Skip to content
AnkaraSevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Araştırma Portalına Hoşgeldiniz:
Makaleler
BİR BİLENİ ARIYORUZ…
hrriyet9
BİR BİLENİ ARIYORUZ

Sakarya Meydan Muharebesinde ve öncesinde cephelerde yaralanan gazilerimiz trenlerle Ankara’ya nakledilir. Günümüzde Numune Hastanesinin bulunduğu yerdeki hastanede tedavi edilir. Şehit olanlar ise yakınında ki Namazgâhtepe'ye defnedilir. Burası Ankara Etnografya Müzesi, Türk Ocağı binası, Ankara Lisesi, Zübeyde Hanım Kız Meslek Lisesi, Ankara Radyosu, Türk Hava Kurumu’nun olduğu yerdir.
1924 yılında Milli Müdafaa Vekaleti (Milli Savunma Başkanlığı)’nce yayınlanan Ankara şehir haritasında bu binaların bulunduğu bölge “Müslüman mezarlığı” olarak gösterilmektedir. Vakıflara ait olan bu bölge daha sonra ki yıllarda Maarif Vekaleti (Milli Eğitim Bakanlığı)’ne devredilir. Bu devir işleminden sonra Namazgahtepe’ye Türk Ocağı, Ankara Etnografya müzesi binası ile diğer yapılar yapılmaya başlanır…
Binalar yapılır da, bu mezarlıkta bulunan şehitlerimizin mübarek bedenleri nereye nakledilir?...(!) BİR BİLENİ ARIYORUZ…

2004 yılında yayınlanan "Unutulan Şehir Ankara" isimli kitabımda dile getirdiğim "Namazgahtepe Şehitleri" ile ilgili yazımızın üzerinden altı yıl geçti…

 
TARİH UNUTMAZ (!), VİCDANLAR YARGILAR...
Kzlbey_Trbesi__Ed._MFVF_Angora_9_x14ank.4
Kızıl Bey Camii ve türbesi, yıkılmadan önce.
KIZIL BEY VE HATIRASI...

Anadolu Selçuklu Devleti emirlerindendir. Bazı kaynaklarda adı Seyfeddin Kızıl Bey olarak geçer. Ankara ve çevresinde hükümran olan Bayındır aşiretinin beyidir. Kızıl Bey, aydın, söz ve kudret sahibi, asker ve mal yönüyle oldukça varlıklı, bilginlere, fakirlere, gariplere sahip çıkan, hayırsever ve erdemli bir devlet adamıdır. Anadolu Selçuklu Sultanı I. İzzeddin Keykavus’un beylerbeyidir. Hayatı hakkında fazla bir bilgiye sahip değiliz. Ankara’da vakıflar kurmuş, Kızılbey Camii ve medresesini yaptırmış, kendisi de bu şehirde vefat etmiştir. Kanaatimizce Kızıl Bey, I. İzzeddin Keykavus’un yaptırdığı sarayda ikamet ederek bir müddet Ankara ve civarının yönetiminden sorumlu olur. Ankara’da yaptırdığı cami ve medreseye Güğercinlik (Güvercinlik) ve Miranus (Orhaniye-Kazan) köylerinin tamamını, şehir yakınlarında bulunan Tahir Mezrası’nın gelirlerini Kızıl Bey Vakfı’na bağışlar.
Günümüzde Ulus’taki Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü’nün bulunduğu yerde türbesi, camisi ve medresesi mevcutken, 1931 yılında satılır. Kızıl Bey’in mezarı nereye nakledilmiştir, bilinmiyor. Konuyu Araştırmacı Yazar Şeref Erdoğdu şöyle anlatıyor: “Kızıl Bey, Medresesi’nin yanına kendine yakışır bir türbe yaptırmış, türbesinde huzur içinde yatarken bir gün türbesine vurulan bir kazma sesiyle uyanır. Bakar ki camisi, türbesi ve medresesi yıkılıyor. Evet karar verilmiş buraya Ziraat Bankası yapılacak... Rivayet ola ki bankanın inşaatının yapılması için emir veren yetkililer kim ise bu zatın çıldırarak öldüğünü ve inşaatın müteahhidinin geceleri Kızılbey’in rüyasına girdiği ve bu rüyanın etkisinde kalan müteahhidin işi bıraktığı, hadiseyi duyan işçilerin işi bırakıp kaçtıkları görülmüş, bundan böyle inşaatın yerinin yukarıya kaydırıldığı tevatür olarak anlatılmaktadır.”
Prof. Dr. Hikmet Tanyu ise: “Ziraat Bankası çevresinde bulunan türbenin (Kızılbey) yıkılmasına emir veren ilgili zatın çıldırdığı, öldüğü ve türbeyi yıkma esnasında amelelerin “burası tekin değildir.” diye itiraz ettikleri, nihayet tuhaf bir şaşkınlık ve bağırışla işi bırakıp kaçtıkları o yıllarda Ankara’ya yayılmıştı.” Kızılbey Vakfı arazisi üzerinde Merkez  ve Ziraat Bankası binaları bulunmaktadır. Daha sonraki yıllarda Kızıl Bey'in adı Ankara’da bir dergi dairesine verilir. Kızıl Bey Camiinde bulunan ahşap minber ile Selçuklu tahtı, Ankara Etnoğrafya Müzesi’nde teşhir edilmektedir.
Daha geniş bilgi için bkz; Abdülkerim Erdoğan, Unutulan Şehir Ankara, Akçağ Yayınlaraı, Ankara, 2004.; Abdülkerim Erdoğan-Gökçe Günel-Ali Kılcı, Tarih İçinde Ankara,  Ankara Büyükşehir Belediyesi Yayınları; Abdülkerim Edoğan-Mehmet Narince, Tarihi ve Edebi Şahsiyetleriyle Ankara, Ankara Büyükşehir Belediyesi Yayınları, Ankara, 2007.
 
