Skip to content
AnkaraSevdam // Ankara Tarihi ve Kültürü Araştırma Portalına Hoşgeldiniz:
POLATLI

polatlikapak02

"TARİH İÇİNDE POLATLI" KİTABININ GENİŞLETİLMİŞ ÜÇÜNCÜ BASKISI YAYINA HAZIRLANMAKTADIR. BU BASKIDA POLATLI TARİHİ İLE İLGİLİ ÇOK SAYIDA YENİ BELGE VE BİLGİ YAYINLANACAKTIR.

TARİH İÇİNDE POLATLI

Başkent Ankara’nın batısında bulunan ilçemiz, Yenimahalle, Sincan, Ayaş, Beypazarı, Eskişehir-Mihallıççık, Eskişehir-Günyüzü, Konya-Çeltik, Konya-Yunak, Haymana ve Gölbaşı ilçeleriyle komşudur.

Ankara şehir merkezine 75 kilometre uzaklıkta olan Polatlı’dan, E-90 transit karayolu ile İstanbul-Ankara demiryolu geçer.

Kuzeybatı ve güneydoğu uzanımlı Polatlı havzasının coğrafi yapısı bir plato durumundadır. 3.800 kilometre karelik bir yüzölçüme sahip olan ilçenin toprakları genelde bozkırdır. Bitki örtüsü otsu bitkiler olup, orman alanı oldukça azdır. Plato özellikleri taşıyan bölgenin dörtte biri düz, dörtte üçü ise dalgalı bir coğrafya yapısına sahiptir. Arazinin yüzde altmış beşi tarım alanı, yüzde onyedisi çayır ve meradır.

Bölgenin en yüksek dağı 1440 metre ile Çile Dağı’dır. İlçenin kuzeydoğusunda Çile ve Bey Dağı ile Ahlatlıbayır, Böğlek, Ergene, Çal, Kale ve Han tepeleri; Kuzeyinde Sarıkaya, Keklikpınarı, Müslümankale ve Kıble tepeleri; Güneybatısında Yıldız ve Çal Dağı, Velidede, Gözbayırı, Tiftiktarla ve Kanlışehit tepeleri; Batısında Kartal ve Küllük tepe; Güneyinde Çaldağ ve Dede Dağı; Güneydoğusunda Mermer ve Kapaklı dağ ile Eskipolatlı, Keloğlan, Şehitler, Kanlı ve Kara tepeleri bulunmaktadır.

Sakarya Irmağı, Porsuk ve Ankara Çayı, Polatlı havzası topraklarını bereketlendiren önemli akarsulardır. Bu akarsulara Babayakup, Hamam, Ilıcaözü, Kokar, Mermer, Tuzlu, Yarözü, Özdere, ve Şabanözü dereleri karışır. Bu derelerin vadilerinde bulunan zengin çayır meralarda hayvancılık ve sulu tarım yapılır. Nüfusun yoğun olduğu köylerde bu vadilerdedir.

Akarsu vadilerindeki yamaçlarda meydana gelen doğal mağaralar ile fosilli kum, kireçtaşı, kırmızı renkli kırıntı, kumtaşı, çamurtaşı ve kalkerlerden oluşan doğal şekiller bölgeye ayrı bir zenginlik kazandırır.

_MG_0001_7

Zengin jeotermal alanlara sahip olan bölgede kükürtlü, demirli, sodalı ve kepir su kaynakları bulunur. Özellikle Malıköy, Girmeç, Güreş, Sarıoba, Türktaciri, Ilıca, Sabanca, Ördekgölü, Sarıhalil, Yeşilöz, Özyurt, Yaralı, Kabak ve Gülpınar köylerinde “ılıca” olarak anılan kaynaklar görülür. Tatlı su kaynakları ise ilçenin kuzeyindedir.

Polatlı, Cumhuriyet’in ilanından sonra kurulan ilk ilçelerden olmasına rağmen, antik çağlara kadar uzanan zengin bir tarihe sahiptir.

Bölgede insanoğlunun ilk yaşam izleri, bilinen tarihi ile İlk Tunç Çağı’ndan itibaren görülür. İlçe köylerinde bulunan höyüklerde bu çağlara ait iskan izlerine rastlanır.

