Skip to content
AnkaraSevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Araştırma Portalına Hoşgeldiniz:
UNUTULAN ŞEHİR ANKARA...

unutulanankaraAnkara doğduğum ve doyduğum şehir. Havasını teneffüs edip, suyunu içtiğim, toprağını tırnağımla kazıp, kendine has ikliminde hayat sürdürdüğüm şehir. Az da olsa sevincimi, benimle hemdem olan acılarımı ve hüznümü paylaşıp, aynı kaderi paylaşırcasına ortak olduğum Angaram. Doymak, doldurmak, dolaşmak, dolandırmak ve doruğa çıkmak için gelenlerin vefasızlığına sabreden kara yazgılı şehir, Ankara.

Müslüman Türk’e yurt olmanın şerefiyle şereflenen bu şehir nelere tanık olmadı ki; başı bozuk Haçlı ordularının yağmalarına, Selçuk sultanlarının taht kavgalarına, Osmanlı ve Karamanoğlu arasındaki sataşmalara, Yıldırım Han ile Timur Han’ın ciğer dağlayan meydan savaşına, yönetime isyan eden Anadolu insanının ayaklanmalarına, davetsiz Mısır Paşası’nın istilasına, istilacı İngiliz ve Fransız askerlerine, kurulan darağaçlarına ve daha nicelerine...

Ankara hep hüzünlü olmadı, bunca vefasızlığa karşı. Müslüman Oğuz boyları bu şehrin toprağını tırnağıyla kazıp, alınteri ile sulayıp, kanaati ile bereketlendirdi. Arılar altın sarısı balı ile, keçiler bembeyaz tiftiği ile, bağ ve bahçeler verimli mahsulü ile destekledi bu yeni sahiplerini. Horasan’dan gelen Erler’in kurduğu zaviyeler, Ahilerin maharetli ellerinde şekillenen sof ve diğer zenaat atölyeleri şenlendirdi Ankara’yı. Ankara’nın dağından taşından yankılar getirdi çalışan tezgahların sesleri.

Oğuz boyları doydukları ve vatan edindikleri bu şehri imar ettiler. Camiler, mescidler, zaviyeler, kaleler, bedestenler, hanlar, hamamlar, çarşılar, medreseler, mektebler, çeşmeler, sebiller, hankâhlar, köprüler, namazgâhlar, saraylar, kuleler, dergâhlar, konaklar, askerî, ticarî ve eğitim amaçlı abideleri sanatla yoğurarak yaptılar.

Osmanlının Timur ile olan hesaplaşmasına tanık olan Ankara, Anadolu’nun birliğini ve dirliğini sağlamak amacı ile Hacı Bayram-ı Velî hazretleri gibi bir manevî Hamîs’in otağına mekân oldu. Onun daveti ve irşadı Anadolu’yu yeniden madden ve manen kucakladı. İstanbul fethinin manevî komutanları onun ocağında yetişti.

Kara Medrese ve Ak Medrese Osmanlıya gönül mimarları, alimler, edibler ve şairler yetiştirdi. Onun için Angaralı beyaz ve siyah sözcüklerini kullanmamış, beyaz “ak”tır, siyah da “kara”.

Yangınlar, kıtlıklar ve salgın hastalıklar gördü, göçler oldu, nüfus azaldı. Kanaatkâr ve sabırlı olan Angaralı hiç isyan etmedi. Osmanlının cephelerine Ak Köprü’den ve Tren Garı’ndan evlatlarını uğurladı. Düşman işgaline uğramadı ama davetsiz gelen İngiliz ve Fransız askerlerine de sabretmedi. Cesur ve atik “Seğmen”leri bu “gavur”a “Ne Bileyim” metodu ile cevap verdi.

Anadolu’da Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğinde başlayan kurtuluş ve istiklâl hareketine karargâh olmayı, onun vatanperver kadrosunu da kucaklayarak, Anadolu insanına ikinci vefâ borcunu öder.

Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını bağrına basan Angaralılar kefen paralarını dahi verirler bu istiklâl sevdalılarına. Çünkü Angaralılar daha Mustafa Kemal Paşa Ankara’ya gelmeden “cihad” ilan etmişler ve ordusunu kurmuşlardı. Namazgâh Tepe bunlara şahiddir. İstiklâl mücadelesi Ankara’nın gizemli toprağından yönetilir ve “Cumhuriyet” ilan edilir. Müştak Baba’nın yüz yıl önce söylediği rumuzlu şiirinde ki tarihte. Başkent olur yeni Türkiye Cumhuriyeti’ne. Cumhuriyet yönetiminde görev alan bazı kişiler “vakıf müessesesi”nden ve Ankara’dan sanki öç alırcasına keyfi uygulamalar yapmış; kültür mirasını yağmalamış, abide şahsiyetlerin merkadlerine saygısızlık yapmışlar, geçmişine ait değerlerini imha etmişlerdir.

Planlı ve programlı yapılan bu uygulamalar Anadolu’da bulunan abidelerin yıkılmasına ve tahribatına sebeb olmuştur. Daha sonra yapılan bu yanlışlıklardan vazgeçilmiş, ancak ihmal halen devam etmektedir. Unutulan şehir sadece Ankara mı? Türkiye hudutları dahilinde bu-lunan Türk eserlerinin ekseriyeti. Tertiplediğimiz tarih ve kültür gezilerinde bunları üzülerek görüyoruz.

Ata yadigarı, her biri bir sanat abidesi olan bu eserlerin korunması devletin oldugu kadar vatandaşında görevidir. Bize miras bırakılan bu eserleri ancak koruyarak gelecek nesillere ulaştırabiliriz. Yıktıklarımız, yaktıklarımız ve sattıklarımızın vebalini taşırken bu eserlere ye-nilerini ilave etmeden mevcut olanları korumamız gerekmektedir. Kısacası Türkiye sevdalısı olanlarla derdimi paylaşmak istedim. Kelâmım derdi olanlara, derdsizlere ne gam..."

 

Abdülkerim ERDOĞAN

Kayaş, Mayıs 2004

 

"Unutulan Şehir Ankara"

Akçağ Yayınları

Ankara

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Abdulkerim Erdoğan

a_01
a_picasa
a_fottom
a_tv

Abdülkerim Erdoğan Eserleri

asemerk
180x256-images-stories-Untitled-1

Ziyaretçi Durumu

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün59
mod_vvisit_counterDün373
mod_vvisit_counterBu Hafta432
mod_vvisit_counterBu Ay8712
mod_vvisit_counterToplam200717