| MAMAK İLÇESİ |
|
MAMAK İLÇESİ Başkentin merkez ilçelerinden olan Mamak, Osmanlının son dönemlerinde (1845) Balâ kazasına bağlı bir köydür. Balâ kazasının merkezi ise Asi Yozgad (Elmadağ) köyüdür. 1943 yılında Kayaş semtinin Ankara Belediyesi hudutları içine alınır ve ilk olarak savunma amaçlı askeri tesislerin kurulması ile yerleşime açılan bölge daha sonra Hatip Çayı Vadisi yamaçlarınında iskana açılması ile “kondu” bir semt olur. 1983 yılına kadar Çankaya ilçesinin bir semti olan Mamak, 30.11.1983 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 29.11.1983 gün ve 2963 kanun ile Ankara’nın merkez ilçelerinden biri haline gelir. İlçenin doğu ve güneydoğusunda Elmadağ, güneybatı ve batıda Çankaya, kuzeybatı ve kuzeyinde Altındağ ilçeleri bulunmaktadır. Adını “ahi” büyüklerinden ve müderris (profösör) olan “Ahi Mamak”tan alan ilçe “Hatip Çayı” vadisindedir. İlçenin tarihi bağlı olan köylerle bir bütünlük sağlar. Milat öncesi yerleşmelerin bulunduğu bölge, akarsu ve ulaşım yolu üzerinde bulunması ile önem kazanmış, özellikle “Hüseyin Gazi Dağı” ve “Elmadağ” yamaç etekleri, “İncesu deresi” ve “Hatip çayı” vadi yamaçları yerleşmeler için iyi bir mekan olmuştur. Kıbrıs Köyü Vadisi; Bayındır ve Uzağıl’ın güneyi, Kıbrıs Köyü’nün 4- Bizans hakimiyeti döneminde İslam orduları Anadolu içlerine akınlar düzenler, bu akınlarda İslam mücahidleri Ankara’ya kadar gelir. Özellikle Emeviler ve Abbasiler döneminde Ankara üzerine yapılan akınlarda bir çok İslam şehidi verilir. Günümüzde Hüseyin Gazi tepesi zirve düzlüğünde bulunan “Seyyid Hüseyin Gazi” hazretleri bu savaşlarda şehit düşmüştür. Anadolu Selçukluları döneminde burası manen keşfedilerek ihya edilir. Fatih Sultan Mehmed Han buraya bir türbe ve zaviye yaptırır. Bu nedenle Ankara’da bilinen ilk İslam şehidi Mamak ilçesi hudutları dahilindedir. Roma ve Bizans döneminde ulaşım yolları üzerinde bulunan bölge tarihi “Kral Yolu” güzergahında ve Ankara’nın “Doğu Kapısı”dır. Bağlı köylerde “mil taşları” bulunmaktadır. Hristiyanların tarihi “Hac Yolu”da buradan geçer. Roma Dönemi’nde Elmadağ’dan Ankara şehir merkezine su getirilir. Elmadağ’dan pişmiş tuğla künklerle kaleye getirilen su, burada depolanarak kente ve özellikle hamamlara dağıtılır. Varna Savaşı şehidi Anadolu Beylerbeyi olan “Karaca Bey”in 1440 tarihli vakfiyesinden, hamam (Karacbey Hamamı) ve külliye (Karacabey İmareti) için Elmadağ’dan su getirildiği ve suyun bazı çeşmelere verildiği öğrenilir. Şeyhülislam “Ankaravi Mehmet Emin Efendi”nin 1898 tarihli vakfiyesinde Elmadağ’dan Ankara’ya su getirildiği ve 25 çeşmeye su verildiği bildirilmektedir. 1924 tarihli Milli Müdafaa Vekaleti Ankara Haritası’nda Ankara’ya doğudan “Elmadağ Suyu”, “Öksüzce Suyu” ve “Hanım Pınarı” suyu olmak üzere üç kol halinde suyun geldiği ve bugün Ankara’da ayakta kalan çeşmelere dağıtıldığı görülmektedir. 1890 yılında Ankara Valisi “Abidin Paşa” zamanında, yine Elmadağ, Kayaş Üreğil yakınında, “Hanım Pınarı”ndan getirilen su, kentte dağılmış bulunan çeşmelere verilir. Ankara ve civarına Türkmen Oğuz boylarının yerleşmesi ve iskanı neticesinde ilçe sınırları içinde “Bayındır”, “Yüreğir”, “Kusun” ve “Kızılca” boylarına bağlı cemaat toplulukları, “ahi” büyükleri yerleşir. Hatip Çayı vadisinde bulunan “Kayaş” bahçeleri Osmanlı döneminde şehrin meyve ve sebze ambarıdır. Bu bahçelerin ünü diğer Osmanlı beldelerine kadar ulaşır. Vakıflar Genel Müdürlüğü Vakıf Kayıtlar Arşivi, 581 nolu defterin 426. sayfa ve 411. sırasında kayıtlı Ankara’da “Ahi Şemseddin Ahmed Vakfı”na ait Zilkade 842/1438 tarihli Arapça vakfiyede “Ahi Mamak”ın ismi zikredilmektedir. Hacı Şemseddin Ahî Ahmed Ankara’da babasının adı ile bilinen