Karanlık Çağ olarak anılan Demir Çağı’nda da mevcut höyüklerde iskan devam eder ve bu Balkanlar’dan Anadoluya Frigler gelir. Şehir toplumu olan Frigler, günümüzde Yassıhöyük Köyü yakınında, Sakarya Irmağı doğu kıyısında bulunan “Gordion” şehrini kurarlar. Tarihçilere göre “Gordion” şehrini ilk Frig kralı Gordios kurar. Gordios’un oğlu Kral Midas’ta Ankara şehrini kurar.

Kral Midas hakkında bir çok efsaneler söylenir. Efsanelerin en yaygını “Gordion düğümü”dür. Efsane göre bu düğümü çözen Asya'nın hakimi olacaktır. Pers Kralı İskender ordusuyla Gordion'a gelir. Düğümü çözmeye çalışır ama başarısız olur. Sabırsız bir öfkeyle, kılıcını çeker ve düğümü ortadan ikiye ayırır. İskender gerçekten de Pers İmparatorluğu'nun fatihi ve Asya'nın hakimi olma yolunda iken 33 yaşında ölür.

Frig kral ve hanedanın mezarlarının bulunduğu yığma suni tepelere tümülüs adı verilir. Bölgede Gordion’da hüküm süren Frig kraliyet hanedanına ve diğer ileri gelenlere ait 111 adet tümülüs tespit edilmiştir.

_MG_0221

Perslerin ünlü Kral Yolu, Gordion şehrinden geçer. Perslerden sonra bölgede Galat, Roma ve Bizans hakimiyeti görülür. Bu medeniyetlere ait höyük ve arkeolojik alanlar yönünden çok zengin antik Roma yolu bölgeden geçer.

654 yılından itibaren İslam orduları Bizans hakimiyetinde olan bölgeye akınlar düzenlemeye başlar.

Karluk Türklerinin “Talas Savaşı”ndan sonra kabileler halinde Müslüman olması ile İslam ordularında önemli komutanlıklara Türk asıllı komutanlar getirilir. 838 yılında Türk asıllı ordu komutanları büyük bir ordu Ankara üzerine yürür ve Bizans kuvvetlerini perişan eder. Afşin ve Aşnas komutasındaki İslam orduları Polatlı’dan geçerek “Amorion” (Eskişehir) şehrini on iki günlük bir kuşatmadan sonra teslim alır. İslam ordularının akınları ile Anadolu’da bulunan Bizans kale, şehir ve köyleri boşalmaya başlar. Özellikle bu ordularda bulunan Türk asıllı komutanlar, başarıdan başarıya koşar. Malazgirt Zaferi’nden önce Müslüman Türk akıncılar, Bizans’a gözdağı vererek, şehirlerde oturanların batıya doğru göçünü sağlar.

Malazgirt Zaferi’nden sonra Oğuz Türkmen boyları kabileler halinde Anadolu’da bulunan şehirlere yerleşmeye başlar. 1073 yılında Kutalmışoğlu Süleyman Şah ve kardeşleri, bir Bizans şehri olan Ankara’yı alır.

Kutalmışoğlu Süleyman Şah, 1075 yılında Anadolu Selçuklu Devleti'ni kurar. Sakarya Irmağı havzasına ve Ankara Çayı vadisi çevresinde göçer halde yaşamaya başlarlar. 1101 yılının Haziran ayında Haçlı orduları Polatlı bölgesini ve Ankara’yı işgal eder. Danişmendliler ve Selçukluların işbirliği ile Ankara bölgesi Bizanslılardan geri alınır. Daha sonraki yıllarda bölge Danişmendliler ve Selçuklular arasında el değiştirir.

Anadolu Selçukluları Devleti’nin bir “melik” şehri olan Ankara ve bölgesine yaklaşık üçyüz bin Türkmen yerleşir. Anadolu Selçuklularının 1243 yılında Moğollara yenilmesi üzerine, Anadolu'da Moğol hakimiyeti başlar. Ankara, Polatlı ve Sivrihisar toprakları dahil olmak üzere Moğollar bölgeyi işgal eder. Kayseri, Kırşehir ve Niğde bölgesinde bulunan ahiler ve Türkmen reisleri, Moğol zulmünden kaçarak Çile Dağı yamaçlarına yerleşir.

