| BİR BİLENİ ARIYORUZ… |
|
BİR BİLENİ ARIYORUZ
Sakarya Meydan Muharebesinde ve öncesinde cephelerde yaralanan gazilerimiz trenlerle Ankara’ya nakledilir. Günümüzde Numune Hastanesinin bulunduğu yerdeki hastanede tedavi edilir. Şehit olanlar ise yakınında ki Namazgâhtepe'ye defnedilir. Burası Ankara Etnografya Müzesi, Türk Ocağı binası, Ankara Lisesi, Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi, Ankara Radyosu, Türk Hava Kurumu’nun olduğu yerdir.
1924 yılında Milli Müdafaa Vekaleti (Milli Savunma Başkanlığı)’nce yayınlanan Ankara şehir haritasında bu binaların bulunduğu bölge “Müslüman mezarlığı” olarak gösterilmektedir. Vakıflara ait olan bu bölge daha sonra ki yıllarda Maarif Vekaleti (Milli Eğitim Bakanlığı)’ne devredilir. Bu devir işleminden sonra Namazgahtepe’ye Türk Ocağı, Ankara Etnografya müzesi binası ile diğer yapılar yapılmaya başlanır…
Binalar yapılır da, bu mezarlıkta bulunan şehitlerimizin mübarek bedenleri nereye nakledilir?...(!) BİR BİLENİ ARIYORUZ…
2004 yılında yayınlanan "Unutulan Şehir Ankara" isimli kitabımda dile getirdiğim "Namazgahtepe Şehitleri" ile ilgili yazımızın üzerinden altı yıl geçti…
29 Aralık 2007 tarihinde ulusal bir gazetede yazımız üzerine “ŞEHİTLERİMİZİN MEZARI NEREDE” manşeti atıldı ve …(!) Evet, “şehitler ölmez, diridirler.” Yorum sizlere ait… Evet, burası Türkiye… Şaşmayın, geçmişe saygısızlığımıza… Aldanmayın, şehit cenazelerinde ki haykırışlarımıza… “ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ YAKAR” Ankara’da camiler, mescidler, türbeler ve mezarlıklar satıldı… Evet kitabımızın adını “Unutulan Şehir Ankara” koymuştuk. “Unutulan Namazgahtepe”, “Unutulan Kızıl Bey”, “Unutulan Yeğen Bey”, “Unutulan Karaca Bey” ve daha niceleri… Demişler ya “Türkler çabuk unutur”…(!) Alptekin Müderrisoğlu, “Kurtuluş Savaşı’nda Ankara” isimli eserinde o günleri şöyle anlatır: Artık, Ankara’nın ünlü Namazgâhı’nda günde birkaç kez cenaze namazı kılınıyor, ardından musalla taşlarına sıralı cenazeler toprağa veriliyordu. Bunlar Sakarya boylarında yaralanarak Ankara Hastahanesi’ne (Numune Hastanesi) getirilen ve orada ölen savaşçılardı. Namazgâh'ın toprakları, altında bir cisim kımıldıyormuş gibi, boyuna dalga dalga kabarıyordu son günlerde. O cismin ilk geçtiği yerlerdeki tümsekler yassılaşmaya başlarken, yeni ulaştığı yerler lokma öğüten bir avurd gibi şişkin duruyordu. Bunlar arasında yeni kazılmış çukurlar vardı. Bunlar kanlı kefenleriyle birazdan gelecek nasiplerini bekliyordu. Bu mezarlar, yüzyıllardır viyana kapılarından geriye doğru Türklerin kabarttığı şehitler denizinin son dalgalarıydı. Toprağın altından yukarı doğru yükselen bu dalgalar yüzyıllardır gerileye gerileye gelip Ankara Namazgah'ına dayanmıştı."
Evet, suskunluk, ama başlar önde değil maalesef, dik ve mağrur (!)… Ne de olsa Başkentliler ve Ankara’da yaşıyorlar… Geçmişe ve tarihe saygılılar (!)…
Sırası mı şimdi “Namazgahtepe Şehitleri” diyebilirsiniz… Haklısınız.
Ankara’nın “günleri”, “kutlamaları”, “yemekleri”, “toplantıları”, “çayları”, “cılık” ve “culuk” muhabbetleri varken…
Şair ne güzel buyurmuş, “BAYRAMLAR ŞEHRİ ANKARA”…
“NAMAZGAHTEPE ŞEHİTLERİ ANITI” yapalım da, Ankara’ya vefa gösterelim. Başkent’te yaşıyoruz.. Yeri gelince “ANKARA, ANKARA GÜZEL ANKARA” diyoruz ya… Essah olsun bari.. |









![]() | Bugün | 54 |
![]() | Dün | 373 |
![]() | Bu Hafta | 427 |
![]() | Bu Ay | 8707 |
![]() | Toplam | 200712 |
| HakkımızdaHizmetlerimizReferanslarReyhan Yayınları |
Copyright © 2005 - 2012 Ankarasevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Portalı.
Designed by JoomlArt.com
Joomla! is Free Software released under the GNU General Public License.