TARİHİ "BACI" KAZASI
bac_ky_8fatma_bac_camii_28
ANKARA'NIN ESKİ KAZALARINDAN "BACI"DA BAYKUŞLAR ÖTÜYOR...

Ankara'nın "ahi" reislerinden ve "bacıyan-ı rum"dan (kadın reis) "Ahi Fatıma Bacı"nın köyü olan Bacı, Polatlı ilçesine bağlı iken Sincan'a bağlandı. Ankara'nın Osmanlı döneminde ilk idari kazalarından. Polatlı, Sincan, Yenimahalle ve Ayaş kazalarının bazı köyleri buraya bağlı idi...
Aşık Paşazâdenin ifade ettiği Osmanlı Devleti’nin kuruluşunda emeği geçen ve “Bacıyan-ı Rum” diye adlandırılan “Anadolu bacıları”ndan olan Ahi Fatıma Bacı 1310 yılında burada vefat etmiştir. Ahi Fatıma Bacı, Tımar sahibi ve ahi bir “veliyye”dir.
 
HZ. ÖMER'ÜL-FARUK EVLÂDINDAN
ŞEYH ALİ SEMERKANDÎ VE SIĞIRCIK SUYU

“Şerefül-mekân bil-abh1_.12._copymekîn” sözü gereği, bir beldenin şerefi, orada yaşayan kimselerden dolayıdır.
Müslümanların İkinci büyük halifesi Ömer’ül-Faruk (r.a.) hazretlerinin kutlu soyuna mensup olan Şeyh Ali Semerkandî hazretleri ondördüncü asırda   ıssız ve virân bir yer olan günümüzdeki Çamlıdere ilçe merkezine gelerek bu beldeyi şenlendirmiş ve şereflendirmiştir.
Kuzvirân (Kuzvirân Şeyhler/Alidede Şıhlar/Çamlıdere)’da kurduğu dergâhta yaptığı sohbetlerle de viran gönülleri şenlendirmiş, mamûr olan kalplere de Allah aşkını ekmiş, himmetleriyle de insanları irşâd etmiştir. Aynı zamanda Çamlıdere ilçe merkezininde ilk kurucusu olmuştur.
Ankara ili, “Horasan erleri”nin şereflendirdiği bir coğrafyaya sahiptir. Bu özelliği ile de “evliyâ” ve “ahi”ler diyarıdır. İstanbul’un manevî fatihleri de bu topraklarda yetişen gönül erleridir. Günümüzde ise bu Allah dostlarının isimleri kısmen bilinmektedir. Bazılarınında mevcut mübârek kabirleri bakımsızdır. Bilinenlerin hayatları hakkındaki bilgiler de rivayetlerden ibaret olup, ilmi çalışmalar yapılmamış, yapılması içinde teşvik edilmemiştir.
Burada son yıllarda tarih ve kültür sevdalısı bazı belediye başkanlarının çalışmalarını da takdir ediyor, devamını diliyoruz.
Reyhan Yayınları, Ankara ve civarında yetişen, bu toprakları manen şereflendiren, insanlara hizmet için varlıklarını vakfeden gazi-dervişlerimizin hayatlarını ve eserlerini anlatan “Ankara’nın Manevi ve Tarihi Şahsiyetleri” isimli bir seriyi kültür hayatımıza kazandırmayı hedeflemiş, “Şeyh Ali Semerkandî ve Sığırcık Suyu” isimli bu mütevazi eserle de bu dizinin ilk eserini sizlere sunmanın sevincini yaşamaktadır.
 