Halk arasında “Horasan eri” adı ile anılan bu “kolonizatör dervişler”, zaviyeler kurarak iskanı kolaylaştırmış, toplulukları yerleşik hayata geçirerek cihad ruhunu canlı tutmuşlar, yol güvenliğini temin etmişler, eğitim, ticaret, zenaat, tarım ve hayvancılık konularında kabileleri aydınlatmışlardır.

Bölgeye genellikle konar-göçer Türkmen Yörük aşiretleri “yazlık” ve “kışlak” olarak kullandığı mezralara ve “cemaat” adı verilen gruplar halinde yerleşir. Köy hayatına daha ziyade akarsu yataklarında, korunmaya ve savunmaya elverişli dağ yamacı dere içlerinde, vadilere hakim tepe yamaçlarında, eski ören yerlerinde, ulaşım yolları üzerinde olan bölgelerde geçilir.

Anadolu Selçukluları döneminde, 1310 yılında vefat eden Fatma Bacı’nın yaşadığı Bacı Köyü önemli bir idari merkez durumuna gelir. Fatma Bacı bir “ahi” büyüğü olduğu kadar aynı zamanda bir “veliyye”dir. Bölgenin hem idarecisi hem de gönül sultanıdır. Türbesinde ki Arapça kitabede “Vaktin soy yönüyle dost ve yüce insanı Fatma Bacı” ifadesi yazılıdır.

Hacı Tuğrul, Şeyh Yağmur, Hızır Şeyh, Yağan Şeyh, Şeyh Timur, Kızılca Ahmed, Kutlu Şeyh, Güvenç Şeyh, Şeyh Hacı ve Şeyh Durak gibi ulu kişiler Polatlı bölgesinde iskanı ve fetih ruhunu canlı tutan gazi-dervişlerdir.

Osmanlının kuruluşuna kadar Polatlı ve civarı, Türkmen ve ahi reisleri ile Germiyanoğulları’nın hakimiyetinde kalır. Anadolu Selçukluları döneminde, Ertuğrul Gazi ve Karakeçili aşiretinin de Ankara ”Karacadağ” bölgesinde süresi bilinmeyen konar-göçer yaşantıları vardır.

Sultan Orhan zamanında oğlu Süleyman Paşa tarafından bölge Osmanlı hakimiyetine girer. Murad Hüdâvendigâr, Ankara’yı Anadolu Eyaleti'ne bağlı bir “sancak” merkezi yapar ve Bacı kaza merkezi olur. Bacı kazası, Ankara Çayı ve Sakarya Irmağı vadisi yerleşme ağırlıklı bir idari merkezdir. Günümüzde Polatlı ilçesinin kuzey, doğu, batı ve güneybatı bölgesini kapsamaktadır.

Yıldırım Bayezid zamanında ve 1391 yılında Hacı Tuğrul Baba torunlarından Ahmet Paşa’nın oğlu Şeyh Paşa, Hacı Tuğrul Zaviyesine bir imaret yaptırır.

İkinci Murad Han’ın saltanatında Anadolu Beylerbeyi olan Karaca Bey, Basri Şeyhi bölgede yeni Türk köylerinin kurulması için görevlendirir. Çevrede güvenliğin sağlanması için Karatepe’de bulunan Polatlı Kalesi’ne asker yerleştirilir.

1530 yılında Bacı kazasında 30 köy, 40 mezra, 81 konar-göçer cemaat, 7049 hane ve takriben 26.350 nüfusu bulunmaktadır. Bu yıllarda Bacı, Şabanözü, Hacıtuğrul ve Güreş köyleri nüfusu en fazla olan yerleşmelerdir.

Bölgede 11.800 nüfuslu Ulu Yörük kabileleri ile 1325 nüfuslu Taceddünlü kabilesine bağlı cemaatler bulunur.

Ayrıca Ankara ve civarında yerleşik Türkmen cemaatlerin haricinde, “yazlık” ve “kışlak”lar da yaşayan, 56.350 nüfuslu Yörükler bulunur.

Zaman içinde Yörük kabileleri yaşadığı bölgeye göre iki gruba ayrılır. Haymana bölgesinde yaşayanlar “Haymanateyn”, Sakarya vadisi civarında yaşayanlara da “Yörükan-ı Ankara” adı verilir.

