Skip to content
AnkaraSevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Araştırma Portalına Hoşgeldiniz:
GEÇMİŞE DEĞER VERMEK
GEÇMİŞE DEĞER VERMEK

''Geçmiş, ölü değildir… Hatta uyuduğu bile söylenemez. Bir hatıralar ve kayıtlar veya kalıntılar ve kopyalar, anıtlar ve arşivler yığını yaşar varlığımızın özünde. Ve biz onu yeniden inşa ederken, tarih de bizi yeniden inşa eder. Biz geleneğin izlerini özerkliğimizi ispatlamak ve hatalarımızdan kurtulmak için tekmeleyebiliriz, lakin geçmişi başımızdan def edemeyiz, zira yaptığımız ve düşündüğümüz ne varsa, onun içindedir.'' (David Lowventhal)
Mustafa Armağan'ın ''Osmanlı Tarihinde Maskeler ve Yüzler'' adlı eserinden alınan yukarıdaki enfes alıntı beni çok etkiledi. Tarihe bakış açımın doğruluğunu tasdik eden bu fikirler ile günümüze bağlantı kurmaya çalıştım. Çünkü Tarih geçmişten günümüze yansıyan bir projektör gibidir. Yansımanın şekli toplumun hayat felsefesini belirlemektedir. Bu yüzden toplumlar kendilerine şekil verecek olan bu olguya çok önem verir ve yeni nesillere bunu en güzel bir şekilde aktarmanın yollarına bakarlar.
Bir toplumlun sağlıklı olabilmesi geçmişiyle barışık olmasına bağlıdır. Diğer yandan bir toplumu kaosa itmenin yolu tarihe karşı küskünlük içerisinde kalmasını temin etmektir.
Her toplumlun övünebileceği, gururlanabileceği bir tarihi olmalı. Yoksa o hale getirilmelidir. Amerika geçmişindeki sığır çobanları, katilleri 'Kovboy' olarak adlandırarak kahramanlaştırmış ve ABD'nin kurucuları olarak nesillerine tanıtmıştır. Yaşanan olumsuzlukları güçlü bir devletin kurulmasının sancıları olarak kabul etmiştir. Diğer yandan Almanya yaşadığı Hitler faciasını atlama tahtası olarak kullanıp kısa sürede dünyanın en süper devletleri arasına girmiştir.
Her toplum geçmişini karalayarak silme yerine ondan faydalanarak daha güzele ulaşmanın yoluna bakarken, sadece Türkler geçmişlerini karalayarak prim yapmanın peşine düşmüşlerdir. Her yönüyle orijinal olan Türkler bu hususta da orjinalliği hiç kimseye bırakmamışlardır. Türk Tarihini karalamayı yabancılara bırakmamış, bunu çok iyi becermişlerdir. Geçmişte o kadar olumlu şey dururken birkaç küçük olumsuz olayı cımbızla çıkararak ve büyüteçle büyüterek abartılı bir şekilde topluma olumsuzluğu büyük bir maharetle sunulmuştur.
Bilinmesi gereken güzel şeyler ise büyük bir maharetle tarihin karanlık mahzenlerine kilitlenmiş, bir fırsatını bulup gün yüzüne çıkma başarısı bulmuş olan olaylarda büyük bir maharetle unutturulmuştur.
İşte gün yüzüne çıkma başarısı gösterememiş veya unutturulmuş şahsiyetlerden birisi de Türkiye Cumhuriyetinin başkenti Ankara'nın manevi dinamiklerinden olan Hacı Bayram Veli'dir.
Eyüp Sultan İstanbul için neyse, Ankara için de Hacı Bayram öyledir. Ulus'da camisi de olmasa hiç yokmuş gibi nitelendirilecek olan bu büyük veli unutulmaya başlandı. Nerede doğduğu bile bilinmeyen bu büyük şahsiyetin İstanbul'un fethinin manevi mimarlarından olan Akşemseddin'in hocası olduğu çok fazla bilinmediği gibi pek zikredilmez. Bu konuda daha geniş bilgi için ''Unutulan Şehir Ankara'' kitabını okumanızı tavsiye ederim. Abdülkerim Erdoğan tarafından yazılan bu kitap Akçağ yayınlarından piyasaya sürülmüştür.
Bizler geleceğimize kimleri örnek göstereceğiz? Bunların boşluğunu nasıl dolduracağız?
Bizler dolduramasak da başkası güzel dolduruyor. Kainat boşluk kabul etmediği için gençlik bu boşluğu yabancı ve zararlı kişiliklerle dolduruyor. Anadolu da lider kalmamış gibi gençlik özeneceği insanları dünyanın dört bir yanında arıyor. Sonunda en olmadık kişileri idol olarak kabul ediyor.
Anadolu da o kadar çok lider kabul edilecek insan var ki şaşırırız. Yeter ki gözlerimizi bu topraklara döndürelim. Bu topraklar bolca veli ve kahraman üretiyor. Yeter ki biz gözümüzü kapamayalım, yada başka yerlere bakmayalım.
Bu kadar düşmana rağmen asırlardan fazla ayakta kalabilen Türk insanı bunu ancak bu tür manevi liderlerine borçludur. Bu liderler bu millete akıl almaz yardımlaşmayı öğreterek en akıl almaz zamanlarda bile nasıl ayakta kalabileceğini öğretmiştir. Ne zaman ki bu millet bu tür önderlerini kaybetti, yalnızlaştı ve çevresindeki manevi duvarlar yıkıldığından dolayı üşümeye, korkmaya başladı.
Bu milletin tekrar şahlanıp ayağa kalkması, geçmişiyle tekrar barışmasıyla mümkün olacaktır. Geçmişteki kutsal değerlerini hapsetmeyi bırakarak onlardan faydalanmayı denemekten geçmektedir. Geçmişe küfrederek hiçbir toplum iflah olmamıştır.
Selam her şeye rağmen geçmişi ile barışık yaşamaya çalışanlara...
http://www.egitimportali.com/koseyazisi.php?yazi_no=145

Vatandaş Osmanlı
 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Abdulkerim Erdoğan

a_01
a_picasa
a_fottom
a_tv

Abdülkerim Erdoğan Eserleri

asemerk
180x256-images-stories-Untitled-1

Ziyaretçi Durumu

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün55
mod_vvisit_counterDün373
mod_vvisit_counterBu Hafta428
mod_vvisit_counterBu Ay8708
mod_vvisit_counterToplam200712