam200705