“Yörükan-ı Ankara” daha sonraki yıllarda “Yörük” kazası adını alır ve “seyyar kadılık”la idare edilir.

“Haymana kabileleri” Aydın Beğlü kabileleri dahil 36.500 nüfusa sahiptir. Polatlı cemaatide Ağdın Beğlü kabilesine bağlı bir cemaattir.

Tarihi seyir içine Polatlı bölgesinde bulunan köyler Bacı, Haymana, Sivrihisar ve Zir kazalarına bağlanır. Onaltıncı yüzyılda bölge altın çağını yaşar. Daha sonraki yıllarda köyler ve konar-göçer aileler Celali isyanlarından çok zarar görür. Bir çok köy ve kabile bölgeden başka yerlere göçer.

1845 yılında Ankara Çayı’nın suyu çekilir. Bölgede ekili tarım alanları tamamen kurur. Açlıktan ve başlayan salgın hastalıklardan sayısız insan ölür. Açlık ve salgın hastalık dolayısıyla bölgede asayiş bozulur, eşkiyalar çoğalır, köyler basılır.

1853-1856 Osmanlı-Rus Savaşı, “Doksanüç Harbi” denilen Osmanlı-Rus Savaşı, Balkan Savaşları, Birinci Dünya Savaşı, Sarıkamış Harekâtı ve Çanakkale Savaşları, Ankara vilayetinin genç nüfusunu bitirir. Yaklaşık dokuz ay süren Çanakkale savaşlarında en fazla şehit veren illerin başında da Ankara gelir.

Savaş yıllarında Kırım’dan, Balkanlardan ve Kafkaslardan Türk asıllı göçmen aileler Polatlı bölgesinde bulunan “Mir-i arazi”lere yerleştirilerek yeni köyler kurulur.

1873-1874 yılında da bölgede doğal afetler ve kıtlıklar yaşanır.

1892 yılında Anadolu demiryollarına bağlı olan İstanbul-Ankara demiryolu Polatlı’dan geçer ve Ankara’nın önemli bir ihracat iskelesi olur. 1907 yılında istasyon civarında Polatlı Belediye Dairesi kurulur. Zengin Rum tüccarları Polatlı istasyon civarına yirmiye yakın taş ambarlar yaptırır. Bölgeden satın aldıkları tarım ürünlerini burada depolayarak ihraç ederler. Sivrihisar kazasına bağlı olan Polatlı merkezli köyler, 1906 yılında Haymana kazasına bağlanır. İstasyon civarına yakın hanlar ve dükkanlar yapılır. Menteşe, Türk Polatlı ve Muhacir Polatlı köyleri istasyona en yakın köylerdir. Eskipolatlı köyüne muhacir tatar aileler iskan edilir.

Düşman devletler ile Osmanlı Devleti arasında yapılan Mondros Antlaşması’ndan sonra İngiliz ve Fransız askeri birlikleri Ankara'ya gelmeye başlar.

19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun’a limanına ulaşan Mustafa Kemal Paşa, Anadolu’da Milli Mücadeleyi resmen başlatır ve 27 Aralık 1919 Cumartesi günü Ankara’ya gelir. Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarını 100 kişilik sivil atlı suvari birliği karşılar. Bu süvari birliğine Kargalı Köyü’nden Kara Mustafa Bey, Türkoğlu Ali Ağa, Hacıtuğrullu Kara Sait ve arkadaşlarıda katılır.

İzmir’e çıkan Yunan orduları 20 Haziran 1920'de genel taarruza geçer. Bu olay üzerine Polatlı istasyonu askeri üs ve ikmal merkezi haline gelir. Birinci ve İkinci İnönü muharebeleri sonrası Temmuz ayında başlayan Yunan taarruzlarında Eskişehir-Kütahya ve Afyon işgal edilir. Türk birlikleri Yunan saldırısı karşısında Sakarya gerisine çekilir.

Polatlı istasyon yakınına geçici hastane kurulur. Buraya getirilen yaralılara acil tedavi yapılarak trenle Ankara’ya gönderilir. Peş peşe gelen gelen trenlerden inen yaralıların çoğunun üniformasındaki kan bile henüz kurumamıştır.