MAMAK İLÇESİNİN İSİM BABASI "AHİ MAMAK"
AHİ MAMAK VE SAİME HATUN

Ankara’nın yaşanmış tarihi üzerine sayısız kitaplar yayılanmıştır. Bu yayınların çoğunluğu da rivayet ve efsanelere dayanır. İlmi araştırmalardan uzak ve masa başı çalışmalardır. Bu yayınlarda kaynak olarak Osmanlı dönemine ait belgelere nadir rastlanır. Dedik ya masa başı yani yerinde inceleme yapılmadan, belgeler tetkik edilmeden, rivayetlere dayalı ve emeksiz çalışmalar… Bunlara rağmen ilmi araştırmalara ve belgelere dayalı, temel kaynak eser özelliğinde yayınlarda mevcuttur. Dileğimiz bu tür çalışmaların yayınlanması ve desteklenmesi.
Ankara’ya bağlı bazı ilçeler üzerine ise ilmi araştırmalar neticesinde yayına hazırlanmış değerli kaynak eserlere rastlıyoruz. Şehir tarihçiliğinin ana kaynakları ise Osmanlı Arşivleri, Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi, Tapu ve Kadastro Arşivi ile Nüfus Sicil Defterleridir. Diğer önemli kaynak ise “kitâbe”lerdir.
Ankara Kent Konseyi’nde Ankara ilçe belediyeleri tarafından yayınlanan kitaplardan meydana gelen bir paket hediye edildi. Otuz seneye yakın Mamak ilçesinde ikamet ettiğim için “Tüm Yönleriyle Mamak” isimli bir çalışma dikkatimi çekti. Yusuf Karaca tarafından hazırlanmış ve Mamak Belediye Başkanlığı tarafından yayınlanmış. Eseri tetkik ettim ve hayal kırıklığına uğradım. Yayına hazırlık 2008, yayın yılı ise 2009. Kaynakçasına baktım “Ankara Tarihi ve Kültürü Dizisi” ile “Unutulan Şehir Ankara” vb kaynak eserler yok. Yani yazarın Ankara hakkında yayınlanan ilmi eserlerle fazla ilgisi olmamış. Belge tahlilleri ise anlaşılmayacak bir titizlikle yazılmış (!). Buna rağmen bir emek verildiği için teşekkür ederken, yazarımızıda okuyucuya verdiği yanlış bilgilerin sorumluluğu ile başbaşa bırakıyoruz.
Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Kayıtlar Arşivi’nde bulunan 581 Numaralı defterin 426. sayfa, 411. sırasında kayıtlı Ankara’da “Ahi Şemseddin Ahmed Vakfı”na ait 842 Hicri tarihli Arapça vakfiyeden bir bölüm:
 
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>

Sayfa 3 / 4

Abdulkerim Erdoğan

a_01
a_picasa
a_fottom
a_tv

Abdülkerim Erdoğan Eserleri

asemerk
180x256-images-stories-Untitled-1

Ziyaretçi Durumu

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün160
mod_vvisit_counterDün310
mod_vvisit_counterBu Hafta769
mod_vvisit_counterBu Ay1462
mod_vvisit_counterToplam163924

Son YORUMLAR

  • Evciler
    Abdülkerim abi çok güzel olmuş.eline sağlık
  • Sarılar
    araştırmalarını z için teşekkürler.bu araştırmalar...
  • Başören Çeltikçi
    Ben buralıyım ama köyümü hic görmedim yaşım 49 büy...
  • İvedik
    Köyümüzle ilgili daha detaylı bilgiye hangi kitabı...
  • Ahmetadil
    köyümün öz geçmişini araştırıyorum bir türlü bulam...