Ahi Hacı Murad mahallesinde 1438 yılında bir medrese yaptırır. Bu medrese için kurduğu vakfın yönetimini vefatından sonra kendi evlatlarının yürütmesini, şayet nesli kesilirse Ahi Mamak oğlu Ahi Mahmud ve evlatlarının yürütmesini şart koşar. Ahi Mamak’ın babasının adının Mustafa, oğullarının da alim ve fazıl kişiler olduğu zikredilir. Bu vakfiyedeki kayda göre Hacı Bayram-ı Veli hazretleri ile Ahi Mamak aynı dönemde yaşamışlar ve ikiside bu vakfın vakfiyesinin yazılışında şahit olarak bulunmuşlardır. Kanaatimizce Ahi Mamak ve oğulları devrin ilmiye sınıfı ahilerinden ve büyüklerindendir. Ankara ile ilgili bazı yayınlarda Mamak ilçesi anlatılırken, Osmanlı belgeleri tetkik edilmeden, bu ahi büyüğümüzün adının Ermenice olduğunu zikretmeleri ilim adına oldukça üzücüdür. Ayrıca Hacı Bayram-ı Veli hazretlerinin soyundan gelen “Saime Hatun”un bugünkü Saimekadın semtinde bir çiftliği bulunduğundan buraya “Saime Hatun”dan dolayı bu isim verilir. Gökçeyurt (Nenek) Köyünde 1816 ve 1917 tarihli iki çeşme, Büyük Kayaş Camii karşısında 1918 tarihli çeşme ve Kızılcaköy’de 1819 tarihli çeşme bulunmaktadır. Ankara’da ilk askeri hastanenin (Gülhane) temelleri bu ilçede atılır. Saimekadın semtinde (Şafaktepe Parkı) ilk asri (modern) mezarlık alanı olarak açılır. Bu mezarlık daha sonra Gülveren semtine nakledilir. Şafaktepe’deki “Cebeci Askeri Şehitlik Alanı” ise aynen muhafaza edilir. Peyami Safa Mahallesinde bulunan “Bademli Ulu Cami”, Kayaş semtinde “Büyük Kayaş Camii”, “Şafaktepe Camii” ve “Nenek Köyü Camii” tarihi değeri olan yapılardır. “Kayaş İstasyon Binası”, Mimar Ernst Arnold Egli tasarımı olup, 1927-1929 yılları arasında yapılan “Musiki Muallim Mektebi” (Devlet Konservatuvarı)de Cumhuriyet döneminin ilk hatıralarıdır. “Mamak Radyosu” yıllarca yayın yapar. İncesu Deresi ile Hatip, Karanlık ve Bayındır çayları ilçenin akarsulardır. İlçedeki Bayındır Barajı, Bayındır deresi üzerine inşa edilmiş olup, 1965 yılından bu yana su tutulmaya başlanılmıştır. “Üreğil”, “Bademli”, “Karaağaç”, “Kayaş”, “Araplar” gibi eski yerleşme birimi olan köyler günümüzde mahalle olmuştur. Savunma amaçlı yapıların ağırlıkta olduğu ilçede yeni toplu konut sahaları açılmaktadır. Elmadağı yamaç eteklerinde, Ankara’nın mesire alanı “Mavi Göl” (Bayındır Barajı) bulunmaktadır. Kızılca Mahallesinde son devir mutasavvıflarından “Ahmed Kayhan Efendi”nin türbesi vardır. Kaynak: Abdülkerim Erdoğan, Adım Adım Ankara, Ankara Büyükşehir Belediyesi Yayınları, 2. Baskı, Ankara, 2009. |









![]() | Bugün | 169 |
![]() | Dün | 299 |
![]() | Bu Hafta | 468 |
![]() | Bu Ay | 1161 |
![]() | Toplam | 163623 |
| HakkımızdaHizmetlerimizReferanslarReyhan Yayınları |
Copyright © 2005 - 2012 Ankarasevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Portalı.
Designed by JoomlArt.com
Joomla! is Free Software released under the GNU General Public License.
Yorumlar
Kusunlar Köyünün girişinde 1930 larda inşa edilmiş "TÜNEL" tabir edilen ve halen DSİ nin Pompa istasyonu bulunan yerden Ankara Çankaya'ya büyük borularla su gönderilmektedi r. Kusunlar Deresi boyunca Yeşilöz, Üreğil, Mamak istikametinde döşenmiş olup yaklaşık 1,5 metre çapındadırlar. Ankara'nın temiz su kaynakları 1800 lü yıllardan itibaren Kayaş ve çevresinden Elmadağ suyu olarak temin edilmiştir. Elmapınarı, Tavşanpınar, Körpınar, Kapaklı, Höyük, Şar ve Şarın Kayası, Macarın Çayırı, Mekelin Dere, Alâ Deresi, Sülüklü Deresi, Uzağıl deresi v.b. Kaynaklar Ankara insanının su ihtiyacını yıllardır karşılamaktadır . Çalışmalarınıza katkı olarak bilgilerinize sunar, verimli çalışmalarınızı n daim olmasını dilerim.
Ünal Yüzbaşı Alıntı
RSS beslemesi, bu iletideki yorumlar için.