Bu bozgun üzerine Mustafa Kemal Paşa “Başkomutan” olur ve kendisine Büyük Millet Meclisi adına üç ay geçerli yetki verilir. Mustafa Kemal Paşa Topyekûn bir savaşı yürütebilmek için “Tekâlif-i Millîye” emirlerini yayınlar ve uygulamaya koyar.

11 Ağustos'tan itibaren, Anadolu'nun çeşitli yerlerinden at, öküz arabası, ve develerle malzemeler gelmeye başlar. Bu malzemeleri taşıyanların tamamı çocuklar, genç kızlar, kadınlar ve yaşlı erkeklerdir. Ankara’ya gelen malzeme demiryolu ile Polatlı istasyonuna ulaştırılır.

Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, diğer komutanlarla birlikte 12 Ağustos günü Ankara tren istasyonundan dualarla Polatlı'ya uğurlanır. Karargâh treni Malıköy’e gelir. Malıköy istasyonu da önemli bir merkez olur. Alagöz Çiftliği’nde Türkoğlu ailesine ait çiftlik evleri “Başkomutanlık Karargahı” olarak düzenlenir. Polatlı’da Mustafa Kemal Paşa “Komuta Kurulu” ile bir toplantı yapar.

Mustafa Kemal Paşa komutanları ile Toydemir ve Yıldıztepe mevzilerini denetledikten sonra İnler Köyü’ne gelir. Köyün güneybatısında üstü düzlük bir tepeye atlara binerek çıkarlar. Bu tepeden Ilıca vadisi tam olarak görülür. Bu tepeden doğu cihetinde bulunan “Mangal Dağı” olanca heybetiyle görülür. Bu dağın heybeti karşısında Mustafa Kemal Paşa, “Sol kanadımızı bu güzel dağa dayayalım” emrini verir. Bu tepedeki incelemeler tamamlanır ve Mustafa Kemal Paşa atına binerken atı ürker ve parlar. Paşa’nın ayağı üzengiden kayar, sol böğrü üzerine, büyük bir taşın üstüne düşer ve sol kaburga kemiklerinden biri kırılır. Mustafa Kemal Paşa, incelemelerini yarıda bırakarak Polatlı istasyonuna gelir ve trenle Ankara'ya döner.

15 Ağustos tarihinde Yunan taaruzu üzerine Mustafa Kemal Paşa doktorların yasaklamasına rağmen 17 Ağustos günü Alagöz Köyü'ndeki Başkomutanlık Karargahı'na gelir.

31 Agustos günü Yunan birlikleri Duatepe’yi işgal eder. Basritepe yamaçlarında bulunan savunma siperleri ile düşmanın ilerlemesi durdurulur. Diğer taraftan Yunan birlikleri Çaldağı ele geçirerek Haymana'nın iki kilometre güneyine kadar, bir Yunan tümenide Polatlı’nın üç kilometre yakınına kadar gelir.

Yunanlılar Ankara'ya ne zaman gireceklerini hesap ederken, Türk süvarileri cephenin her iki kanadının açığından dalarak Yunan cephesinin yüzlerce kilometre gerisine akınlar yaparak Yunan ordusunun ikmal yollarını keser.

Mustafa Kemal Paşa, Basritepe civarında bulunan birlikleri genel taarruza hazırlar ve 10 Eylül sabahı Türk birlikleri genel taarruza geçer. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Basrikale yamacındaki Tasarruttepe’den genel saldırıyı komuta eder. Kanlı süngü hücumları neticesinde öğleye doğru Duatepe’ye Türk bayrağı dikilir. Bu başarı Sakarya Meydan Muharebesi’nin seyrini değiştirir ve Yunanlılar bu saldırı üzerine geri çekilmeye başlar.

13 Eylül günü Sakarya Irmağı'nın doğusunda bir tek Yunan birliği kalmaz; bozguna uğrayan Yunan ordusu Eskişehir ve Afyon yönüne doğru geri çekilmeye başlar. 22 gün ve 22 gece aralıksız süren ve dünyanın en uzun meydan muharebesi sayılan Sakarya Meydan Muharebesi, Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlanır.

Sakarya zaferi, silahça üstün bir kuvvete karşı kazanılmış bir savunma, direnme ve tükenmeme kahramanlığıdır.

Büyük Millet Meclisi toplanır ve Başkomutan Mustafa Kemal Paşa'ya "Gazi" unvanı ile "Mareşal" rütbesi verir.

Sakarya Zaferi’nden sonra büyük taarruz için hazırlıklar yapılır. Başkomutan Mustafa Kemal Paşa Dumlupınar'dan 30 Ağustos zaferini Türk milletine müjdeler ve 9 Eylül 1922 günü Türk birlikleri İzmir’e girer.

Meclis Genel Kurulu’nda Ankara, Türkiye Hükümetinin başkenti olur. 29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edilir ve Gazi Mustafa Kemal Paşa oybirliğiyle yeni Türk Devleti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçilir.

Milli Mücadele yıllarında özellikle Sakarya Meydan Muharebesi’nde önemli bir stratejik ve ikmal merkezi olan Polatlı, Cumhuriyet’in ilanından sonra, 30 Mayıs 1926 tarih ve 788 sayılı “Teşkilat-ı Esasiye Kanunu”nun İkinci Maddesi gereğince kaza merkezi olur.

Polatlı ilçesine Ankara Merkez, Sivrihisar, Haymana, Beypazarı ve Akşehir kazalarından 73 köy bağlanır. Daha sonraki yıllarda ilçeye yeni köyler katılır.

Polatlı yakınında açıkta ve çadır altında bulunan Topçu Alayı’na binalar yapılır. 1936 yılında Toprak Mahsülleri Ofisi’nin inşaatı başlatılır. 1941 yılında Topçu Okulu binalarına, 1942 yılında da yeni istasyon binasının yapımına başlanır. 1949 yılında Polatlı-Yunak karayolu üzerinde Devlet Üretme Çiftliği kurulur. Daha sonraki yıllarda Topçu ve Füze Okulu Komutanlığı ile 58. Topçu Tugay Komutanlığı gibi askeri kuruluşlar açılır.

Günümüzde ilçenin ekonomisi büyük ölçüde tarıma, giderek gerileme eğilimi gösteren hayvancılığa, sanayi faaliyetlerine, ticarete, hizmet sektörüne dayanmaktadır.

Ankara’nın tahıl ambarı durumunda olan yörede kuru ve sulu tarım yapılır. Özellikle buğday, arpa, soğan, ayçiçeği, şeker pancarı, mısır, kimyon, kavun-karpuz ve haşhaş ekimi yapılır. Polatlı aynı zamanda Türkiye’nin ilk ihtisas borsasına sahiptir.

Demiryolu ve karayolu güzergahında bulunan ilçede sanayi gün geçtikçe gelişmekte, ülkemizin bazı önemli sanayi kuruluşları bölgede bulunmaktadır.

81 yıllık bir şehirleşme mazisine sahip olan ilçe, okulları, sağlık kurumları, park ve bahçeleri, spor salonları, kültür ve sosyal amaçlı yapıları, müze ve şehitlikleri, yeni yeşil alanları, artan nüfusu ve gelişen sosyal hayatı ile modern bir şehir görünümündedir.

Polatlı Belediye Başkanlığı’nın da her yıl 13 Eylül günü başlatılan Sakarya Savaşı Şehitlerini Anma kutlamalarıyla da milli tarihi şuuru canlı tutulmaktadır.

(Abdülkerim ERDOĞAN, Tarih İçinde Polatlı, Polatlı Belediyesi Yayınları)

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

Abdulkerim Erdoğan

a_01
a_picasa
a_fottom
a_tv

Abdülkerim Erdoğan Eserleri

asemerk
180x256-images-stories-Untitled-1

Ziyaretçi Durumu

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün91
mod_vvisit_counterDün299
mod_vvisit_counterBu Hafta390
mod_vvisit_counterBu Ay1083
mod_vvisit_counterToplam163545

Son YORUMLAR

  • İvedik
    Köyümüzle ilgili daha detaylı bilgiye hangi kitabı...
  • Yağcıhüseyin
    Öcelikle bir Ankaralı olarak böyle bir web sitesi ...
  • Karailyas
    BEN KARAİLYAS KÖYÜNDENİM BENİM KÖYÜM ANCAK BU KADA...
  • İnceöz
    ÇALIŞMALARNIZDA N DOLAYI ÇOK TEŞEKKURLER ELLERİZE ...
  • CİBİLLİ DEDE
    ELİNİZE SAĞLIK SAĞOLUN. BU GÜZEL VATAN KIYMET BİLE...